Skip to main content

Full text of "Adnan Oktar (Harun Yahya) nın Tüm Kitapları"

See other formats


t 




Bu kitapta, Islam Birligi'nin olusturulmasinin 
Miisliiman diinyasi i^in gerekliligi ve diinya bangi igin 
onemi, siyasi, sosyolojik ve ekonomik bilgiler dogrultusun- 
i ele ahnmaktadir. 

Bugiin gelinen noktada Miisliimanlann dogrudan veya dolayh 
ik, 21. yiizyildaki gelismelerde rol oynayacagi acikca goriilmek- 
tedir. Ancak elbette 6nemli olan, bu roliin, basta Islam diinyasi olmak 

tiim insanhgin faydasina olmasidir. Bu asamada ilk akla gel 
Islam diinyasinin mevcut konumu ile boyle bir rolii iistlenip iistlene- 
meyecegidir. Kuskusuz, Miisliimanlar bu sorumlulugu iistlenecek yet- 
kinlige ve bilince sahiptirler. Miisliimanlar, Peygamberimiz Hz. Mu 
hammed (sav)'in devrinden bu yana, insanliga; akil, bilim, diisiince 
sanat, kiiltiir, medeniyet gibi alanlarda onciiliik etmis, "insanlann hay- 
n"na dev eserler ortaya koymuflardir. Diinyaya bilimi, akilcihgi, tibbi, 
sanah, temizligi ve diger pek qok hasleti Miisliimanlar ogretmistir. Ku- 
ran'in nurundan ve hikmetinden kaynaklanan bu Islami yiikselifi tek- 
rar baglatmak iqin, geqmiste oldugu gibi bugiin de Miisliimanlann Ku- 
ran ahlakim ve Peygamber Efendimiz (sav)'in siinnetini temel alan bir 
yol gostericilige ihtiyaqlan vardir. 

Bunun icin Islam diinyasinin aciliyetle qoziime kavusturulmasi 
gereken cok hayati ve temel bir sorunu vardir: Miisliimanlann birlik 
halinde olmamalan. Diinya Miisliimanlannin, giiclii ve aktif bir Is- 
lam Birligi saglayamami§ olmalan, giiniimiizde ya§ anan qefitli sorun- 
lann temelinde yer alan onemli bir eksikliktir. Giiclii bir birlik sag- 
landiginda bugiin yasanan sorunlann benzerleriyle ya hie kargilagil- 
mayacak ya da karsilasilan tiim sorunlar tahmin edilenden qok daha 
kisa siire iqinde coziime kavufturulacaktir. 

Islam Birligi'nin saglanmasi hem Miisliimanlara refah ve bolluk 
getirecek, hem de tiim insanlann huzur ve giivenlik iqinde birarada 
yasayabilecekleri istikrarh bir ortamin tesis edilmesine araci olacak- 



* 



— *-- * — -*— 1 m Jfci ,frt iff 1 1 1 fc> ^- - ^ -^*^Hw-fclfc ^ h.-jt, 




I 



-. •■■'" '■' > ' 



r^ 



! 



l^^jdJ. 



o^ 










iHMiii 



attHH 



■ 'I 

i 



% 



% 
% 



&wttfo<^w&ww n v:i?&2& 






Si 



i 



'¥, 



M 




Bu kitapta kullamlan ayetler, 
Ali Bulaq'm hazirladigi 

Kerim ve Tiirkqe Anlami 
almmistir. 



ARA§TIRMA 

Y A Y I N C I L I K 

Belediye Caddesi 

Liman Is Merkezi No: 64 

Sefakoy- Istanbul 



Baski: Secil Ofset 

100 Yil Mahallesi MAS-SIT Matbaacilar Sites 

4. Cadde No: 77 Bagcilar-lstanbul 

Tel: (0 212) 629 06 15 



harunyahya.org - 




1A ^%J g ^i^%J g ^i^^sj r % ? ^ J : ^>r% 7 ^: •-„ ^ 







~1 




fiMIGI'NE 
CAGKI 




! 



! 



HARUN YAHYA 

Affasfos, 2003 



warn 



mmmmm 






4 * J 







I 



Yazar <}(akk\nda 



Harun Yahya miistear ismini kullanan yazar, 1956 yilmda Ankara'da 
dogdu. Ilk, orta ve lise ogrenimini Ankara'da tamamladi. Daha sonra Istan- 
bul Mimar Sinan Universitesi Giizel Sanatlar Fakiiltesi'nde ve Istanbul 
Universitesi Felsefe Bolumii'nde ogrenim gordii. 1980'li yillardan bu yana, 
imani, bilimsel ve siyasi konularda pek cpk eser hazirladi. Bunlarm yam si- 
ra, yazarm evrimcilerin sahtekarhklarmi, iddialarmm gecersizligini ve Dar- 
winizm'in kanli ideolojilerle olan karanlik baglantilanm ortaya koyan cpk 
onemli eserleri bulunmaktadir. 

Yazarm miistear ismi, inkarci diisiinceye karsi miicadele eden iki pey- 
gamberin hatiralarma hiirmeten, isimlerini yad etmek icm Harun ve Yah- 
ya isimlerinden olusturulmustur. Yazar tarafmdan kitaplarm kapagmda 
Resulullah'm miihriiniin kullamlmis olmasmm sembolik anlami ise, ki- 
taplarm ice r. Bu miihiir, Kuran-i Kerim'in Allah'm son Kita- 
b'l ve son sozii, Peygamberimiz (sav)'in de hatem-iil enbiya olmasim rem- 
zetmektedir. Yazar da, yaymladigi tiim cahsmalarmda, Kuran'i ve Resu- 
lullah'm siinnetini kendine rehber edinmistir. Bu suretle, inkarci diisiince 
sistemlerinin tiim temel iddialanm tek tek ctiriitmeyi ve dine karsi yonel- 
tilen itirazlan tarn olarak susturacak "son soz"ii soylemeyi hedeflemekte- 
dir. (Jok biiyiik bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'm miihrii, bu 
son sozii soyleme niyetinin bir duasi olarak kullamlmistir. 

Yazarm tiim cahsmalarmdaki ortak hedef, Kuran'in tebligini diinyaya 
ulastirmak, boylelikle insanlan Allah'm varligi, birligi ve ahiret gibi temel 
imani konular iizerinde diisiinmeye sevk etmek ve inkarci sistemlerin cu- 
riik temellerini ve sapkm uygulamalarim gozler oniine sermektir. 

Nitekim Harun Yahya'mn eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, Ingilte- 
re'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, Ispanya'dan Brezil- 
ya'ya, Malezya'dan Italya'ya, Fransa'dan Bulgaristan'a ve Rusya'ya kadar 
diinyamn daha pek cpk iilkesinde begeniyle okunmaktadir. Ingilizce, 
Fransizca, Almanca, Italyanca, Ispanyolca, Portekizce, Urduca, Arapca, 
Arnavutca, Rusca, Bosnakca, Uygurca, Endonezyaca, Malayca, Bengoli, 
Sirpca, Bulgarca, (Jince, Kishwahili (Tanzanya'da kullamhyor), Hausa 
(Afrika'da yaygin olarak kullamhyor), Dhivelhi (Mauritus'ta kullamh- 
yor), Danimarkaca ve Isvecce gibi pek cpk dile cevrilen eserler, yurt dism- 
da genis bir okuyucu kitlesi tarafmdan takip edilmektedir. 

Diinyamn dort bir yamnda olaganiistii takdir toplayan bu eserler pek 
cpk insamn iman etmesine, pek cpgunun da imanmda derinlesmesine ve- 
sile olmaktadir. Kitaplan okuyan, inceleyen her kisi, bu eserlerdeki hik- 



^ssigs&ssgsis^&is^ies^e 






metli, ozlii, kolay anlasilir ve samimi iislubun, akilci ve ilmi yaklasimm 
farkma varmaktadir. Bu eserler siiratli etki etme, kesin netice verme, iti- 
raz edilemezlik, curutiilemezlik ozellikleri tasimaktadir. Bu eserleri oku- 
yan ve iizerinde ciddi biqimde diisiinen insanlarm, artik materyalist fel- 
sefeyi, ateizmi ve diger sapkm goriis ve felsefelerin hicbirini samimi ola- 
rak savunabilmeleri miimkiin degildir. Bundan sonra savunsalar da an- 
cak duygusal bir inatla savunacaklardir, cunkil fikri dayanaklan curii- 
tulmustiir. Qagimizdaki tiim inkarci akimlar, Harun Yahya kiilliyati kar- 
sismda fikren maglup olmuslardir. 

Kuskusuz bu ozellikler, Kuran'm hikmet ve anlatim carpicihgmdan 
kaynaklanmaktadir. Yazarm kendisi bu eserlerden dolayi bir oviinme 
icmde degildir, yalmzca Allah'in hidayetine vesile olmaya niyet etmistir. 
Aynca bu eserlerin basimmda ve yaymlanmasmda herhangi bir maddi 
kazanc hedeflenmemektedir. 

Bu gercekler goz oniinde bulunduruldugunda, insanlarm gormedikle- 
rini gormelerini saglayan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmasi- 
m tesvik etmenin de, cok onemli bir hizmet oldugu ortaya qikmaktadir. 

Bu degerli eserleri tamtmak yerine, insanlarm zihinlerini bulandiran, 
fikri karmasa meydana getiren, kusku ve tereddiitleri dagitmada, imam 
kurtarmada giiclii ve keskin bir etkisi olmadigi genel tecriibe ile sabit 
olan kitaplan yaymak ise, emek ve zaman kaybma neden olacaktir. Ima- 
m kurtarma amacmdan ziyade, yazarmm edebi giiciinu vurgulamaya 
yonelik eserlerde bu etkinin elde edilemeyecegi agiktir. Bu konuda kus- 
kusu olanlar varsa, Harun Yahya'nm eserlerinin tek amacimn din 
curiitmek ve Kuran ahlakmi yaymak oldugunu, bu hizmetteki etki, ba- 
sari ve samimiyetin acikca g kuyucularm genel kanaatin- 

den anlayabilirler. 

Bilinmelidir ki, diinya iizerindeki zulum ve karmasalarm, Miislu- 
manlarm cektikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizligin fikri hakimiyeti- 
dir. Bunlardan kurtulmanm yolu ise, dinsizligin fikren maglup edilme- 
si, iman hakikatlerinin ortaya konmasi ve Kuran ahlakmm, insanlarm 
kavrayip yasayabilecekleri sekilde anlatilmasidir. Diinyanm giinden gii- 
ne daha fazla icine cekilmek istendigi zuliim, fesat ve kargasa ortami 
dikkate almdigmda bu hizmetin elden geldigince hizli ve etkili bir bi- 
qimde yapilmasi gerektigi aciktir. Aksi halde cok gee kalmabilir. 

Bu onemli hizmette oncii rolu iistlenmis olan Harun Yahya kiilliyati, 
Allah'in izniyle, 21. yiizyilda diinya insanlanm Kuran'da tarif edilen hu- 
zur ve barisa, dogruluk ve adalete, giizellik ve mutluluga tasimaya bir 
vesile olacaktir. 









a EfPesreypsasis a 




f Ofcuyucuya 



I • Bu kitapta ve diger cahsmalarimizda evrim te- v 

\ \i orisinin cokiisiine ozel bir yer ayrilmasinin nede- M 

. • t ni, bu teorinin her tiirlu din aleyhtari felsefenin te- H 

IHr melini olusturmasidir. Yaratilisi ve dolayisiyla H 

9K Allah'rn varhgini inkar eden Darwinizm, 140 yildir fl 

Bt pek cok insanin imanini kaybetmesine ya da kusku- Q 

9r ya diismesine neden olmustur. Dolayisiyla bu teori- V 

IT nin bir aldatmaca oldugunu gozler oniine sermek cok « 

onemli bir imani gorevdir. Bu onemli hizmetin tiim in- Q 



KP 



I sanlarrmiza ulastirilabilmesi ise zorunludur. Kimi oku- 
yucularrmiz belki tek bir kitabrmizi okuma imkani bula- jt 
bilir. Bu nedenle her kitabrmizda bu konuya ozet de olsa J 
bir boliim ayrilmasi uygun goriilmustiir. 

• Belirtilmesi gereken bir diger husus, bu kitaplarin iqerigi H 

ile ilgilidir. Yazarin tiim kitaplarinda imani konular, Kuran B 

ayetleri dogrultusunda anlatilmakta, insanlar Allah'm ayetlerini ^ 

1 ogrenmeye ve yasamaya davet edilmektedir. Allah'm ayetleri ile fl 

ilgili tiim konular, okuyanin aklmda hicbir siiphe veya soru isare- | 

ti birakmayacak sekilde aciklanmaktadir. 

Bu anlatim sirasinda kullanilan samimi, sade ve akici iislup ise kitap- 
larin yediden yetmise herkes tarafindan rahatca anlasilmasini saglamak- 
tadir. Bu etkili ve yalm anlatmi sayesinde, kitaplar "bir solukta okunan ki- 
taplar" deyimine tarn olarak uymaktadir. Dini reddetme konusunda kesin 
rr sergileyen insanlar dahi, bu kitaplarda anlatilan gerqeklerden etki- 
lenmekte ve anlatilanlarin dogrulugunu inkar edememektedirler. 
• Bu kitap ve yazarin diger eserleri, okuyucular tarafindan bizzat okunabilecegi 
gibi, karsilikh bir sohbet ortami seklinde de okunabilir. Bu kitaplardan istifade < 
mek isteyen bir grup okuyucunun kitaplari birarada okumalari, konuyla ilgili kendi 
tefekkiir ve tecriibelerini de birbirlerine aktarmalari acisindan yararh olacaktir. 

• Bunun yaninda, sadece Allah rizasi iqin yazilmis olan bu kitaplarm tamnmasina ve 
okunmasina katkida bulunmak da biiyiik bir hizmet olacaktir. Qiinkii yazarin tiim 
kitaplarinda ispat ve ikna edici yon son derece giiqludiir. Bu sebeple dini anlatmak 
isteyenler iqin en etkili yontem, bu kitaplarin diger insanlar tarafindan da okunma- 
sinin tesvik edilmesidir. 

• Kitaplarin arkasina yazarin diger eserlerinin tamtimlarinin eklenmesinin ise 
onemli sebepleri vardir. Bu sayede kitabi eline alan kisi, yukarida s6z ettigimiz ozel- 
likleri tasiyan ve okumaktan hoslandigini umdugumuz bu kitapla ayni vasiflara sa- 
hip daha bircok eser oldugunu gorecektir. Imani ve siyasi konularda yararlanabile- 
cegi zengin bir kaynak birikiminin bulunduguna sahit olacaktir. 

• Bu eserlerde, diger bazi eserlerde goriilen, yazarin sail si kanaatlerine, siipheli kay- 
naklara dayali izahlara, mukaddesata karsi gereken adaba ve saygiya dikkat edilme- 
yen iisluplara, burkuntu veren iimitsiz, supheci ve ye'se siiriikleyen anlatimlara rast- 
lay; 




HUM 



IM 






asg&s*3Kaeasas£% 








ISLAM 
CAfiffl 




! 



\ 



HARUN YAHYA 



mtm 



mmmammmmm 






.-»..• 








IgtNDEKlLER 

onsoz 

ISLAM: DflNYAYl AYDINUTAN l$tK 

M£DEN ISLAM MRLlCI 

NASlLltSUiUMiJitLlCI? 

ISLAM lilLLtClMOSiOMAUlAlA 
NUtR KAZANDlRACAItf 

AbU, OUTADOCU Vt ISLAM BIRLlCl 

liUM BlfcLlCl'hilh 

IATI UUNiAM K\H CtKtKLlLlCl 

ISLAM ALEIL1CJ MQJDES1 
SQNUt 

EVUlM YAMLG15I 



*22%S&XS%3M 





I 


,, 1 


lu« 


22 .1 


62 | 


(14 '■ 


1 


162 9 




m m 


I 


-»'M 


2B2 1 


-"?■ 


!mifl 


^^^^^^| 



JZT 



SUM fUrugI'we; cacjh 






*»."" "TPP" 

ONSOZ 



Oldukca genis bir cografyayi ve 1.2 milyar 
Miisliimani kapsayan Islam dunyasinin temel ihtiyac- 
lanndan biri olan "Islam Birligi"ni ele aldigimiz bu ki- 
tabimizda, boyle bir birlik olusturulmasinin gereklili- 
gi ve aciliyeti uzerinde duracagiz. 

Bugiin Islam dunyasinin durumu degerlendiril- 
diginde ilk dikkati cekecek ozelliklerden birisi, Miis- 
liimanlann kendi aralanndaki pargalanmighgi ola- 
caktir. Kimi Islam iilkeleri arasinda derin anlasmazhk 
ve ihtilaflar vardir. Hatta yakin gecmiste, Iran-Irak Sa- 
vasi, Irak'in Kuveyt'i isgali, Pakistan-Banglades Sava- 
si gibi Miisliiman iilkeler arasinda gecen savaslar ya- 
sanmistir. Miisliiman iilkelerde cogunlukla etnik ve 
siyasi sorunlar nedeniyle yasanan ic savas ve catisma- 
lar da -ornegin Afganistan'da, Yemen'de, Liibnan'da, 
Irak'ta veya Cezayir'de oldugu gibi- Islam diinyasi- 
nin, olmasi gerektigi gibi olmadigini gostermektedir. 
Ote yandan Islam diinyasinin dort bir yanmda birbi- 
rinden son derece farkli dini yorumlar, goriisler ve 
modeller hakimdir. Neyin gercekten Islam'a uygun 
neyin de aykin oldugunu belirleyecek, bu konuda 
diinya Miisliimanlannin geneline yon verecek, onlan 
uzlastirabilecek merkezi bir otorite yoktur. Katolikle- 
rin Vatikan'i, Ortodoks Hiristiyanlann Patrikhaneleri 



*^MJ**WJ*^WUfr m *i&Ba!g& 



l' AW a 



vardir, ama Islam diinyasinda dini bir birlik ve mer- 
kez bulunmamaktadir. 

Oysa Islam ahlakinin oziinde birlik vardir. Pey- 

gamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in vefatinm ar- 

* dindan, Islam diinyasi hep Hilafet makami tarafin- 

dan yonlendirilmis, bu makam Musliimanlarin dini 

konulardaki yol gostericisi olmustur. 

Gunumiizde de Islam diinyasinin tumiine yol 
gosterecek cagdas bir merkezi otorite kurulabilir. 
Demokratik esaslara ve hukukun ustunliigii prensi- 
bine dayanan merkezi bir islami otoritenin ve bir Is- 
lam Birligi'nin kurulmasi Islam diinyasinin mevcut 
sorunlannin giderilmesinde cok onemli bir adim 
olacaktir. 

Kitabm ilerleyen boliimlerinde detayh olarak 
ele alacagimiz gibi, soz konusu Islam Birligi; 

1) Islam diinyasinin tumiine hitap edebilmeli, 
dolayisiyla en temel islami degerlere ve esaslara da- 
yanmali, belirli bir mezhebin veya tarikatin tem- 
silcisi olmamahdir. 

2) Insan haklanna, demokrasiye, serbest giri- 
§imcilige destek vermeli, islam diinyasinin ekono- 
mik, kiiltiirel ve bilimsel yonden kalkinmasmi temel 
hedef olarak belirlemelidir. 

3) Diger iilkeler ve medeniyetlerle son derece 
ban§<;il ve uyumlu ili§kiler kurmah, kitle imha si- 
lahlannm kontrolii, terorizm, uluslararasi sue, cevre 
gibi konularda uluslararasi topluluk ve Birlesmis 
Milletler ile is birligi yapmalidir. 



,3fc3*S*SK95 



I 



■*^"^&<~te 



rr p w * f '- 



[j^xsgaGsaEa 



4) Islam diinyasindaki azinhklann (ornegin Yahudi ve Hiris- 
tiyanlarm) ve Islam iilkelerine gelen yabancilann haklarimn ko- 
runmasi, kendilerine giivenlik saglanmasi ve saygi gosterilmesi 
gibi konulan oncelikli olarak ele almali, dinlerarasi diyalog ve i§ 
birligine onem vermelidir. 

5) Filistin, Kesmir, Moro gibi, Miisliimanlar ile Miisliiman 
olmayan halklan karsi karsiya getiren sorunlara; her iki taraf icin 
de bazi kazanclar ve bazi tavizler ongoren, adil ve ban^gil qo- 
ziimler getirilmesine onem vermelidir. Hem Musliimanlarin 
haklarmi savunmali hem de soz konusu sorunlarm, Islam diin- 
yasindaki bazi radikal unsurlar tarafindan cozumsuzliige itilme- 
sine mani olmahdir. 

Islam diinyasmin boylesine akilci, sagduyulu ve adil bir li- 
k ' j Hf •> derlige kavusmasi, hem bugiin pek epk sorunla karsi karsiya bu- 
lunan 1.2 milyar Miisliiman icin, hem de diinyanin turn diger in- 



»< 









>: 



■SZJ& 







^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



sanlan icin 90k hayirli olacaktir. Kuran ahlakina dayali olarak 
kurulacak bir Islam Birligi, tiim dunyanm adalet ve giivenlik 
bulmasma, Kuran ahlakinin getirdigi tavir mukemmeligi 
sayesinde huzurun yerlesmesine araci olacaktir. Miisliimanlar, 
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in devrinden bu yana, in- 
sanliga; akil, bilim, diisiince, sanat, kiiltiir, medeniyet gibi alan- 
larda onciiliik etmis, "insanlann hayn"na dev eserler ortaya koy- 
muslardir. 

Avrupa Ortacag'm karanligmda iken, diinyaya bilimi, akilci- 
ligi, tibbi, sanati, temizligi ve diger pek cok hasleti Musliimanlar 
ogretmistir. Kuran'in nurundan ve hikmetinden kaynaklanan bu 
Islami yiikseli§i tekrar ba§latmak iqin, gecmiste oldugu gibi bu- 
giin de Miisliimanlann Kuran ahlakim ve Peygamber Efendimi- 
zin siinnetini temel alan bir yol gostericilige ihtiyaclan vardir. 

Bu proje nasil hayata gecirilebilir? Bu soruyu ilerle- 
yen boliimlerde inceleyecegiz. Ancak oncelikle bu 
konuda tiim Islam iilkelerinin yaninda Tiirki- 
ye'ye biiyiik bir rol diistiigiinii belirtmek 
gerekir. (^iinkii Tiirkiye, soziinii ettigi- 
miz manada bir Is- 
lam Birligi'ni 
kurmus ve 5 
yiizyildan 
\ uzun bir sure 
basariyla ida- 
re etmis olan Osmanli Impa- 
ratorlugu'nun mirascisidir. Bu 
sorumlulugu tekrar iistlenebile- 
cek bir toplumsal alt yapiya ve 
devlet gelenegine sahiptir. Dahasi 
Tiirkiye, Islam diinyasimn Bati ile 




>Si v a >"^.'>S>'^ ^.r '^^^.v^,^ 



^»>fov*^>ESg5gr 



imtPH i hmw 



iliskileri en gelismis iilkesidir ki, bu Bati ile Islam dunyasmdaki 
sorunlarm coziimiinde arabuluculuk yapabilmesine olanak sag- 
lar. Tiirkiye'nin tarihsel olarak hosgoriilu ve mutedil bir anlayisa 
sahip olmasi; Tiirkiye'nin Islam diinyasinda dar bir mezhebi de- 
gil, diinya Miisliimanlarinm biiyiik cogunlugunun izledigi Ehli 
Siinnet inancini temsil etmesi de, onu Islam Birligi'ne onderlik et- 
meye aday kilan onemli bir vasiftir. 

Son olarak belirtmek gerekir ki, bu kitapta ele ahnan qb- 
ziimlerin ivedilikle hayata gegirilmesi son derece onemlidir. 
(^iinku Islam diinyasi ile Bati arasinda bir "medeniyetler catisma- 
si" tehlikesi her gecen giin biiyumektedir. Islam Birligi'nin kurul- 
masi ile birlikte bu tehlike tamamen ortadan kalkacaktrr. Tarihte 
yasanan tecriibeler acikca gostermektedir ki, farkh medeniyet- 
lerin birarada yasamasi, mutlaka bir gerilim ve catisma nedeni 
degildir. Farkh kiiltiirleri birarada barmdiran bir devlet, biin- 
yesinde farkhhklar oldugu icin degil, bu farkhhklan idare edis 
-ya da edemeyis- tarzi nedeniyle sorunlarla karsilasmaktadir. Ya 
da yan yana gelen medeniyetler, birbirlerine karsi hosgoriilii olup 
olmamalarma, kendi iclerindeki hosgoriisiiz unsurlan kontrol al- 
tma ahp alamamalarma gore, catisma veya bans ve is birligi 
yolunu secmektedirler. Giiniimiizde de hosgorii ve uzlasi yerine, 
hem Bati'da hem de Islam diinyasinda, diismanhk ve catismayi 
secmek isteyenler vardir. Bunlar nedeniyle Islam ve Musliimanlar 
hakkindaki bazi yanhs anlama ve on yargilar devam etmekte ve 
bu, Islam diinyasi icin birtakim zorluklar olusturmaktadir. 
Batihlar ise, cesitli yanhs anlasilmalar nedeniyle gereksiz yere 
tedirginlik duymaktadirlar. Tiim bu sikintilan ortadan kaldiracak 
bir qoziime cok acil olarak ihtiyac, vardir. 

Iste bu kitapta ortaya koyacagimiz gibi, bu tehlikeli catisma 
egiliminin oniiniin alinmasinda, Islam iilkelerinin birlikte 
hareket etmesinin, yani "Islam Birligi"nin biiyiik rolii olacaktir. 



JV^Vi^l^'V^^^V^'A^'SS 




Medeniyetler arasi bir catismayi on- 

gorenlerin, yeiyiiziiiide dafia cok kan 
dokiilm ha cok kayiplar 

verilmesine tiedi in aciktir. 

islam BirligVnin olustundmasi, ca- 
tisma taraftarlaniiui bm'mdeki en 
onemli engellerden bin olacaktir. 




mm i 




s 




!.?* 




1 








1 


- 








Jj£ 


1^'^'^^J 


rjLl£*^ 


'M 





I 

1 

■'■•- 



20. yuzyihn baslannda Osmanli imparatorlugu'nun 
yikilmasi, Islam diinyasinin 20. yiizyildaki konumunu be- 
lirleyen onemli bir etkendi. Osmanli imparatorlugu'nun 
yikintilan arasindan onlarca farkli devlet ve halk cikh. An- 
cak hemen hicbiri, Osmanli donemindeki huzur ve istikra- 
ra bir daha kavusamadi. 

21 . yiizyila girdigimiz su giinlerde diinyamn pek cok 
bolgesinde coziim bekleyen sorunlar, iizerinde uzlasma 
saglanmasi gereken cesitli anlasmazliklar halen devam 
ediyor. 20. yiizyilin basmda bozulan dengelerin tarn anla- 
miyla yeniden kurulamamis olmasi, cogunlugu Islam 
diinyasi icinde yer alan cesitli hassas alanlar ve bolgeler 
olusturmus durumda. Bu sorunlann bir kismi iizerinde 
gecici mutabakat saglandi, bazi bolgelerde ise sicak catis- 
malar veya gerginlikler siiriiyor. 

Giiniimiizde coziim bekleyen konularm onemli bir kis- 
mi, Musliimanlann yogun olarak yasadigi topraklan (Filis- 
tin, Kesmir gibi) dogrudan ilgilendirmektedir. Bunun yam 
sira, son donemde sesleri gittikce yiikselen "medeniyetler 
arasi catisma" savunucularinin Miisliimanlan itham eden 
propagandalan nedeniyle, Islam diinyasi, cesitli cevreler ta- 
rafindan hedef gosterilmeye calisilmaktadrr. Bu da gereksiz 
ve suni bir gerginligin dogmasina, tedirginligin artmasma 
neden olmaktadir. Tiim bunlar, Musliimanlann 21 . yiizyilda 
nasil bir strateji izlemeleri gerektigi sorusunu bir kez daha 
giindeme getirmektedir. 




1 
■ 



■ 



1 1* ^ri^^ft^^ 

— — --- - - -- - - 







i 



Bu stratejinin dogru belirlenebilmesi icin, oncelikle Islam 
diinyasimn bugiin icinde bulundugu durumu iyi anlamak gerek- 
mektedir. Yapilacak dogru tespitler, belirlenecek stratejinin temel 
dayanak noktasini olusturacak, alinacak kararlarm isabetli olma- 
smi saglayacaktir. 

Islam uygarligi, Osmanhlar, Safeviler ve Mogullar gibi uc 
biiyiik imparatorluk tarafindan temsil edildigi 16. ve 17. yiizyil- 
da, Asya, Afrika ve Avrupa'nin egemen giiciiydii. Hindistan'da 
Mogul imparatorlugu vardi. Iran ve cevresinde Safevi Devleti 
hiikiim siiriiyordu. Uciincii ve en biiyiik imparatorluk ise, turn 
Balkan Yarimadasim, Anadolu'yu, Mezopotamya'yi, Arap Yan- 
madasmi ve Kuzey Afrika'yi yoneten biiyiik Osmanh Devle- 
ti'ydi. Ancak bu Islami egemenlik giderek kiiciildii ve zayifladi. 
Ilk olarak 18. yiizyilda Mogul Imparatorlugu yikildi. Bu, Giiney 
Asya Miisliimanlan icin yeni bir donemin baslangici oldu; Hin- 
distan alt kitasi Ingiliz Somiirge Yonetimi'nin hakimiyetine girdi. 
Hindicini olarak bilinen bolge de Fransizlar tarafindan somiirge- 
lestirildi. Safevi Imparatorlugu 'nun halefi olan Kacar Hanedani 
1920'lere kadar varligini devam ettirdi, ancak otoritesini ve etkin- 
ligini coktan yitirmisti. Zaman icinde Ingiltere ve Rusya'nm ha- 
kimiyetine girdi. Bu arada Osmanh Imparatorlugu da ardi ardi- 
na gelen toprak kayiplanyla birlikte gittikce zayiflamisti. 600 yil 
boyunca, Islam diinyasinin en genis ve en etkili devlet sistemini 
olusturan Osmanh imparatorlugu, I. Diinya Savasi ile birlikte ta- 
mamen yikildi. 

Osmanh'nin yikilmasi basta Ortadogu ve Arap Yanmadasi- 
nm bazi bolgeleri olmak iizere, Islam cografyasinda tarihi degi- 
sikliklerin yasanmasina neden oldu. Bolgeye yabanci olan giicler 
tarafindan kurulan ulus-devletler, bu topraklarda 20. yiizyil bo- 
yunca devam edecek olan huzursuzluklarm ve gerilimin temel 
nedeni oldu. Koklii bir medeniyetin kurucusu olan Islam diinya- 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



smda, ice kapanma siireci basladi. Sadece Ortadogu'da degil, Ku- 
zey Afrika'da, Giiney Asya'da Miisliimanlar somurgeci gii^ler ta- 
rafindan ezildi. Bu iilkelerin biiyiik gogunlugu ancak 20. yuzyi- 
hn ikinci yansmda bagimsizliklarim kazanabildiler. Bagimsizlik- 
lanni kazanma siirecleri de Cezayir gibi pek gok iilkede, gok kan- 
li oldu. Milyonlarca masum insan hayatini kaybetti, pek cogu uy- 
gulanan iskence ve zuliim nedeniyle sakat kaldi. Bu bolgelerde, 
somurgeci giiclerin cekilmesinin ardindan da huzur ve guvenlik 
tarn anlami ile saglanamadi. Kisaca, 20. yiizyil Islam diinyasmm 
cogunlugu icin, catismalarla, kavgalarla, yokluk ve yoksullukla 
gecen bir yiizyil oldu. 

Ancak Islam diinyasi her zaman bu konumda degildi. 

Aksine, gectigimiz iki bin yihn tarihi incelendiginde, ortaya 
giiniimiizden cok daha farkh bir tablo gikmaktadir: Insanlik tari- 
hindeki en biiyiik kiiltiirel ve bilimsel yiikselis, Islam'la gercek- 
lesmistir. Bati diinyasi heniiz karanlik icindeyken, Miisliimanlar 
diinyanm en goz kamastinci medeniyetini kurmus, Islam ahlaki 
diinyayi aydinlatan lsik olmustur. 




if 



Mogul Siillam Sail Abbas I aduia diizenleii, 



^..yjv-v .y>*yv' ,.v^.vx^.g 






ISLAM BfcMGlmtAGRI 




; ISTA NBUL g 

OS MANLI g 

[PARATORLUGU ^SAFEVI 

MMPARATOR 

4. 



7*b 






Ug biiyiik Islam 

Imparatorlugu 'nun, 

Safevilerin, Mogullarin ve 

Osmanhlarin sinirlarim 

gosteren harita. 






1 






mmmimmmmmmm 









™Z&&* 



Lvwvvj^'v^v^'v^y^j>^'wj^ ^^>'j 




1 



§ 

- 



1 

li 



Islam dini bundan 14 asir once Arabistan Yanmada- 
sinda dogdu. Allah'in, Hz. Muhammed (sav)'e Kuran'i 
vahyetmesi ve insanlara Islam ahlakmi bildirmesiyle, 
siddet, barbarlik ve cehalet icindeki Arap toplumu bans, 
akil ve medeniyeti ogrendi. 

Islam'm dogdugu 7. yuzyihn baslannda, Arabistan 
diinyamn en karmasik bolgelerinden biriydi. Bu toprak- 
larda pek cok farkli kabile yasiyor, her biri ayn bir puta 
tapiyordu. Sapkin dinleri ve putlan ugruna birbirleri ile 
savasir, kan doker, hatta cocuklanni dahi oldurebilecek 
kadar vahsilesirlerdi. Bu batil sistemde sevgi, merhamet, 
yumusak huyluluk degil, acimasizlik, nefret ve siddet 
makbul goriilurdu. Kadinlar asagi varliklar sayilir, fakir- 
ler ve koleler alabildigine ezilirlerdi. 

Bu karanlik ve kanh diinya, Islam ahlakiyla birlikte 
tamamen degisti. Ustelik yalnizca Araplar degil, daha 
pek cok millet Islam ahlakinin lsigiyla aydinlandi. Is- 
lam'in indirilmesi ile birlikte, bilimde, kultiirde, diisiin- 
cede ve sanatta daha once esine az rastlanan bir yiikselis 
yasandi. 

Allah'in, Peygamber Efendimiz (sav)'e vahyettigi; 
"Yaratan Rabbin adiyla oku. O, insani bir alaktan yarat- 
ti. Oku, Rabbin en biiyiik kerem sahibidir; ki O, ka- 
lemle (yazmayi) ogretendir. Insana bilmedigini ogret- 
ti." (Alak Suresi, 1-5) ayetleriyle, karanlik bir cehalet ve 
kanh bir siddet dongiisii icindeki Araplar, ilk kez oku- 
maya ve dusiinmeye davet edildiler. 



SfeiK 






8: 

CVS: 



So 



t -^^i^^si^^rH^^^F^^ 



Arap toplumunun yapisi Islam'la birlikte ta- 
mamen degismeye basladi. Ornegin; Arap adetleri, 
savaslarda esir alman herkesin oldiiriilmesini ge- 
rektirirdi. Oysa Peygamber Efendimiz, Allah'in 
vahyettigi hiikiimler geregince, esirlere iyi davra- 
nilmasini, Musliimanlarm kendi yemeklerinden 
onlara da vermelerini emretti. Kuran'da "Kendile- 
ri, ona duyduklan sevgiye ragmen yemegi, yok- 
sula, yetime ve esire yedirirler." (Insan Suresi, 8) 
ayetiyle miiminlerin bu ozellikleri bildirilmektey- 
di. Esir alman insanlardan istenen ise, eger okuma- 
yazma biliyorlar ise bunu, bilmeyen Miisliimanlara 
ogretmeleriydi. Arabistan topraklan, belki binlerce 
yildir ilk kez merhamete, bagislayiciliga ve mede- 
liyete tanik oluyor, insanlik tarihinin gordiigii en 
\ biiyiik kiiltiirel yiikselislerden biri yasaniyordu. 

Yillar ilerledikce, Islam'in adaleti ve yiiksek 
ahlaki, Arabistan'da dalga dalga yayildi. Muslii- 
manlarm adaleti, mertligi ve kararhhgi, pek cok 
Afap kabilesinin Islam'a girmesine araci oldu. Kar- 
si konulamaz bir giice ulasan Islam ordusu, 630 yi- 
linda Mekke'ye yuriidii. Mekke'nin putperestleri, 
yaptiklan onca zalimlikten sonra, Musliimanlarm 
kendilerinden intikam alacagindan korkuyorlardi. 
Araplann adetlerine gore, bir savasta yenilen kabi- 
lenin erkekleri kilictan gecirilir, kadin ve cocuklan 
kole yapihrdi. Mekke'nin putperestleri, baslarma 
bunun geleceginden emindiler. Ama Allah'in son- 
suz merhameti, Hz. Muhammed (sav) iizerinde te- 
celli ediyordu. Peygamberimiz (sav) hicbir Mekke- 
liden intikam alinmayacagini ve kimsenin Miislii- 



■ranMM 



gSJggl.^^Bgggggg 



X3K3tG*3K&£i£& 



man olmak icin zorlanmayacagmi ilan ettirdi. Bu biiyiik affedici- 
lik ve hosgoru, Batih tarihcilerin de dikkatini cekmistir. Haver- 
ford Universitesi ogretim gorevlilerinden Micheal Sells, Peygam- 
berimiz (sav)'in bu iistiin ahlakim soyle ifade etmektedir: 

Hz. Muhammed (• Ide kan- 

le fie yildir sa- 

va§makta olan ve keiidisini yok eline] Mekkelileri 

uli. Bu. o den in in duici bir 

darraiusti. Dolayisiyla burada, bir dinin kiiriiliisiinda, biiyiik 
re nierhainet yer 
ladir. 1 

Onemli olan Mekkelilerin batil inanclarrnin ortadan kaldrril- 
masiydi. Kenti alan Musliimanlar dogrudan Kabe'ye yoneldiler. 
Ardindan kutsal mabede girildi ve icindeki putlar parcalandi. Bu 
putlarla birlikte, Mekkelilerin sapkin inanislan ve onlar adina yapi- 
lan turn zuliim, adaletsizlik, barbarlik ve vahset de yok edildi. Ku- 
ran ahlakryla egitilen Arabistan'da, cahiliye doneminin turn haksiz- 
kklari, somuriileri, kan davalan ortadan kalkti. Insanlar arasmda 
saygi, sevgi, merhamet ve adalete dayali bir diizen kuruldu. 

Bu nedenle ki, sonraki kusaklar, bu doneme "asr-i saadet", 
yani "mutluluk devri" diyeceklerdi. 



\kmmm 



w 









^^*V^^^^^*^57?H 



Islam Ahlakinin Hosgoriisii, 
Adaleti ve Merhameti 

Hz. Muhammed (sav)'in vefatimn ardindan da islam'in yiik- 
selisi hizla siirdii. Islam, birkac on yil iginde tiim Mezopotam- 
ya'ya, Kuzey Afrika'ya yayildi. Bati'da ispanya'ya, Dogu'da ise 
Hindistan'a kadar ilerledi. 

Birkac on yil once Arap collerinde hayvancilik yapan Arap- 
lar, Islam'in onlara kazandirdigi yiiksek akil, kiiltiir ve bilincle bii- 
yiik bir imparatorlugun yoneticileri haline geldiler. Bu, tarihte esi 
goriilmemis bir biiyiimeydi. 100 yil icinde, Islam imparatorlugu, 
cok biiyiik bir alana yayildi ve cok giiclii bir yonetim kurdu. 

Bu genis cografyada, Hiristiyanlar ve Yahudiler basta olmak 
iizere, pek cok farkli dini cemaat yasiyordu. Miisliimanlar, fet- 
hettikleri bu topraklardaki tiim farkli inane gruplarma biiyiik bir 
hosgorii gosterdiler. Rabbimiz'in, "Dinde zorlama (ve baski) 
yoktur..." (Bakara Suresi, 256) hiikmii geregi kimse dinini degis- 
tirmesi icin zorlanmadi, herkesin vicdanina saygi gosterildi. Kili- 
seler ve sinagoglar ozenle korundu. Zorla din degistirtmenin cok 
yaygin oldugu bir donemde, Miisliimanlarin bu toleransinm 
benzeri yoktu. 

Islami hosgoriiniin en carpici orneklerinden biri, Kudiis'iin 
fethinde yasanmisti. Kentteki Kutsal Mezar Kilisesi'nin patrigi, 
Miisliimanlarin kiliseyi yikmasindan korkuyordu. Hz. Omer, ki- 
liseye nezaket ziyaretinde bulundu, hicbir endiseye gerek olma- 
digini soyledi. Namaz vakti geldiginde ise, patrikten izin isteye- 
rek kiliseden aynldi ve biraz uzakta namazini kildi. El-Aksa Ca- 
mi, Hz. Omer'in Kudiis'teki ilk namazini kildigi bu noktada insa 
edildi. Dahasi Miisliimanlar Kudiis'e diinyanin en gorkemli mi- 
mari eserlerinden birini kazandirdilar. Kubbet-iis Sahra, Hz. Mu- 
hammed (sav)'in miraca yiikseldigi nokta olduguna inanilan bii- 
yiik tasin iizerine yapilmi§ti. 



■ 



■ 



s? .^>^y>* w... » ...v^^. v^^^g 



1< ^ ^ <**. *L A-i*^. ^- ^ J*- >* -^> -A J^ ^*> *>*) 3 J5 




gss*ga£8Q*£ss*si 



>i^^'^V:^'^VJ^'V^'VLV'^'WLV'^V'>' 



VOLGA 



HAZAR 1MPARAT0RLUGV 

. Aral 





5i inert v, I 
-Suhin ^y^ 



,-j!,^. 8*Jdii 



1258 



Mrdmf 






Iran 




Hinmu/ 



L/MMAN 






hJn»j5ta«:5 



A i dp Duni/t 




HINTOKYANUSU 



■ 



5SSS*e3S»S5*S 






■l^HM 



a: 

% 

I 



'^^Sr&eSfSfSXSKS^^SitS^ 




■ 



■ 



^^*V^^^^^*^57?H 



Essiz motifleri ve altin kubbesiyle Kubbet-iis Sahra, islam'in 
sanat ve medeniyet anlayismm da ifadesiydi. 

Bu hosgorii ortaminda, gayrimuslimlere gordukleri hatalan 
ifade edebilecekleri demokratik bir elestiri hakki dahi veriliyor- 
du. Emevi Halifeleri doneminde, §am'da pek cok Hiristiyan, 
devlet idaresinde onemli mevkilerde gorev almis, inanclarmm 
geregini diledikleri gibi yerine getirmis ve bazilari rahatlikla 
yanhshklan elestiren eserler kaleme almislardi. 

Bu siralarda Avrupa'ya ise koyu bir bagnazhk ve barbarlik 
egemendi. Katolik Kilisesi, Yahudilere ve hatta farkh mezhepler- 
deki Hiristiyanlara biiyiik baski uyguluyordu. Zorla din degis- 
tirtme, din adina iskence ve katliam, donemin Bati diinyasmm si- 
radan uygulamalanydi. Miisliimanlar ise, Allah'm Kuran'da em- 
rettigi gibi, Kitap Ehli'ne karsi hep hosgoriilii ve merhametli dav- 
randilar. Suriye'nin §am kentindeki Aziz John Kilisesi, bu hosgo- 
riiniin bir diger ornegiydi. Bolgeyi fetheden Miisliimanlar, cuma 
namazlanni bu kilisede kilmaya basladilar, ama kilise hala Hiris- 
tiyanlara ait sayihyordu. Onlar da pazar giinleri kendi dini iba- 
detlerini ozgiirce yerine getiriyorlardi. Iki dinin mensuplan, ay- 
m mabedi bans icinde kullaniyorlardi. 

Musliimanlann kentteki sayisi arttikca, Islam yonetimi kent- 
teki Hiristiyanlardan, onlarin da nzasiyla, kiliseyi satin aldi. Ki- 
lisenin hemen yanmda bir cami yapildi ve avludaki dekorlar Is- 
land motiflerle zenginlestirildi. Bizans'tan miras kalan siitunlarm 
iizerine, Islam sanatmin ilk carpici ornekleri yerlestirildi. 

Miisliimanlann Yahudi ve Hiristiyanlara olan hosgoriisii, Is- 
lam tarihi boyunca siirdii; Ispanya'daki Engizisyon vahsetinden 
kacan Yahudiler, giivenlik ve hosgoriiyii Osmanh topraklannda 
buldular. Musliimanlann Yahudi ve Hiristiyanlara karsi goster- 
digi hosgoriiniin kaynagi ise, Kuran ahlakiydi. Allah Kuran'da 



g.^v>^y>*yv' ...v^^.v.^^^g 



^3fiSXSS3)F&SSKS^S$S>&^$!SGtS^ 



E5UAM UtRUOi'CT. CAGRI 




^KSSOGSSRS^SRS 



^^*V^^^^^*^57?H 



Musliimanlar ve Bilim 

Islam ahlakimn insanhga tuttugu lsiklardan biri de, bilimsel 
diisiince oldu. 

Islam oncesinde Araplar ve diger Ortadogu toplumlan, ev- 
renin ve doganm nasil var oldugu ve isledigi gibi sorularla hie il- 
gili degildiler. Bu sorular iizerine diisiinmeyi, bunlann cevapla- 
rmi arastirmayi ilk kez Kuran'dan ogrendiler. Allah Kuran'da 
inananlara, goklerin ve yerin nasil var oldugunu incelemelerini 
emretmistir: 

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'i zikre- 

derler ve goklerin ve yerin yaratih§i konusunda dii§iiniirler. 

(Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu bo§una yaratmadin. 

Sen pek yiicesin, bizi ate§in azabindan koru." (Al-i Imran 

Suresi, 191) 

Bu bilinc, Islam medeniyetinde biiyiik bir bilimsel yiikselis 
baslatti. Diinya tarihinde daha once ornegi goriilmemis bir bilim- 
sel gelismeydi bu. Islam'in bilimsel yiikselisinin merkezi, Islam 
imparatorlugunun baskenti olan Bagdat oldu. Islam diinyasmm 
dort bir yanmdan gelen bilim adamlan, diisiiniirler, arastirmaci- 
lar, Bagdat'in iinlii Hikmet Evi'nde bulusur ve Allah'in yarattigi 
evrenin sirlarmi cozmek icin arastirma ve inceleme yaparlardi. 

Miisliiman bilim adamlarimn Kuran ahlakma uymalan ne- 
deniyle kazandiklan bu suur, diinyanm o doneme kadar goriil- 
miis en biiyiik bilimsel ilerlemesini meydana getirdi. Yine Ku- 
ran'da Miisliimanlara ogretilen bir hikmet olan acik gorusliiliik, 
Miisliimanlarm diger medeniyetlerin bilimsel birikimlerini on 
yargisiz bicimde incelemelerini ve gelistirmelerini sagladi. Miis- 
liimanlarm bilimsel eserleri, bilimsel konularda yapilmis sayisiz 
arastirma, gozlem, deney ve hesapla doluydu. 



■ 



■ 



s? .^>- v.v>- v.. » ...*^.y>attgs 



i 



V, 



> 



15LAM BlffU6['lfF> CACPI 



MUSLUMAN 
BiLIM ADAMLARINDAN BAZILARI 




M 



r&<vtt:<u&:^ 3 vv^y-^>.^ ■ 



>.7<feV^V VV^V>^>>-,ygT5B 



h Aslroiiomi konusuiidu ynptigi cahs- 

h'mian bilim 

[' , adnmlarindaii biri {le AH Kuscu'dur. 

[' Kuscu, climet tara- 

findan I firm iistiir. 




Bugiin diinyada kullanilan 
onluk sayi sistemini ve rakamla- 
n gelistirenler, Miisliiman mate- 
matikcilerdi. Cebir ve trigono- 
metri, Miisliiman matematikci- 
lerin bulusuydu. Miisliiman bi- 
lim adamlan, astronomik goz- 
lemlere biiyiik onem verdiler. 
C^agdas astronomi, onlann yon- 
temlerine dayanarak kuruldu. 
Miisliiman alimler, Ay'in Diinya 
etrafmdaki hareketini de hesap- 
lamislar ve matematiksel for- 
miillerle kagida dokmiislerdi. Is- 
lam diinyasinin cesitli bolgele- 
rindeki gorkemli mimari eserler, 
bu bilimsel alt yapi sayesinde 
meydana getirildi. 



Miisliiman bilim adamlarimn astronomi 

calls/mil 



^^£££2^ 



[j^xSBaGsaEa 



WM BfBLliSJ IfECAGS 



% 



Miisliimanlarin en carpici buluslarmdan bazilan ise tip ala- 
nindaydi. O siralarda Avrupalilar, biiyuk bir cehaletle hastaliklan 
kotti ruhlarm laneti olarak goruyorlardi. Tedavi diye bir kavram, 
Avrupa'nm zihninde yoktu. Musliiman bilim adamlan ise, incele- 
meleri sonucunda, hastaliklarm gozle goriilmeyen kiicuk canli- 
lardan bulastigini tespit ettiler. Bunun sonucunda da hastalann 
saglikli insanlardan izole edilerek tedavi edilmesi gerektigi sonu- 
cuna vardilar. Boylece, diinyanin ilk modern hastaneleri kuruldu. 
Miisliiman hastanelerinde farkli tipteki hastalar icin ayrilmis ozel 
bolumler ve bilimsel tedavi yontemleri vardi. Akil hastaliklan bi- 
le terapi ve miizik yardimiyla tedavi ediliyordu. Ayni siralarda 
Avrupa'da ise, akil hastalan seytanm hizmetkan olarak kabul edi- 
lip diri diri atese atiliyordu. Miisliiman doktorlann insan anato- 
misi iizerindeki calismalan o denli 
isabetliydi ki, tarn 6 yiizyil boyunca 
Avrupa'nm tip fakiiltelerinde temel 
kaynak olarak kullamldi. 

•c Icmi: re 
Ixi I; i in 1 1 In 

pa' da hast '. Soldo 

o diiiiciiidt sunn iinlii Maiisnr 

mi asagi 

daki tablo ise. ihi diinva arasmdaki medeni 

yet farkuu gozlcr limine sirincklcdii: 















k 


■ 


i 


j*i 


# 


i 




W\^ 


wl 


rlwt 


Be 




mk^s: 




JG**X?ZitS& l 2t& 



■SZJ& 






J£%&&&> 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 




% 37 ^^.^^^^va*^,-^ 







^&r 38 sj^*7^i 



ig*S*S3Q*3fi 



>'j^^V%lWV^^WV^V'^V^>^^VV'> ' 








nana 









mmmmm 



s 

V 

3 



i 



Harran kentinden bir Isla He Ay arasinda- 

ki mesdfc} iman ise, 

yok ede- 
bilecek kadar gi'ic orlaya cikacagiiu yazmisti. 1/54'te Sam' da 
klorlar anatomi. koriiyncu i lac- 
far, liijyenik ameliyatlar re dolasim sistemini ogretiyorlardi, 
Hair ey 'den yfizyillar once. 2 

Avrupahlardan asirlar once kan dola§imim bilen Miisliiman 
hekimler, hastalanni nabizlanni sayarak muayene ediyorlardi. 
Dogumlar devrin en sihhi yontemleriyle gercekle§tiriliyordu. 
Miisliiman cerrahlann kullandigi ve o devrin tip kitaplannda 
gosterilen ameliyat araclan, son derece gelismis bir tip bilgisinin 
kanitlanydi. 

Islam diinyasinin bilim okullarmda, erkekler gibi kadmlar da 
egitim goriiyor, bilimin gelisimine onlar da katkida bulunuyorlardi. 
Miisliiman bilim adamlan lsigin yapisi 
f ve optik konusunda da cok biiyiik buluslara 
imza attilar. Goziin yapismi detaylanyla or- 
taya koyan ilk kisi, Miisliiman optikci Ibn el- 
Heytem idi. Ibn el-Heytem'in lensler hakkin- 
da yaptigi olaganiistii derecede basanli calis- 
malar, kameranm icadma giden yolu acti. 
F Gorme kusurlarmin nedenini kesfeden Miis- 
liiman doktorlar, Avrupalilann ayni ise giris- 
mesinden tarn 1000 yil once, basanli katarakt ameliyatlan gercek- 
lestiriyorlardi. 

Islam'in biiyiik bilimsel mirasi, Avrupa'nin 15. yiizyilda bas- 
layacak olan bilimsel yiikselisinin de en onemli kaynagi olacakti. 
Hiristiyan bilim adamlan, Miisliimanlardan ogrendikleri bilgiler 
ve yontemlerle Avrupa bilimini kurdular. 
islam'm lsigi, onlari da aydmlatti. 




Ibn el-Heytem 



^^*V^^^^^*^57?H 



Islam Medeniyetinin Gorkemi 

Islam ahlakimn inananlara kazandirdigi onemli bir ozellik 
de yiiksek sanat ve estetik anlayisidir. Kuran'da bildirilen cennet 
tasvirleri, olabilecek en yiiksek kaliteyi, ince bir zevki ve goz ka- 
mastinci bir ihtisami tarif etmektedir. Bu anlayisi kalplerine yer- 
lestiren Miisliimanlar, essiz eserler ortaya koydular, yonettikleri 
iilkeler diinyanin en seckin ve "modern" mekanlan oldu. Islam, 
Arap Yanmadasmdan dort bir yana dogru yayihrken, beraberin- 
de biiyiik bir kalkmma ve zenginlesme de getirdi. 

Miisliimanlar, her gittikleri yere medeniyet gotiirdiiler. Or- 
negin Tunus'ta kente temiz su saglamak icin dahiyane bir antma 
sistemi kurdular. Birbirine bagh olan iki biiyiik havuzda dinlen- 
dirilen su, turn tortulardan anndinliyor, sonra da kapali borular- 
la sehre dagitiliyordu. Avrupalilarm boyle bir seyi diisiinmeleri 
bile, ancak yiizyillar sonra olacakti. Suriye'deki Miisliiman mii- 
hendisler suyu sehre tasimak icin tasanm harikasi degirmenler 
kurdular. 

Baskent Bagdat ise, diinyanin en gorkemli ve en modern 
kentiydi. Mimari ve sehir diizenlemesi yoniinden goz kamastin- 
ciydi. Bagdat'a yolu diisen bir gezgin, sunlan yazmisti: 

Bagdat'm turn mahalleleri, parklarla, bahcelerle, villalarla ve 

meydanlarla, gorkemli carsilar. harikulade camiler ve ha- 

mamlarla dolu. Ve bu h her iki yamnda ki- 

lometreler boyunca bu giizellikte uzauiyor. 3 

Islam diinyasinin bir baska gorkemli merkezi ise Ispan- 
ya'ydi. Burada kurulan Miisliiman Endiiliis devleti, turn Avru- 
pa'nin en modern ve gelismis iilkesiydi. Baskent Kordoba, olaga- 
niistii mimarisi, bakimli ve lsikh sokaklan, kiitiiphaneleri, hasta- 
neleri ve saraylanyla goz kamastinciydi. 



■ 



■ 



s?.^>-v.v^v.^ 1 ...*^.y>attgs 






AM BlKLl&l NEC AGS 







Tac Mahal. Hindistan 



1 



■ttiFm^'F &*<*<> *f '*<r > ++^? > **tt<? 



'j^^V^VI'^'aVJ^V^S'^^WLVVV'^ M 




;>^.*>*w..wav' ..y. v^y>^ 






v «,- ^ 'A <*if. ^ 4t- <*f. <A» ><*> -J* A 3^ -^ **> -J* ^ 



rJ****^ 



I ,' 



%*>> 



Iflfr'lll 



£" 







^v^v:^' , A%^'ifi'v>''>'LV^''^'iv'^'5 




--^^y>^v 






M^M:WfcV>tffe^^^^ 



1AM R BL[L~.I'W; CACV 



& 



3 




mHM^iBnBH 



^>T M^;^ 46 -.ttre^K^'- 



a£SS«Sl£S35£*SlE 




f! 



Samarra 



■MHOP 




S^U 



V" ls, ; han i 

^ ISiliiilffl 



islam nut vaunt diirt bir yamna ulastiran 

Miisliiiiianlar. bu topraklarda giirkciiili eserler in.sa ettihr. 



Wv^jy w..wgy ~.«^.y wra; 






ISUkK BfBllGlME CAGMJ 






O siralarda Paris, Londra gibi biiyiik Avrupa kent- 
leri, pis, karanlik ve bakimsizdi. Bu nedenle, Kordo- 
ba'ya gelen Avrupali Hiristiyanlar, sehirde gordiikleri 
biiyiik ihtisam, kiiltiir ve sanat karsisinda saskinhga 
kapihyorlardi. Boston Universitesi'nde gorevli tarihci 
Sheila Blair Kordoba'nin ihtisamini su sozlerle tarif et- 
mektedir: 

9. ve 10. yiizyilda Kordoba kenti Avrupa' daki en bii- 
yiik kentlerden biri ve en cekic 

sanlarin bu ko rleri var eliniizde. Biitiin 

bu cicekler, bu acik caddeler, bu harika isiklandir- 
ma... Kuzeydeki (Huh >/•/ ise karanlikti. 

Sadece Kordob ne suyu vardi, insanlar 

biiyiik evlerde yasiyordu. Paris'te ise insanlar nehir 
kenarindaki kiiciik kuliibele: 

Kordoba'nin ihtisamindan giiniimiize kalan cok az 
eserden biri, bugiin kentin merkezinde yer alan Katolik 
katedralidir. Bu katedral gercekte bir camiydi, sonradan 
kiliseye cevrildi. Caminin ici ise gelenleri biiyiileyen bir 
estetige sahipti. Kordoba'ya gelen Hiristiyan gezginler, 
bu ihtisamdan cok etkileniyorlardi. 10. yiizyilda Ho- 
rotzwither isimli 
Sakson kokenli 
bir rahibe, Kordo- 
ba'yi "diinyanm 
siisii" olarak ta- 
nimlamish. 



Kordoba Cami'iiiii mi- 
marisi etkilerici bir 
siihiptir. 



r 



iS>V^>%:Sr^>V ' ^ 







iSLAM UlRLECrt HE C"AG«I 



Endiilus'un en gorkemli yapilanndan biri 
de, Islam sanatimn ve estetiginin harikulade 6r- 
neklerini barmdiran el-Hamra Sarayi'ydi. Sara- 
yin her detayinda, islam'in insanlara kazandirdi- 
gi yuksek ruhun ince zevki okunuyordu. El- 
Hamra'nin bahceleri, yer cekiminden yararlani- 
larak yapilan kompleks fiskiye sistemleri ile do- 
luydu. Kuran'da bildirilen cennet tasvirleri, El 
Hamra'yi insa eden Muslumanlarin ilham kay- 
nagi olmustu. 



a 

ft/. 




m^v^Bna 



'■Jfeffi 



^y^^' ;.vw±vwws. 






HAJtLH YAHtA 






De Ici: ,p flatfbiin adaTef/c 
■• davranznayi emieth#H~ermes*h 
,j fa fsecde^v-e/jn^* 







i 



i^ 










■- . ^ C^ v A\ - J /-• ; x «■ . > , * v , 



I 



^^vvXy; 5 '- 



ft 






ISUM BlBUCniECMHI 



Kuran'da cennetle ilgili bildirilen ayetlerin bir kismi §u §ekildedir: 

Iste onlar; onlar i^in bilinen bir nzik vardir. £esitli-meyveler. 
Onlar ikram gorenlerdir. Nimetlerle donatilmis (naim) cennet- 
lerde. Birbirlerine karsi tahtlar iizerinde (otururlar). Kaynaktan 
(doldurulmus) kadehlerle ijevrelerinde dolasihr. Bembeyaz; 
i^enlere lezzet (veren bir iqki). Onda ne bir gaile vardir ne de 
kendilerinden ge^ip akillan ^elinir. (Saffat Suresi, 41-47) 
C^esit <:esit 'inceliklere ve giizelliklere' (veya her tiirden sik aga<;- 
lara) sahiptirler. (Rahman Suresi, 48) 

Astarlan agir islenmis atlastan yataklar iizerinde yaslanirlar. Iki 
cennetin de meyve-devsirmesi (ordakilere) yakin (kolay)dir. 
(Rahman Suresi, 54) 

Alabildigine yemyesildirler. (Rahman Suresi, 64) 
'Ozenle islenmis miicevher' tahtlar iizerindedirler. Karsihkh 
yaslanmislardir. (Vakia Suresi, 15-16) 

Yiiklii dallari biikulmiis kiraz (aga^lan) Ustiiste dizili meyvele- 
ri sarkmis muz aga^lan. (Vakia Suresi, 28-29) 
Yayihp-uzanmis golgeler, durmaksizin akan su(lar); ve (daha) bir^ok 
meyveler arasinda kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyve- 
ler). Yiikseklere-kurulmus dosekler (sedirler). (Vakia Suresi, 30-34) 
Onlar; altindan irmaklar akan Adn cennetleri onlarmdir orada 
altin bileziklerle siislenirler hafif ipekten ve agir islen- 
mis atlastan yesil elbiseler giyerler ve tahtlar iizerin- 

kurulup-dayanirlar. (Bu) Ne giizel sevap ve ne 

zel destek. (Kehf Suresi, 31) 



{flFSP^p 



VVJ<^V"*W*VI^;aVWVW>>'- 




Muslumanlar mimarinin yaninda giyim kalitesi ve zevki 
agtstndan da diinyamn en ilerisiydiler. Miisliimanlartn tekstil 
tezgahlannda, o giine kadar goriilmemis giizellikte kuma§lar 
iiretiliyordu. Avrupahlarin giysileri, islam diinyastntn iiriin- 
leri karstsmda cok soniik kahyordu. Bu nedenle Muslumanlar 
taraftndan yapilan giysi ve kumaslar, Avrupahlar arastnda 
en btiytik liiks ve statu semboliiydii. Kiliselerdeki en degerli 
kutsal esyalar, islam iilkelerinden getirtilen kumaslara sart- 
hrdi. Oyle ki, Ortagag'da yapilan bazi Htristiyan resimlerin- 
deki giysilerin iizerinde, islami yazilar yer altyordu. Muslu- 
manlar, diinyamn modasini da belirliyordu. 

Turn bunlann yam sira, Bati diinyastntn Miisliimanlar- 
dan ogrendigi daha pek gok medeniyet alameti vardt. Orne- 
gin, Avrupahlar banyo yapmayi ve sabun kullanmayi dahi, 
Muslumanlar dan ogreneceklerdi. Hatta Avru- 
pa'mn miizik kiiltiiriiniin gelisiminde de, islam 
medeniyetinin btiytik payt vardt. islam diinya- 
stnda yaygtn olarak kullamlan telli sazlar, 
Avrupahlar taraftndan sonradan 
benimsendi. Bati muziginin /r. 




temel enstrii- 




manlartn- 
dan biri 
olan gitar, 


m -ml 


udun adap- 


WtK-'-lmBi 


te edilme- 


eL^a^I 


siyle doga- 


n¥.i. L £*S?#t 1 


cakti. 






: 



islam mane 1H E CACR] 



>: 






Os 



islam Medeniyeti 



man 1 1 ve 

1299 yilinda temeli atilan Osmanli imparatorlugu ise, 
Islam medeniyetinin en biiyuk ve en ihtisamh imparator- 
luklanndan biri olarak yiikseliyor, adalet ve hosgoriiye 
dayali devlet anlayisi; hakimiyeti altindaki topraklarda iz- 
lerini biraktigi iistiin mimarisi; tekstil alamnda, hat sana- 
tmda, egitimde gelistirdigi miikemmel yapisi ile Bati diin- 
yasi icin onemli bir ornek teskil ediyordu. Osmanli sultan- 
larinin nezaketi ve sanat zevki, Batililar tarafindan hayran- 
likla aniliyor, Osmanli topraklarmi goren Batililar gordiik- 
leri ihtisamdan derinden etkileniyorlardi. 

Osmanli imparatorlugu, tarihte esine az rastlanir ge- 
nislikte bir cografyaya hiikmetmis, en uzun omiirlu impa- 
ratorluklardan biridir. (Yalnizca en guclii donemindeki 
Roma Imparatorlugu 'nun topraklan, Osmanli topraklarm- 
dan daha genis bir yiizolciimune ulasmis, ancak o da Os- 
manli kadar uzun bir sure bu kadar genis bir cografyayi 
elinde tutamamistir.) Avrupa, Kuzey Afrika, On Asya, Me- 
zopotamya ve Arabistan tarihinin onemli bir parcasi olan 
Osmanli'nin mirasi, bugiin bu topraklarda kurulmus olan 
onlarca devletin sehirlerini siislemektedir. Pek cok Avrupa 
sehrinde (Sofya, Belgrad, Saraybosna gibi) Osmanli mima- 
risinin ve sehirciliginin ornekleri hala ayaktadir. 

Osmanli'nin, Islam ahlakini temel alarak kurmus ol- 
dugu devlet ve yonetim sistemi, guniimiizde pek cok siya- 
set bilimci tarafindan, en ideal devlet yapilarmdan biri ola- 
rak gosterilmektedir. Osmanli devletinin diplomasi anla- 
yisi, guniimuzun cok tarafli diplomasi anlayismin temeli- 
ni olusturmustur. 



mmmmmm 



-IWV^V... » ^WV'~UiW.S 



? , >*V'^VJ^"^V^'WV'^^V^''^^V'V.V> '' 




SUM BfBUlCl NECAC! 



:>. 







Bati kulturu, Osmanh medeniyetinden dog- 
rudan etkilenmistir. Osmanhlarin Macaristan'a 
pirinc tanmini goturmesi, lalenin Beneliiks tilke- 
lerine, 16. yiizyilda Habsburg elgisi olarak Istan- 
bul'a gelen Busbecq tarafindan tanitilmasi, Ital- 
yanlann kumas boyama ve dokuma tekniklerini 
Osmanh'dan almalan, Avrupa ordulanndaki as- 
keri bando geleneginin Osmanhlardan alinmasi 
bunun sadece birkac ornegidir. 5 

Tiim bu tarihi gercekler, Islam ahlakinin 
modern dunyanin insasinda oncti rol iistlendigi- 
gostermektedir. Islam, Hz. Peygamber (sav)'e 
vahyedildigi andan itibaren, insanligi dogruya, 
gercege, giizele goturen en parlak lsik olmustur. 
Kuran ahlakiyla ahlaklanan Miisliimanlar, git- 
tikleri her yere hosgoru, akil, bilim, sanat, este- 
tik, temizlik ve refah goturmuslerdir. Avrupa, 
koyu bir bagnazlik ve barbarlik icinde iken, Is- 
lam diinyasi, dunyanin en modern ve en cagdas 
uygarligi olmustur. Sonradan gelisecek olan Av- 
rupa medeniyetinin temelinde ise, Islam dunya- 
smdan ogrendikleri biitiin bu degerlerin cok bu- 
yuk bir rolii vardir. Tarihci Eugen Myers bu ger- 
cegi soyle ifade etmektedir: 

Dokiizimcii yiizyilin sonlarindan on ikinci 
yiizyila kadar Bati'iun bilim ve kiilturii iize- 
rindeki islam etkisi cok biiyiiktiir. Is lam 
alimleiinin ve miiteicimleiin, bilimlerin ve 
(in em i ke- 
sinlikle kiiciin, si via Bati 



m 



^vj&*^™*jj&^&' 



ii + ■ hTdfriJCn —'^* 




t -^S^i^^si^^rH^^^F^^ 



i Greko-Arap ve Ibrani 
diisiincesiiiin bir karisimidir. 6 

Ote yandan Islam diinyasinm bir kisminda 

yasanan gerilemenin en onemli nedenlerinden 

biri ise, Kuran'da ogretilen akilcihktan, samimi- 

yetten ve acik goriisliiliikten uzaklasilmasidir. 

Kuran, insanhgi karanliklardan aydinhga cika- 

ran en biiyiik yol gostericidir. Allah'in Peygam- 

berimiz Hz. Muhammed (sav)'e bildirdigi gibi: 

Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitaptir ki, Rabbinin 

izniyle insanlan karanliklardan nura, O 

gii^lii ve ovgiiye layik olanin yoluna <:ikar- 

man i^in sana indirdik. (Ibrahim Suresi, 1) 

Guniimiiz Miisliimanlannin, Islam mede- 

niyetinin bu gorkemli gecmisini iyi bilmeleri, 

bunun hem onur hem de sorumlulugunu tasi- 

malan gerekmektedir. Unutmayahm ki Miislu- 

manlar, diinyanm en biiyiik medeniyetlerinden 

birini insa eden kutsal, sanh ve serefli bir mira- 

sm temsilcileridir. Miisliimanlar, diger inancla- 

rin ve medeniyetlerin temsilcileri tarafmdan 

hep giptayla ve hayranhkla izlenmislerdir. Unlii 

Ortadogu uzmani Daniel Pipes, bir makalesin- 

de Miisliimanlann kendilerine giivenlerinden 

bahsettikten sonra su yorumu yapar: 

at etkenlerden biri de, is- 
lam' in ilk 6 r/> 

niilaiiii liatuasidir. Bu 
donemde nyanin en ileri kiiltiiriiy- 

dii; Miisliimanlar en i\ 









na, en nznn ortalama yasam siirelerine, en 
yiiksek okuma-yazma oranlarinda sahipti- 
ler. Bilimsel ve tek 

onlarin kontroliindeydi ve genellikle mn- 
zaffer ordnlar knriiyorlardi. Bu basari 
trendi, ilk bastan beri acikca ortadaydi.l 
MS 622 yihnda Hz. Mnhhammed Mek'l 
ke'den goc etmis, ancak S yd sonra kente J 
oiiiiii yoneticisi olarak dbnmiistii. Heniiz J 
daha 715 yihnda, Musliiman fatihler Ba- 
h'da ispanya'dan Dogu'da Hindistan'a ka- 
dar nzanan bir iniparatorlnk kurninslardi. 
Miisltiman olmak, kazanan bir medeniyete* 
ait olmak anlamma geliyordn. 7 
Kuskusuz bugiinun Miislumanlarinm go- 
' revi sadece bu gorkemli gecmisle oviinmek de- 
I gil, gunumuzde ve gelecekte de islam'i yukselt- 
t mek icin calismakhr. Nitekim gecmistekine ben- 
I zer bir ihtisamin bugiin de yeniden insa edilme- 
I si, Miislumanlarin yeniden diinyaya lsik tutan j 
bir kiiltiir ve medeniyet onderleri olmalari , 

-.'■'■ - 'U ' . 



fcipr£*^ t • _ - 



^(jK].' M \\Mk~ suSK 7 SlHiMr \&- \M\>- ' >Mi> 



mumkundiir. Ancak bu yonde yapilacak 
tiirlu caksmamn oncelikle, birlik ve beraberlik 
ruhu icinde gerceklestirilmesi gereklidir. Kisisel 
menfaat endiselerini bir kenara birakan, farkli- 
kklari hosgorii ile karsilayan, giiciinii ve enerji- 
sini yalnizca islam'in, Miisliimanlann ve insan- 
ligm hayrma kullanan, cogulculuktan yana 
olan, uzla§maci ve ban§sever bir kiiltiir Miislii- 
manlar arasinda egemen olursa, Islam diinyasi, 
21 . yiizyilin en biiyiik medeniyetlerinden birini 
insa edebilir. Sevgi, merhamet, anlayis, tolerans 
gibi Islam ahlakinm da temeli olan degerler sa- 
yesinde, bugiin bir kisim Miisliiman iilkelerde 
hakim olan despot yonetimlerin de sonu gele- 
cek, kiiltiirel ve ekonomik olarak kalkmma sag- 
lanacak, diinyamn cesitli bolgelerinde baski al- 
tma alman, zulme ugrayan, acrmasizca katledi- 
len Miisliimanlar barisa ve giivenlige kavusa- 
I cak ve, Allah'm izni ile, asr-i saadet doneminin 
bir benzeri 21 . yiizyilda yeniden yasanacaktir. 




TAB 1 " •'.' 




■; ^M-vvr*' 



■r. 



at 



.y V 4*y*S 



8 



.1 
t 



I a 



Islam diinyasinin geleceginin diinya barisim ye gii- 
venligini dogrudan ilgilendirdigi, giiniimiizde pek cok 
diisiiniir tarafindan ifade edilmektedir. Islam diinyasi yak- 
lasik 1.2 milyarlik niifusu (Miisliimanlar diinya niifusu- 
nun yaklasik 1/4'ini olusturmaktadir), sahip oldugu yer 
alti zenginlikleri, cografyasmm stratejik onemi ile biiyiik 
bir giictiir. II. Diinya Savasi'na kadar gogunlugu somiirge 
idaresi altinda bulunan Miisliiman iilkeler, II. Diinya Sava- 
si'ndan sonra baslayan somiirge devrimleri ile bagimsiz- 
hklarini kazanmislar ve bu durum, Islam cografyasmm 
goriiniimiinii degistirmistir. Islam cografyasindaki asil de- 
gisiklik ise Soguk Savas'in sona ermesiyle birlikte yasan- 
mistir. Bu tarihe kadar, Afrika-Asya cografyasi olarak ka- 
bul edilen Islam diinyasi, Arnavutluk ve Bosna'dan, (^ece- 
nistan ve Tacikistan'a uzanan bir Avrasya (Avrupa-Asya) 
cografyasi haline gelmistir. Seksenli yillarda Avrupa Gii- 
venlik ve Is Birligi Teskilati'na iiye tek Miisliiman iilke 
Tiirkiye iken, bugiin bu sayi dokuza cikmistir. 8 

Bu siirec i^inde, Islam diinyasinm demografik dagili- 
minda yasanan degisim de Islam cografyasi kavramini etki- 
lemistir. 20. yiizyilin basma kadar, Miisliimanlar -kisa do- 
nemli isgaller haric- genellikle Islam topraklarmda yani 
Miisliimanlann idaresi altinda yasamislardir. 20. yiizyilin 
ilk donemlerinden itibaren, Miisliimanlar kendi istek ve ira- 
deleri ile cesitli Avrupa iilkelerine ve Amerika'ya goc etmis- 
ler ve bu topraklarda onemli bir niifus haline gelmislerdir. 




1 



! 



m 



'UbtiPZL 



ft I 




=^ZZl*L 



-..>, rv^.,<;^..-«vv 







5t&3X&3#&S*38S 



V^V^%l^VV£!ft'V^WJtf^''^'i*ga>'*ggg? 




tt?Jtt^"^^™'-&W.S 



^>VVJ^VVIV^'WV'^^V^"^^V'V.V'> »''I 




■J •>£■'.» 



v 9 i v$ 






•WVgVv%lVftVVJft>^ w ^i*fe''^'j^^j*V 



M 



>l 



>l 



ISLAM BlBLl&l'Nfe CA^JSE 



MUSIUMANLARINDAGIU 




MusliiiiHiit HI oiiilinekU'dir. 



Bugiin Amerika'da ve pek cok Avrupa iilkesinde Islam en hizli 
yiikselen din konumuna gelmis, Bati icindeki Miisliimanlarm sa- 
yisinda yasanan artis bu topluluklann sosyal ve siyasi hayatta et- 
kili bir rol iistlenmesini saglamistir. Boylece Islam cografyasi, sa- 
dece niifusunun biiyiik cogunlugu Miisliiman olan ya da Miislii- 
manlarm idaresi altmda olan iilkelerle sinirli olmayan cok daha 
biiyiik bir cografya haline gelmistir. 

Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye kadar uzanan ge- 
nis bir cografyaya yayilmis olan Islam diinyasi, tarihin biiyiik 
medeniyetlerinin dogup gelistigi bir havzada yer almaktadir. 



: mmmmmmmmm mmmmmmmmm 






Bolgenin sahip oldugu jeopolitik, jeokiiltiirel ve jeoekonomik 
ozellikler, bu cografyayi bugiin de uluslararasi iliskilerin ve diin- 
ya siyasetinin onemli bir yerine yerlestirmistir. 

Diinya ticaret yollarimn onemli kesisme ve gecit bolgeleri- 
nin bu cografya icinde yer aliyor olmasi da onemli unsurlardan- 
dir. Karadeniz'i Akdeniz'e baglayan, Akdeniz'i ve Basra Korfe- 
zi'ni Hint Okyanusu'na baglayan bogaz ve kanallarm ve Hint 
Okyanusu'ndaki ana gecit noktalannin Musliimanlann kontro- 
liinde oldugu dusunuldugiinde, Islam diinyasimn kiiresel den- 
geler acisindan tasidigi onem daha iyi anlasilacaktir. Buna bir de 
petrol, dogal gaz gibi stratejik yer alti kaynaklan acisindan diin- 
yanm en zengin topraklarmm Islam cografyasmda bulundugu 
gercegi eklendiginde, tablo daha da netlesmektedir. Bu ozellikle- 
rin hepsi Islam diinyasi icin birer stratejik imkandir ve bu imkan- 
larm iyi degerlendirilmesi Musliimanlann diinya siyasetindeki 
etkinliklerinin artmasi anlamma gelmektedir. 

Bugiin gelinen noktada da Miisliimanlann dogrudan veya 
dolayh olarak, 21 . yiizyildaki gelismelerde rol oynayacagi a^ik^a 
goriilmektedir. Ancak elbette onemli olan, bu roliin, basta Islam 
diinyasi olmak iizere turn insanligin faydasma olmasidir. Bu asa- 
mada ilk akla gelen, Islam diinyasimn mevcut konumu ile boyle 
bir rolii iistlenip iistlenemeyecegidir. Kuskusuz, Miisliimanlar 
bu sorumlulugu iistlenecek yetkinlige ve bilince sahiptirler. An- 
cak bugiin Islam diinyasina bakildiginda, kimi iilkelerde demok- 
rasi geleneginin yeterince yerlesmemis olmasi, teknolojide cagin 
gerisinde kalmmis olmasi, ekonomik geri kalmislik gibi bazi so- 
runlar goze carpmaktadir. Diinya siyasetinde aktif rol almaya ha- 
zirlanan bir Islam diinyasimn, bunlar ve benzeri sorunlan bir an 
once coziime kavusturmasi zorunludur. 






tV^'WTH^^'^VVJ'^V^V'V^^^'^'^^V'V'j 




^^VVI'^"^V^^'VJ^''^'j^a''^'!^^VW 




fxvvyv.^v:.",: 



aoeaaiQeieiisi 






I 



Ancak, Islam 
diinyasinin turn bunlardan 
once aciliyetle coziime kavus- 
turulmasi gereken cok daha hayati 
ve temel bir sorunu vardir: Parca- 
\ lanmishk. Diinya Miisliimanla- f 
rinin, giiclii ve aktif bir Islam 
Birligi saglayamamis olmalan, gii- 
niimiizde yasanan cesitli sorunlann temelin- 
de yer alan onemli bir eksikliktir. Giiclii bir birlik sag- 
landiginda bugiin yasanan sorunlann benzerleriyle ya hie 
karsilasilmayacak ya da karsilasilan tiim sorunlar tahmin edilen- 
den cok daha kisa sure icinde goziime kavusturulacaktir. 

Burada hemen sunu belirtmek gerekir ki, bu parcalanmishk- 
la dikkat cekilen husus, gogulluk, yani Islam diinyasi icinde fark- 
h mezhepler ve uygulamalann var olmasi degildir. Miisliimanla- 
rm parcalanmishktan kurtulmalan da hepsinin tek bir uygulama 
ya da yontem altinda toplanmasi anlammi tasimaz. Onemli olan, 
bu farkhhklarm inane birligi altinda, cogulcu bir hosgorii ve da- 
yanisma icinde toplanmasmm saglanmasidir. Goriis, diisiince ve 
uygulama farkhliklan her toplum icinde karsilasilan olagan du- 
rumlardir. Islam ahlakinm geregi tiim farkhhklara ragmen Miis- 
liimanlann, birbirlerinin kardesleri olduklan gercegini unutma- 
malandir. Irki, dili, vatani, mezhebi ne olursa olsun tiim Miislii- 
manlar kardestirler. Bu nedenle Islam diinyasi icindeki farkhhk- 
lar birer zenginlik olarak degerlendirilmeli, bunlar, Miisliimanla- 
rin birbirleri ile cekismesine neden olan, onlan ana konulardan 
uzaklastirip, acil ve onemli sorunlara tedbir ahnmasmi engelle- 
yen catisma ve ayrihk nedenlerine doniismemelidir. 



2. 



mmmm 



mmm 









iteMBtasseei- 



ItARUIl TAfiTA 




i^^Vvy^,.VXy> 









«■■**" 



Kitabin ilerle- 
yen boliimlerin- 
de, kurulacak bir 
Islam Birligi'nin 
Miisliiman diinyasi *•■ 
icin gerekliligini ve t! 
diinya bansi icin one- $1 
mini, siyasi, sosyolojik ,y] 
ve ekonomik bilgileri 1J| 
ele alarak ortaya koya- 
cagiz. Ancak bundan jjf| 
once, Islam dunya- 
sinin nasil bir siirec 
icinde parcalandigi- 
m ve bu durumun nasil | 
ortadan kaldirabilece- 
gini inceleyecegiz. 



^ 



^^*V^^^^^*^57?H 



Pargalanmanin Nedenleri 

Islam diinyasmm bugiin icinde bulundugu par^alanmislik, 
20. yiizyilm basmda ortaya gikmis bir durumdur. Bundan once 
ise, farkli mezhep, irk ve dillerden Miisliimanlar cesitli Islam im- 
paratorluklannin yonetimi altinda, birarada huzur ve giivenlik 
icinde yasamaktaydilar. Dahasi, giicliiydiiler. 

Ancak 19. yiizyihn en yikici akimlanndan biri olan radikal 
milliyetcilik, Islam diinyasinda da etkisini gosterdi. Musluman- 
lann bir kismi, Batih fikri akimlarm etkisi altinda kalarak kendi- 
lerine empoze edilen bu ideolojiyi benimsediler. Bu esnada Islam 
imparatorluklarmin zayiflamasiyla, Miisliimanlarm buyuk co- 
gunlugu Batili giiclerin somiirgesi durumuna diistiiler. Somur- 
geci giicler Islam topraklarmdan cekilirken de, bu topraklan ya- 
pay sinirlarla boliip, cesitli devletler olusturdular. Bu durum, ba- 
zi Musliimanlar arasinda yayilan radikal milliyetcilik hareketleri 
ile birlesince ortaya oldukca karisik bir tablo gikti. Miisliiman 
toplumlar i^indeki etnik farkliliklar, catisma nedenine doniistii. 
Kisa bir siire oncesine kadar aym topraklarda birarada yasayan 
halklar, bir anda farkli sinirlar icinde yasayan, aralarmda anlas- 
mazhklar olan, birbirine karsit toplumlara doniistiiler. Hemen 
her iilkeyle komsulan arasinda basta sinir anlasmazliklan olmak 
iizere cesitli tartisma konulan dogdu. (Bu anlasmazliklann bir 
kismi, Iran-Irak Savasi orneginde oldugu gibi, iki Miisliiman 
devletin birbiriyle kiyasiya savasmasina kadar vardi.) Boylece, 
Islam diinyasi bir yiizyil boyunca devam edecek bir istikrarsizlik 
siirecine girmis bulunuyordu. 

Burada hemen belirtmek gerekir ki, millet ve vatan sevgisi, 
bagimsizhk talebi mesru ve asil duygulardir. Milliyetcilik duygu- 
sunun gayrimesru hale gelmesi, sevginin saplantih bir tutkuya 



■ 



■ 



s? .^>- v.v>- v.. " ...*^.y>attgs 



K<^y%iWfcV>tf^^ 



■■JMILJIU..,!! 



d6nii§mesiyle olur. Bir insan milletini severken, diger milletlere 
kar§i sebepsiz yere husumet beslemeye ba§larsa, kendi milletinin 
cikarlan icin diger milletlerin ve halklann haklanni cignemeyi, 
ornegin onlann topraklanni ele gecirmeyi, mallanni yagmalama- 
yi hedeflerse, gayrime§ru bir cizgiye gelmi§ demektir. Veya, ken- 
di milletine olan sevgisini bir tiir irkciliga d6nu§turdugiinde, ya- 
rd kendi milletinin kalitsal olarak digerlerinden iistiin oldugunu 



Gectigimiz yuzyil Islam 
diiuya.si icin baski, zu- 
liim, savas ve catisma- 
larla gecen bir yuzyil ol- 
(lu. Binlerce n 
■sail hayatim kaybetti. 




&S$*$S*a£«3£*£S 



wmmmmmmm 



iddia ettiginde de yine gayrimesru bir fikir gelistirmis olur. Mil- 
liyetciligin, irkci bir diisiinceye donusturulup, iki Musliiman 
toplum arasindaki "Musliiman kardesligi" kavrammi zedeleye- 
cek, bunu ortadan kaldirarak husumet tohumlan ekecek bir se- 
kilde yorumlanmasi da yine yanhstir. 

Allah bu yanhs anlayisa Kuran'da dikkat cekmektedir. Ayet- 
lerde "ofkeli soy koruyuculugu" olarak tarif edilen bu diisunce, 
cahiliyenin (din ahlakindan uzak toplumlann) bir ozelligi olarak 
anlatilir: 

Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, 'ofkeli soy koruyu- 
culugu'nu, cahiliyenin 'ofkeli soy koruyuculugunu' kihp- 
kiskirttiklan zaman, hemen Allah; el^isinin ve miiminlerin 
iizerine 'giiven ve yatisma duygusunu' indirdi ve onlari 
"takva sozii" iizerinde "kararlilikla ayakta tuttu." Zaten 







5^ 



*w..wy.." 



a^i 



4*** 



I 



sum »reuc ike cage 



onlar da, buna layik ve ehil idiler. Allah, her§eyi hakkiyla 
bilendir. (Fetih Suresi, 26) 

Dikkat edilirse ayette "ofkeli soy koruyuculugu"ndan soz 
edilmekte, buna karsilik Allah'in miiminlere giiven ve yatisma 
duygusu verdigi bildirilmektedir. Demek ki, kendi toplumuna 
(asiretine veya milletine) yonelik sevgisi sonucunda ofkeli ve sal- 
dirgan bir tavir sergileyen insanlann ruh hali Kuran ahlakina ay- 
kindir. Ve 19. yiizyilda materyalist Avrupa'da gelisip, Musliiman 

Hitler gibi, insaiilari iri imhiriii ortaya 

;i bir iistiinliik veya calls egildir. 




;v^%l^v^%l^v^^jUj^^S 




toplumlara da oradan ihrac edilen milliyetcilik anlayisi, ofkeli ve 
asm bir milliyetciliktir. Yalniz Islam diinyasinda degil, neredey- 
se tiim diinyada catismalara ve siyasi istikrarsizhklara neden ol- 
mustur. 

Oysa insanlar arasinda irklarina ve soylarina gore ayrim yap- 

mak, etnik farkkliklari anlasmazlik konusu kilmak Kuran ahlakina 

kesin olarak aykindir. Rabbimiz bir ayette su sekilde buyurmustur: 

Ey insanlar, ger^ekten, Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattik 

ve birbirinizle tanismaniz i^in sizi halklar ve kabileler (seklin- 

de) kildik. §iiphesiz, Allah Katinda sizin en iistiin (kerim) ola- 

niniz, (irk ya da soyca degil) takvaca en ileride olaninizdir. 

§iiphesiz Allah, bilendir, haber alandrr. (Hucurat Suresi, 13) 

Allah, "Goklerin ve yerin yaratilmasi ile dillerinizin ve 

renklerinizin ayri olmasi, O'nun ayetlerindendir. Siiphesiz 

bunda, alimler iqin gergekten ayetler vardir." (Rum Suresi, 22) 

ayetiyle insanlarin farkli irklardan ve milletlerden olmasinin 

Kendisi'nin ayetlerinden biri oldugunu bildirmistir. Bu farkhlik- 

lar birer catisma ve husumet konusu degil, bir tiir zenginlik ve 

cesitliliktir. 



■ 



■ 



■* g ^M V ^.".' tf .. V ^ .S.- U^.l^l^^,^^^.^. 



-^ i^ jA r g r rifc f ■ rf * i 1 ■ I -all At i ti^ li 



mmmm 



If-. 



Tarih, Islam'in etnik ayrihklan uz- 
lastirmasinm ornekleriyle doludur. Hz. 
Muhammed (sav) sahabeyi irk ve kabile 
ayrimcihgi yapmaktan, insanlan millet- 
lerine, cinsiyetlerine, dillerine, asiretleri- 
ne gore ayirmaktan, hatta ayni toplum 
icinde insanlan maddi imkanlanna gore 
smiflandirmaktan da kesinlikle sakindir- 
mistir. Peygamber Efendimiz, Veda Hut* 
besi'nde, "Ey Insanlar! Muhakkak 
Rabbiniz bir ve ataniz da birdir. Hepi 
niz Adem'den, Adem de topraktandir. 
Allah yaninda en iistiin olanin 
O'ndan en fazla korkaninizdir. Arab 
aceme, acemin de Arab'a, beyazin siy; 
ha, siyahin da beyaza bir iistiinlu! 
yoktur, takva harig." sozleri ile Miis] 
manlan bu konuda dikkatli olmaya 
vet etmistir. 

Peygamberimiz (sav) ve dort ha' 
doneminde arka arkaya devam eden fe' 
tihler, Islam diinyasinm smirlanni Dogu 
ve Bati'ya dogru genisletmis, farkli millet- 
lerden pek cok insan Islam bayragi altrn- 
da birlesmistir. Kabile catismalarma, soi 
gelmeyen kan kavgalanna bogulmus ol 
Ortadogu, Islam ahlakinin yayilmasi 
huzura kavusmus, yalniz Araplar arasin 
daki kabile savaslan degil Miisliimanlarm 
fethettikleri turn topraklardaki catismal; 




^-^V^^V.V^y^^ 






da son bulmustur. Kimi Hiristiyan mezhepleri arasinda kiyasiya 
devam eden miicadeleler dahi, Miisliimanlann hakim oldugu top- 
raklarda barisla neticelenmistir. Birbiri ile savasan kabileler, birbir- 
lerini acimasizca yok etmeye cahsan gruplar islam bayragi altinda 
birbirlerine yasam hakki tamr ve saygi gosterir olmuslardir. 

Giiniimiiz Musliimanlarinin bakis acisimn da bu dogrultu- 
da olmasi gerekir. Musliimanlann birbirleri ile olan iliskilerinde, 
temel olcii karsilarmdaki kisinin irki, etnik kokeni, dili gibi ozel- 
likleri, sahip oldugu imkanlan, makami veya mevkisi degil, ima- 
m ve giizel ahlakidir. Samimi iman eden kisiler arasinda sevgi, 
bir digerinin Allah'tan korkup sakinmasma, Rabbimiz'e duydu- 
gu icli sevgiye, yaptigi salih amellere, gosterdigi giizel ahlaka go- 
re sekillenir. Eger bir kisi hayatim Allah yolunda vakfetmis oldu- 
gunu turn tavir ve davramslan ile ispathyor, her anmda Allah'm 
nzasmi ve rahmetini gozeterek giizel davranislarda bulunuyor- 
sa, miiminler o kisiye karsi sevgi ve hiirmet duyarlar. Bu kisinin 
derisinin rengini, ait oldugu milleti, maddi imkanlarmi kistas 
olarak degerlendirmezler, bunlar sevgilerinde olumlu ya da 
olumsuz bir etki yapmaz. Ayni kistaslar, Miisliiman toplumlar 
arasmdaki iliskilerde de gecerli olmahdir. Iki Miisliiman toplum 
arasindaki iliskinin ozii, Kuran'da bildirildigi gibi olmahdir: 
Musliimanlar, birbirlerinin yardimcisi ve velisidirler. 

Islam diinyasinin giiniimiizdeki parcalanmisliginm en 
onemli nedenlerinden biri, bu bilincin eksikligidir. Bunun sebebi 
de Kuran ahlakmdan uzaklasilmis, bunun yerine din disi fikir 
akimlarmin ve diisiincelerin etki kazanmis olmasidrr. Bazi aydm- 
lar, Bati'da gelisen din disi felsefe ve ideolojilerin yanilgilanna ka- 
pilmis, bu fikirleri Miisliiman topraklanna ihrac etmenin Islam 
diinyasini ileri gotiirecegini sanmislardir. Bu tarihi hatanin neden 
oldugu tahribatm izleri bugiin de acikca goriilmektedir. Adaleti, 
fedakarhgi, merhameti, hosgoriiyii, acik fikirliligi, ileri goriisliilii- 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



gii getiren Kuran ahlakinin yerine, bazi sapkin felsefe ve ideoloji- 
lerin topluma benimsetilmeye cahsilmasiyla birlikte, Musluman 
diinyasmda siiregelen diizenin ve dayanismamn yerini kargasa 
ve parcalanmislik almistir. Bu kargasayi sona erdirmek icin bazi 
iilkelerde, yine Kuran ahlakina ters olan bir model ortaya cikmis 
ve halki acimasizca ezen despot rejimler kurulmustur. 

Bugiin de Islam diinyasinin gelecegine yonelik stratejiler be- 
lirlenirken, bu tarihi tecrubeden ders alinmah, yanlis yonlendir- 
me ve telkinlere kapilmaktan sakinilmalidir. Tarih acikca goster- 
mektedir ki, Islam diinyasi, ancak kendi oziindeki degerlere sa- 
hip ciktigmda yiikselebilir. 
Ve bu degerlerin en onemli- 
lerinden biri, Musliimanla- 
rin birlik ve beraberligidir. 




^..VJV-V v>^V ... ".VX^V^^ 



*3tae!*2*a(S>SS©*esSS5<£S£2£ 




■WV^V^VV^V^>?J^V,W^g1 



I 

? 

I 

I 

v 



'V 



Yine de Muslumanlarin Haghlan yenilgiye ugratmasi bir 
giinde olmayacakti. Selahaddin Eyyubi, Miisliimanlan tek bir 
bayrak altinda birle§tirirken, bir yandan da ilmi ve ahlaki bir 
uyam§ ba§latmi§ti. Encyclopedia Britannica'da belirtildigi gibi: 

Mtisliimanlann dini kiirumlarim tesvik etmek ve yaymak, 
(Selahaddin Eyyiibi'nin) politikasimn temel parcalarindan 
biriydi. Bilim adainlaruta ve din alimlerine sahip cikti, onla- 
rm kul Inn i m i ic ileler ve camiler kurdu ve onlara Is- 

lam dilnyasinin yaraiuia pek cok eser yazdirdi... Ahlaki yeni- 

•. ki bn oniiii kem 
gercekci bir fa itce bilinen 

Hacldar'in 1099'da Ku- 

diix'ii isgalleri sirasinda 

yaptiklart katliai 

yagiiialamayi 
ter 

tablo. 




.**>fw. .wv ..» ..«^y>a^ 









diiiiyaiiin yarisuu fetlielin 

sin i ve sevkini yeiiiden iiyaiidirmaya cahsti. 

Ilmi, ahlaki ve imani yukselis, Miisliimanlarin siyasi birli- 
giyle de birlesince, Islam medeniyeti bir kez daha yiikseldi: Sela- 
haddin Eyyubi'nin komutasmdaki birlesik Islam ordusu 1187'de- 
ki Hittin Savasi'nda -kendi iclerinde parcalanmalar ve huzursuz- 
luklar yasayan- Hack ordusunu bozguna ugratti ve ardindan 
Kudus dahil olmak uzere Hack isgali altmdaki Filistin toprakla- 
nnin tamamina yakmi kurtanldi. 

Selahaddin Eyyubi'nin ve onun onderliginde kurulan Islam 
Birligi'nin en dikkat ceken yonii ise, Kuran ahlakinin geregi olan 
adalet, llimlihk ve banscilik gibi erdemleri en iyi bicimde temsil 
etmesiydi. Selahaddin Eyyubi genellikle Haclilara karsi kazandi- 



Sultan Sela 
haddin dime 



■mam&vM 



si it da Eyyubi 
Sultanhgi'm 



gosteren bir 



■ uud ( 









-^ 






gi askeri zaferle anilir, ancak onun cok belirgin bir diger ozelligi 
gerek Hachlara gerekse tiim diger Hiristiyanlara karsi son dere- 
ce adil ve bagislayici davranmasiydi. Hachlar Miisliimanlara 
karsi cok biiyiik zuliimler uygulamalanna ragmen, Selahaddin 
Eyyubi onlardan intikam almamis, Kudiis'ii fethettiginde kentte- 
ki hicbir Hiristiyana zarar verilmemisti. Selahaddin Eyyubi'nin 
bu konudaki dikkat cekici bir baska yonii, kendi tarafindaki ra- 
dikalleri de dizginlemis olmasiydi. III. Hach Seferi'ni yoneten In- 
giliz Krali Richard'in Akra Kalesi'nde 3 bin Miisliiman sivili aci- 
masizca katletmesi iizerine, bazi kisiler intikam arayisina girmis- 
ler ve bunu da Yafa kentindeki (bugiinkii Tel- Aviv) Hiristiyanla- 
ra karsi toplu bir kiyima giriserek uygulamak istemislerdi. Selah- 
haddin Eyyubi, kendi ordusu icindeki bu radikal egilimi durdur- 
mak, yatistirmak ve Yafa'daki Hiristiyanlara giivenlik saglamak 
icin biiyiik caba gosterdi ve bunda da basanh oldu. 

Sonunda Selahaddin Eyyubi, Hachlara birtakim imtiyazlar 
ve imkanlar vererek, kutsal topraklara bans getirmeyi de basar- 
di. 28 Agustos 1192'de Hachlarla Miisliimanlar arasinda bans an- 
lasmasi imzalandi. Bunun ardmdan Selahaddin Eyyubi, bu ken- 
ti ele gecirmek icin binlerce Musliimam oldiirmiis olan Hach ko- 
mutanlanna biiyiik bir jestte bulunarak, onlan kendisinin misa- 
firi olarak Kudiis'e davet etti. Kudiis'ii ziyaret eden Hach komu- 
tanlar, Miisliimanlarda gordiikleri bu biiyiik bagislayicihk, hos- 
gorii ve adalet karsismda hayranhklarmi gizleyemediler. Sela- 
haddin Eyyubi bir keresinde, diismani olan Ingiliz Krali Ric- 
hard'in hasta oldugunu ogrenmis, bunun iizerine ona ozel dok- 
torunu ve atesini dindirmesi icin kar gondermisti. Selahaddin 
Eyyubi'nin Kuran ahlakina dayanan bu yiiksek ahlaki, onu tiim 
Avrupa'da efsanelestirdi. 



w ^^ f ^^^ amm 



IV ■ J l ^J *A 1.1 J — ■ i J ■ ' ' 



■J*J*T><^ » 7 ~,*tt*. &2X»;3>.!*A 






Kisacasi, Selahhaddin Eyyubi'nin kurmus oldugu Islam Bir- 
ligi, Miisliimanlara hem giic ve zafer vermis, hem de Islam ahla- 
kinin oziindeki adalet, hosgorii, bansseverlik gibi erdemlerin ha- 
yata gecirilmesine imkan tammisti. Miisliimanlar hem Islam'a 
hizmet etmek icin harekete gecirilmisler, hem de Miisliimanlar 
arasmda dogan bazi radikal egilimler engellenerek, Kuran ahla- 
kma gore Miisliimanlann nasil olmasi gerektigi gosterilmisti. 

Selahaddin Eyyubi'nin kurdugu Islam Birligi'nden bugiine 
dek tarn 8 yiizyil gecti. Ama, tarn da onun zamamndaki nedenler- 
le, bugiin de Miisliimanlar icin bir Islam Birligi gereklidir. Elbette 
bugiin Islam diinyasina karsi Hachlar devrinde oldugu gibi birle- 
sik bir askeri saldin soz konusu degildir, ama Islam diinyasi, fark- 
h cografyalarda farkh tehditler altindadir. Dahasi, Islam diinyasi 
diger medeniyetlerin gerisinde kalmis, bilim, teknoloji, kiilriir, sa- 
nat, diisiince gibi alanlarda -uzun zaman diinyanm onciisii olma- 
sina karsin- geri duruma diismiistiir. Ore yandan diger medeni- 
yetlerde iiretilen birtakim yanhs felsefe ve ideolojiler de, 19. yiiz- 
yildan itibaren islam diinyasina tasmmakta, Kuran ahlakmi tarn 
anlamiyla bilmeyen bazi Miisliimanlan etkisi altina almaktadir. 
islam'i temsil etme iddiasiyla ortaya cikan, ama gercekte islam 
ahlakina tamamen aykiri vahsetler uygulayan bazi radikaller ise, 
islam ile diger medeniyetler arasinda catisma koriiklemek iste- 
yenlere, cogu kez bilmeyerek, hizmet etmektedirler. 

Turn bunlarm son bulmasi, Miisliimanlann yeniden diinya- 
ya yon veren, lsik tutan, adalet ve bans getiren, kendisine gipta 
edilen bir medeniyet kurmalan icinse, bir zamanlar Selahaddin 
Eyyubi'nin izledigi yontemin izlenmesi gereklidir: Islam diinya- 
sinda ahlaki, ilmi, imani bir yeniden dogus baslatmak ve bir 
yandan da Miisliimanlann siyasi birligini saglamak. 



^^*V^^^^^*^57?H 



Farkhliklara Hosgorii Gostererek 
Birlesmek 

Miisliimanlann birlik olmalan, sadece mevcut durumun so- 
na ermesi icin ihtiyac duyulan siyasi bir gereklilik degildir. Bun- 
dan daha da onemlisi, birlik, zaten Miisliiman olmanin gerekle- 
rinden biridir. Miisliimanlann hayatlarinm her anmda oldugu 
gibi, ulusal ve uluslararasi siyasetlerinde de Kuran ahlakma go- 
re davranmalan gerekir. Kuran ahlaki ise oncelikli olarak Islam 
diinyasinm ittifak etmesini gerektirmektedir. Kuran ahlakimn 
esas alinmasi, bu ittifakm kalici olmasmi ve kendisinden bekle- 
nen aktif rolii iistlenmesini saglayacaktir. 

Islam ahlaki Muslumanlarm daima birlestirici davranmala- 
nni, dayanisma ve kaynasma icinde din kardesleri olmalarmi ge- 
rektirir. Allah Kuran'da miiminlere "geki§ip birbirlerine dii§me- 
melerini" (Enfal Suresi, 46) emretmekte ve bunun Musliimanlan 
zayiflatacak bir durum oldugunu bildirmektedir. Bir baska ayet- 
te de su sekilde emredilir: 

Kendilerine apa^ik belgeler geldikten sonra, par^alanip ay- 
rilan ve anla§mazhga dii§enler gibi olmayin. I§te onlar i^in 
biiyiik bir azap vardir. (Al-i Imran Suresi, 105) 
Vicdan ve akh selim ile hareket eden, kendi cikarlarim degil 
adaleti gozeten bir miiminin diger iman edenlerle ile ittifak sagla- 
yamamasi, siirekli bir anlasmazhk icinde olmasi miimkiin degil- 
dir. Bu, bireyler temelinde gecerli oldugu gibi toplumlar ve mil- 
letler temelinde de gecerlidir. Nitekim Allah Kuran'da bu gercege 
de dikkat cekmis, Miisliiman topluluklann birbirlerine karsi ada- 
letsizlik yapmalanni ve diismanca davranmalanni yasaklamistir. 
Kuran'da boyle davrananlarm durdurulmasi ve farkh Miisliiman 
toplumlarm "aralannin bulunmasi" bildirilmistir: 



■ 



■ 



s? s^>» v v>*v..- » ...*^.y>attgs 



h ^V^V&l 1 



*^s*3sgBSis«»siis*s*£2se 




<9£*&&g3&&i&miBIS%2&XeX2&%2& 






W fll ! l*fctt *&t*UMM2B BXZ ttttMar *G*XaOKt&5 






oyca degil) takv* 






en ileride olanmizdir. 


ii 


" : 1 


Juphesiz AMah, hiletidir, 




haber aiandir 


1 






(Hucurat Surest, 


j; 






'in 




I 


T 1 










^j] 




//. T. Allot, 



■^£^^^^^^^^^ M 



-?*+j r f '- J-J^^y^J JiJ^jy ^T" 



■M 












Mii'minlerden iki topluluk ^arpisacak olursa, aralarini bulup- 

diizeltin. Sayet biri digerine tecaviizde bulunacak olursa, artik 

tecaviizde bulunanla, Allah'in emrine doniinceye kadar sava- 

sin; eger sonunda (Allah'in emrini kabul edip) donerse, bu du- 

rumda adaletle aralarini bulun ve (her konuda) adil davranin. 

Siiphesiz Allah, adil olanlari sever. (Hucurat Suresi, 9) 

Elbette her Miisliiman toplum arasmda, bolgesel, kiiltiirel 

ve geleneksel bazi anlayis ve uygulama farklihklan olabilir. 

Farkh yorumlar, farkh goriisler, farkli mezhepler olacaktir. Bu 

son derece dogaldir. Olmamasi gereken, bu farkhliklar nedeniy- 

le bir Miisliiman toplumun veya grubun digerine cephe almasi, 

onunla diyalogu kesmesi, ortak degerlerde mutabakat saglaya- 

mayacak kadar digerini yabanci ve hatta hasim olarak gormesi- 

dir. Bu, kabul edilebilir bir durum degildir. 

Allah, Kuran'da Miisliimanlan bu hataya diismemeleri icin 
uyarmis ve Kitap Ehli'nin bu konudaki hatalanni da ibret olarak 
gostermistir. Kuran'da Kitap Ehli'nin (Hiristiyanlar ve Yahudile- 
rin) hatalan bildirilirken, bu topluluklarm kendi aralannda par- 
calanip, aynhklara diismeleri de belirtilmektedir. Beyyine Sure- 
si'nin 4. ayetinde Kitap Ehli'nin kendilerine apacik belgeler gel- 
mis olmasina ragmen firkalara aynlmis olduklan haber verilir. 
Diger ayetlerde ise bu aynlmanin sebepleri arasmda, "aralarm- 
daki tecaviiz ve haksizlik", "aralarmdaki kiskanchk", "hakka bas- 
kaldirma" gibi kotii ahlak ozellikleri bildirilmektedir. Bu ayetler- 
den bazilan soyledir: 

Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnizca aralarm- 
daki 'tecaviiz ve haksizlik' dolayisiyla ayrihga diistiiler... 
(§ura Suresi, 14) 

Hi^ siiphesiz din, Allah Katinda Islam'dir. Kitap verilenler, 
ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarmdaki "kis- 
kanchk ve hakka baskaldirma" (bagy) yiiziinden ayrihga diis- 



■ 



m 



^^*V^^^^^*^57?H 



tiiler. Kim Allah'in ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) ger^ek- 
ten Allah, hesabi pek <:abuk gorendir. (Al-i imran Suresi, 19) 

Bu ayrihga dusme nedeniyle Kitap Ehli'nin tarihinin buyuk 
catismalarla dolu oldugu, bilinen bir gercektir. Hiristiyanhgin ilk 
1600 yillik tarihi, birbirleri ile catisan farkli Hiristiyan mezhepleri- 
nin tarihi sayilabilir. Ufak yorum farkliliklan bile Hiristiyanlann 
birbirlerini inkarcihkla sucmalarrna neden olmustur. Bu cekisme 
icinde Roma Katolik Kilisesi zamanla egemenlik saglamis, ancak 
sonraki yuzyillarda da bu kez bu Kilise "sapkin" (heretik) saydigi 
farkli dini mezheplere (bunlar arasinda Docetism, Montanism, 
Adoptionism, Sabellianism, Arianism, Pelagianism ve Gnosticism 
sayilabilir) karsi biiyiik bir baski uygulamistir. Papahgin, 11. yuz- 
yildan itibaren Katharlar ve Bogomiller gibi farkli dini akimlara 
uyguladigi baskilar, ardindan da Protestanlar ile Katolikler arasm- 
da patlak veren ve bir yiizyildan fazla siiren kanh savaslar, Avru- 
pa tarihinin en karanlik caglarma denk gelmektedir. Ilginctir ki, 
Avrupa medeniyetinin yiikselisi, ancak soz konusu mezhep savas- 
larinm bitmesinden sonra baslamistrr. Siyasi tarihcilerin kabul etti- 
gi gibi, modern Avrupa, farkli Hiristiyan mezheplerinin birbirleri- 
ne tolerans gostermesi gerektigi fikrinin egemen oldugu iinlii 
Westphaha Bansi'ndan (1648) sonra dogmustur. 

Insanlarin dinde parcalanmalannin temelinde, Allah'in em- 
rettigi ahlaki geregi gibi yasamiyor olmalan vardir. Bu ahlak te- 
vazuyu esas alir. Tevazudan uzaklasanlar, kendilerini ve kendi fi- 
kirlerini mutlak dogru olarak goriir, kendilerinden farkli diisii- 
nenleri kuciimser ve onlara diismanhk beslerler. Kendi goriisle- 
rinin mutlak dogru oldugundan hie kusku duymadiklan icin, 
kendilerini hicbir zaman sorgulamaz ve dolayisiyla daha iyiye, 
daha dogruya gidemezler. Sadece kendi yorumunu begenip bu- 
nunla oviinenlerin durumuna Kuran'da, "... onlar, i§lerini kendi 
aralarinda (farkli) kitaplar halinde boldiiler; her bir grup, 



s? .^>- v.v>- v.. » ...*^.y>attgs 



Mr&^rtMW&w^wyemvm 



i 

S 



> 







kendi ellerind 
olanla yetinip sevinmek- 
jf tedir." (Miiminun Suresi, I 
* ayetinde dikkat cekilmistir. 

Bu, Allah'tan korkup sakinanlarm ^ 
ahiret giiniinde hesap verecegine iman edenlerin J 
I siddetle sakinip korunmalan gereken bir durum- I 
dur. Bu konunun onemini fark edenlerin, diger mii- 
minleri de parcalanmaktan, dagilmaktan, aynlmak- 
C tan sakindirmalan, Musliimanlann Kuran ahlakinda V 
. ittifak etmelerini saglamak icin gayret etmeleri gerek- 
mektedir. 

Ornek Miisliimanlar, insanlara -Rabbimiz'in tecellileri 
oldugunun bilinciyle- sevgi, merhamet ve sefkatle yaklasirlar. 
Kendileriyle ayni inanci paylasan, Kuran'a iman eden, Allah'in 
emirlerini yerine getiren ve Peygamber Efendimiz (sav)'in siin- 
netine uyanlan ise kardesleri olarak goriir ve birbirlerinin velile- 
ri olduklarmi unutmazlar. Yapilmasi gereken, farkli Miisliiman 
topluluklar arasinda olabilecek kiiltiirel ve geleneksel farkhliklar 
ve bazi goriis ayrihklan nedeniyle hiziplesmekten sakinmak, 
bunlan siirekli on plana cikanp ihtilafa zemin hazirlamak yerine, 
Kuran ahlakini yasamakta ittifaki desteklemektir. Musliimanlar 
ittifakta birbirlerini desteklemeli, ihtilafli konularda da hosgorii- 
lii olmali, anlayish davranmalidirlar. Yukanda da vurguladigi- 



OM 




^XvvW. 



hmb 



.^r^xrv.^.^ 



lSS£S 



t&SX3g3&6*S5XS% 



miz gibi, ozellikle 
bu konunun oneminin far- 
f kmda olan samimi Miislii- ■& 
r manlar ve Islam diinyasinm onde ^ 
J gelen dusunur ve aydinlan bu konuda yo- ^ 
j gun girisimlerde bulunmah, Musliimanlar ara- I 
« sinda birlik ve beraberligi tesvik etmelidirler. Miis- V 
liiman diinyasi icinde sevgi, saygi, merhamet, hos- ■ 
gorii iizerine kurulu bir dayamsma insa edilmelidir. 

Bir kez daha hatirlatmak gerekir ki, Islam ahlaki- ft 
» l, nin ozunde, ihtilaf ve aynliklan degil, inane birligini ve I \ 
/ ortak degerleri temel alan bir anlayis vardir. Hz. Muham- wj 
~f med (sav), "Size iki sey birakiyorum onlara simsiki saril- H 
dikca asla dalalete diismeyecek ve sapitmayacaksiniz: Kuran 
ve benim siinnetim" sozleriyle Miisliimanlara uymalan gereken 
yolu gostermistir. Bizlere dusen bu yola uymaktir. Hak dine uy- 
mak ve aynhga dusmekten sakinmak, Rabbimiz'in turn inanan- 
lara emridir. Allah, ayetinde su sekilde buyurmustur: 

O: "Dini dosdogru ayakta tutun ve onda aynhga diismeyin" 
diye dinden Nuh'a vasiyet ettigini ve sana vahyettigimizi, 
Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya vasiyet ettigimizi sizin i^in de 
tesri' etti (bir seriat kildi). Senin kendilerini ^agirdigin sey, 
mtisriklere agir geldi. Allah, diledigini buna seqer ve i^ten 
Kendisi'ne yoneleni hidayete erdirir. (§ura Suresi, 13) 









g>ga.*>gau» ^eaw. ww.^.j 




?^-,i^>>x>>^^ 



>'>>" ^^'^'HV^V^V'^'>>'WJ^-VV ">'' 




;xvwv..^v:,",.vx^vw;^s 






i 



Birlik Ruhunun Ya§atilmasi 

Birlik; anlayis, fedakarlik, vefa ve sadakat gerektirir. Allah 
Kuran'da Muslumanlara birlik icinde olmalanni, seytamn arala- 
nni acip bozmaya gahsacagini, bu birligi engellemek i^in gaba 
gosterecegini bildirmistir. Miisliimanlar din kardesleri ile arala- 
nndaki ili§kide, karsi tarafi incitecek bir soz soylemek, ofkelen- 
mek, saygiya uygun olmayan tavirlarda bulunmak gibi birlik ru- 
hunu zedeleyecek her tiirlii tavirdan sakinmakla yukumludiirler. 
Her miimin bir digerine karsi olabildigince fedakar olmali, sabir- 
h davranmah, onun iyiligi icin cah§mali, sadik ve vefah olmah- 
dir. Bu, tiim muminlerin benimsemesi gereken iistun bir ahlaktir. 
Bu konuda en giizel orneklerden biri, Hz. Muhammed (sav) 
ile birlikte Mekke'den hicret eden muminler ve Medine'de onla- 
ra giizel bir yurt hazirlayan Miisliimanlar arasindaki iligkidir. 
Mekkeli mii§riklerin zulmii ve baskisi nedeniyle, Allah yolunda 
yurtlanndan hicret eden muminleri, Medine'de Hz. Muhammed 
(sav)'e biat etmi§ olan Miisliimanlar en giizel sekilde karsilamis, 
onlara karsi biiyiik bir muhabbet ve ilgi gostermislerdir. Birbirle- 
rine yabanci iki topluluk olmalanna, cahiliye Araplan arasinda 
tek onemli kistas sayilan "kabile bagi"na sahip olmamalanna rag- 
men, imanlan ve itaatleri nedeniyle ornek bir kardeslik sergile- 
mislerdir. Medineli Miisliimanlar hicret edenlere her tiirlii imka- 
m saglamis, onlara evlerini acmis, yemeklerini onlarla paylasmis, 
kendi ihtiyaclanndan once onlann ihtiyaclanni diisiinmiis, mii- 
min kardeslerinin nefislerini kendi nefislerine tercih etmislerdir. 
Rabbimiz, Medineli muminlerin bu giizel ahlakini Kuran'da soy- 
le bildirmistir: 

Kendilerinden once o yurdu (Medine'yi) hazirlayip imam 
(goniillerine) yerle§tirenler ise, hicret edenleri severler ve 
onlara verilen §eylerden dolayi i^lerinde bir ihtiyac. (arzusu) 



^WS'^k>&i!feWVka»&?5S5 



tanfBK*r*Tx- 



duymazlar. Kendilerinde bir a^ikhk (ihtiya?) olsa bile (kar- 
de§lerini) 6z nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri 
ve bencil tutkulanndan' korunmu§sa, i§te onlar, felah (kur- 
tulu§) bulanlardir. (Ha§r Suresi, 9) 

Bu, ornek almmasi gereken cok iistiin bir ahlaktir. Ve iki mu- 
min toplulugun birbiri ile iliskisinin nasil olmasi gerektigini gos- 
teren cok onemli bir ornektir. Peygamber Efendimiz ise, Miislu- 
manlar arasinda dayamsmanm nasil olmasi gerektigini bir hadi- 
sinde soyle tarif etmistir: 





ZfimJ^*" 



'aul Renoir. Mathaf Gale 






..^>?V.^>^A"^Wa.«VBfeA»,2 



8 



1 






V' 

i 
i 

SB 






lanlariii kendi aralaruidaki iiierhametleri, saygi ve 
ismalari tipki bir viicul gibidir. Viiciilla bir uzuv rahat- 
iirlar omiiila birlikte aym aciyi ceker- 
ler ve uyumazlar. 

Muslumanlarm birbirlerine karsi sevgileri ve kalplerinde 
birbirlerine karsi hicbir olumsuz his kalmamasi, Allah'in mumin- 
lere buyuk bir liitfu ve nimetidir. Ahirette tarn anlamiyla yasana- 
cak olan bu nimet Kuran'da soyle bildirilir: 

Onlarin gogiislerinde kinden (ne varsa tiimiinii) siyirip- 

^ektik, karde§ler olarak tahtlar iizerinde kar§i kar§iyadirlar. 

(Hicr Suresi, 47) 

Dolayisiyla Musliimanlar, dayanismanin, kardesligin ve bir- 
lik duygusunun biiyiik bir nimet oldugunun bilincinde davran- 
mali ve bu birligin korunmasi icin sabirh ve iradeli olmahdirlar. 
Enfal Suresi'nin 1. ayeti "... Eger mii'min iseniz Allah'tan kor- 
kup-sakinin, aranizi diizeltin ve Allah'a ve Resulii'ne itaat 
edin." Miisliimanlara birlikte davranmalarmm onemini bildiren 
bir diger ayettir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, Miis- 
lumanlarm ortak hareket etmelerinin onemini bir hadis-i serifin- 
de soyle ifade etmistir: 

....Birbirinize hased (cekememezlik) etmeyiniz. Birbirinize 
iik) etmeyiniz. Bh 

yiniz. Birbirinizden yiiz ceririp kiisii.siiieyiiiiz ve ey Allah 'in 

kullan, kardesler olunuz. 9 

Miimin, her durumda affedici olmakla yukumliidur, ancak 
karsismdaki kisi de bir Miisliimansa, onunla din kardesi oldugu- 
nu, her ikisinin de Allah'tan korkup sakindigini, Peygamber Efen- 
dimiz'e itaat ettigini, helal ve harama titizlik gosterdigini diisiine- 
rek cok daha sabirh davranmahdir. Musliiman, din kardesinin 
her zaman icin iyiligini istemesi gerektiginin, kendisini diisundii- 
gii gibi onu da diisiinmesi gerektiginin, herhangi bir anlasmazhk 



• ^ , w , ^v:^' , ^vi'^ , 'f^' , ^'^^''^^^.vw ; 




* 



iitgili: ressam David Roberts' in, "Muayyad Camisi" adli tablos 






i^.m^' y: 






soz konusu oldugunda da sabirla, sefkatle ve sevgiyle karsilik 
vermesi gerektiginin bilincindedir. Bir Kuran ayetinde, Muslii- 
manlarm din kardesleri icin soyle dua ettikleri bildirilir: 

Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: 'Rabbimiz, bizi ve 

bizden once iman etmis olan kardeslerimizi bagisla ve kalple- 

rimizde iman edenlere karsi bir kin birakma. Rabbimiz, ger- 

^ekten Sen, ^ok sefkatlisin, ^ok esirgeyicisin. (Hasr Suresi, 10) 

Miisliimanlar, aralannda herhangi bir sorun olan kardesle- 

riyle bu sorunu dostca gidermekle yukumlii olduklan gibi, iki 

Miisluman topluluk arasinda da benzeri bir olay yasandiginda, 

miiminlerin arasmi diizeltip uzlastirmakla yiikumliidurler. 

Allah, iman edenlere §6yle buyurmu§tur: 

Mii'minler ancak karde§tirler. Oyleyse karde§lerinizin ara- 
sini bulup-diizeltin ve Allah'tan korkup-sakinin; umulur ki 
esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10) 

Bu ahlakm, miiminlere cok giiclii bir beraberlik ve birlik ru- 
hu kazandiracagi aciktir. Nitekim Rabbimiz, iman edenlere Ken- 
disi'nin yolunda "birbirlerine kenetlenmis bir bina gibi saf bag- 
layarak" (Saff Suresi, 4) miicadele etmelerini emretmektedir. Bu 
miicadele, inkarci felsefe ve ideolojilere karsi yurutiilmesi gere- 
ken fikri bir miicadeledir ve riim Miisliimanlann iizerinde onem- 
li bir sorumluluktur. Bu fikri miicadeleyi iistlenip, diinyayi icinde 
bulundugu karanhktan aydinliga cikarmak yerine, kendi ic so- 
runlan ile bogusan, ice kapali bir yapi gelistirmek kuskusuz bii- 
yiik bir hata ve tarihi bir vebal olabilir. Bugun, basta diinyamn 
pek cok ulkesinde ezilen ve zuliim goren Miisliimanlar olmak 
iizere, insanlik, icine diistiigii durumdan kurtulabilecek bir cikis 
yolu aramakta, diinyaya bans, huzur, adalet getirecek ve unuttu- 
gu varolus amacini hatirlatacak bir yol gosterici beklemektedir. 
Bu yol gostericilik, Islam toplumunun sorumlulugudur ve turn 
Musliimanlarm bu bilincle hareket etmeleri gerekmektedir. 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



§iddetin, terorun, zulmiin, sahtekarligin, dolandrriciligin, ya- 
lanciligin, ahlaksizligm, cati§malann, yoksullugun diinya genelin- 
de yaygm olmasi, yeryiizunun "fitne" ile dolu oldugunu goster- 
mektedir. Bu durum kar§ismda, Muslumanlarin aralannda sorun 
haline gelmi§ pek cok konu onemini yitirmektedir. Turn bu zuliim 
ve dejenerasyon, Allah'in varligini ve birligini inkar eden, ahiret 
gunune inanmayanlarrn kurmu§ olduklan batil sistemlerden giic 
bulmakta ve geli§ip yayilmaktadir. Buna kar§ilik vicdan sahi- 
bi insanlann yapmasi gereken, iyilikte ittifak etmektir. 



I ii in a ii I a rui 
iiserindcki riiwkledir. 



■*. 






;. 






>'.. v .. v « 1 ^. ^.."-v*; .s.- 



J dW?^Jd<^3d^&Ji&!$ , gi&g&3Z&& 







^&£&&&t3r&^&^2^S**^*S$£X 



Allah'm izni ile bu ittifak, inkarci ideolojilerin fikren 
maglup olmasimn en onemli asamalarmdan biri olacaktir. 
Rabbimiz, Kuran'da inkarcilann ittifakina dikkat cekmis ve 
iman edenlerin de birbirleriyle dost olmalan ve birbirlerine 
yardim etmeleri gerektigini bildirmistir. Bu, yeryiiziinde 
bozgunculugun ortadan kaldinlmasi icin gereklidir. Ayette 
su sekilde buyurulmaktadir: 

Inkar edenler birbirlerinin velileridir. Eger siz bunu 

yapmazsaniz (birbirinize yardim etmez ve dost olmaz- 

saniz) yeryiiziinde bir fitne ve biiyiik bir bozgunculuk 

(fesat) olur. (Enfal Suresi, 73) 

Boylesine onemli bir sorumluluk tasiyan Muslumanla- 
nn birlik ve ittifak icinde olmalan gerektigi aciktir. Muslu- 
manlar, birlikte hareket etmelerini engelleyen durumlar ol- 
dugunda su sorular iizerinde dusunmelidirler: 

"Bu konu, Islam ittifakmi zedeleyecek kadar onemli 



II, 



"Uzerinde uzlasilmasi mumkiin olmayan bir konu 
mu?" 

"Inkarci ideolojilere karsi fikri calisma icinde olmak ye- 
rine, Miisliiman bir diger toplulukla ugrasmak makul mii?" 

Bu sorulara vicdanina basvurarak cevap veren herkes, 
sonu gelmeyen cekismelerden uzak durmamn ve Miislii- 
manlar arasindaki Kuran ahlakina dayali bu ittifaki koru- 
manin oncelikli oldugunu gorecektir. 

Aynca Miisliimanlar, seytanin da siirekli birlik ve be- 
raberligi bozmak, Miisliimanlann arasma diismanhk sok- 
mak icin faaliyet halinde oldugunu unutmamalidirlar. 

Rabbimiz, "Kullanma, soziin en giizel olanini soyle- 
melerini soyle. ^iinkii seytan aralanni a^ip bozmaktadir. 



UH^OW 









§iiphesiz seytan insanin aqikqa bir diismanidir." (Isra Suresi, 
53) ayetiyle iman edenleri bu tehlikeye karsi uyarmistir. Bu ayet, 
Miislumanlarin birbirlerine karsi kullandiklan iisluba 90k dikkat 
etmeleri, incitici, igneleyici, alayci, sert, kmayici soylemlerden 
siddetle kacinmalan gerektigini gosterir. 

Kuran'da birlik icinde olmanin onemi bildirilirken dikkat 
cekilen bir diger husus da, cekismelerin ve birlik ruhunu zedele- 
yecek tavirlann Miislumanlarin gucunu zayiflatacagidir. Rabbi- 
miz, soyle buyurmaktadir: 

Allah'a ve Resulii'ne itaat edin ve gekisip birbirinize diis- 
meyin, goziiliip yilginlasirsiniz, giiciiniiz gider. Sabredin. 
Siiphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46) 
Bu, basta da belirttigimiz gibi, bireyler icin oldugu kadar 
Miisluman toplumlar ve milletler icin de gecerlidir. Eger Islam 
diinyasi, guclii, istikrarli, miireffeh bir medeniyet olmak, diinya- 
ya her alanda yon vermek ve lsik tutmak istiyorsa, birlik halinde 
hareket etmek zorundadir. Bu birligin yoklugu, Miisluman iilke- 
ler arasindaki aynhk ve daginikhk, Islam diinyasindan ortak bir 
ses yiikselmemesi, mazlum Miisliiman halklan da savunmasiz 
birakmaktadir. Filistin'de, Kesmir'de Dogu Tiirkistan'da, Mo- 
ro'da ve daha pek cok yerde zavalh kadinlar, cocuklar ve yaslilar 
ihtiyac icinde zuliimden kurtanlmayi beklemektedirler. Bu ma- 
sum insanlarm sorumlulugu herkesten once, Islam diinyasinin 
iizerindedir. Miisliimanlar, Peygamberimiz (sav)'in "Miisliiman, 
Miisliimana zulmetmez ve onu tehlikede birakmaz" soziinii 
hatirlanndan cikarmamahdirlar. 10 

Islam diinyasi, ayrihklan ve farkhhklan bir kenara birakip, 
him Miisliimanlarm "kardes" oldugu gercegini hatirlamah ve bu 
manevi kardesligin getirdigi giizel ahlak ile turn diinyaya ornek 
olmahdir. Iman edenlerin birbirleri ile kardesligi, Allah'in bir liitfu 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



ve nimetidir. Samimi Miisliimanlar bu nimet icin Rabbimiz'e §uk- 
retmeli ve Allah'in "dagihp-ayrilmayin" emrini unutmamalidirlar: 

Allah'in ipine hepiniz simsiki sarihn. Dagihp ayrilmayin. 

Ve Allah'in sizin iizerinizdeki nimetini hatirlayin. Hani siz 

diismanlar idiniz. O, kalplerinizin arasini uzlasti- 

np-isindirdi ve siz O'nun nimetiyle kar- 

desler olarak sabahladimz. Yine siz, 

tarn ates ^ukurunun kiyisinday- 

ken, oradan sizi kurtardi. 

Umulur ki hidayete erersiniz 

diye, Allah, size ayetlerini 

boyle a^iklar. 

(Al-i Imran Suresi, 103) 




■^^VAVX^^. 



y aggags r: 






0g | , - ! - - ~ ; H I H|ir""<r 





w* 



aiSiia 



S2t 



.<tf..^ 



,.*v;»wv;%jg£ 



!«©(SMSieS^3«S«aiSlS*S»S«SlS»SS^ £ 




^ye^V^^V&^^^j^?^ 



i 




9taaeca&Bc?ta*sǣ4sȣtsti 



Birlik Miislumanlara 
Giiq Kazandirir 

Onceki sayfalarda Miisliimanlar arasmdaki 
cekismenin veya dagilmanm, onlari manevi olarak 
f gucjten dusiirecek bir gelisme olacagma deginmistik. 
Bu, Allah'in Kuran'da iman edenlere bildirdigi sirlardan 
' biridir ve bununla onemli bir gercege daha dikkat gekilmek- 
f tedir: Nasil ki ayriliklar ve cekismeler Musliimanlari manevi 
/olarak giicten diisiiruyorsa, birlik ve tesaniid (dayamsma) de 
Miislumanlara giic kazandiracaktir. Allah Kuran'da, iman eden- 
lerin "haklarma tecaviiz edilmesi" durumunda birlik olup karsi 
koymalarim buyurmustur: 

Ve haklarma tecaviiz edildigi zaman, birlik olup kar§i ko- 
yanlardir. (§ura Suresi, 39) 

Bu, iman edenlere Ilahi bir emirdir ve pek cok hikmeti vardrr. 
Inkarci ideolojilerin fikren yok edilmesi de, ancak Muslumanlarm 
ittifak etmeleri ile mumkundiir. 

Ancak elbette unutmamak gerekir ki, iman edenlerin ittifa- 
kini giiclii kilan aslinda onlarin imanlan ve ihlaslandir. 
Gercek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile 
kurulur. Miiminler, birbirlerini araya hicbir 
gikar ya da menfaat beklentisi katma- 




tt&&3*&&3*&^J&tt&^**& 



^5&g3^s«^s^x^seiS9S^s^s^!es^ 




dan, halis niyetle ve sadece Allah n- 

zasi icin sever, Allah nzasi icin dost olur 

ve Allah nzasi icin birlik olurlar. Temeli diiny, 

iizerindeki en saglam kaynaga, Allah sevgisine ve 

Allah korkusuna dayah olan bu birligin bozulmasi, 

dagihp yikilmasi Allah'in dilemesi disinda hicbir sekilde 

mumkiin olmaz. Boylesine saglam bir ittifakm, Musliiman 

lara diinyada esine az rastlanir bir giic kazandiracagi ise acik 

tir. Rabbimiz, "... Nice kiiciik topluluk, daha 50k olan bir top- 

luluga Allah'in izniyle galib gelmi§tir; Allah sabredenlerle be- 

raberdir." (Bakara Suresi, 249) ayetinde basanya ulasmak icin sa- 

yica biiyiik olmanin onemli olmadigina isaret etmistir. Miislii- 

manlarm iman ve ihlasa dayah kurduklan birliktelik, onlara cok 

biiyiik basanlar elde etmelerini saglayacak bir sevk ve irade ka- 

zandiracaktir. 

Allah bir baska ayette ise, inkar edenlerin birarada hareket 
ediyormus gibi goriinmelerine ragmen ashnda birlik kuramadik- 
lanni bildirmistir: 

... Kendi aralarindaki ^arpi§malan ise pek siddetlidir. Sen 
onlari birlik sanirsin, oysa kalpleri parampargadir. Bu, 
siiphesiz onlarin akletmeyen bir kavim olmalari 
dolayisiyla boyledir. (Hasr Suresi, 14) 

M 







Samimiyet iizerine, halis niyetle insa edilmemis birliktelik- 
ler her ne kadar dayamsma icinde gibi goriinseler de temelde pa- 
ramparcadirlar. (^iinkii onlann ittifaklari, bir tiir menfaat birlik- 
teligidir ve menfaatlerinin zarar gormesi ihtimali bu birlikteligin 
hemen sonunu getirir. Miisliimanlar, Allah'in Kuran'da bildirdi- 
gi bu sirra vakiftirlar. Muslumanlann birlikteligi, diinyevi kayip- 
larla sarsilmaz tarn tersine daha da giiclenir. Bu ruh ve bilinc 
Miisliiman ittifakim cok guclu kilar. Biiyiik Islam alimi Said Nur- 
si de, Musliimanlann ihlas ve samimiyetle olusturacaklan birlik- 
le ne kadar biiyiik kuvvet kazanacaklanni su ornekle ifade et- 
mistir: 

Elbette dort ferdden bin \ iiz on bir manei 

las sirrini kazanmak He. davanisi nanmaya 

imiiilaciz ve mecbnmz. Evel iic elif birlesmezse. tic kiymeti var. 
arm sim He bir /esse, riiz on bir kirmet ahr. Dort kere 

dort am ayri olsa, on alti kiymeti var. /: 

...■•.. : ■ .::.-:::;■ 

de omnz 01 

vetinde ve kiymc. s sim He, on alti 

fedakar kardeslerin kiymet ve kuvvet -i m< >'// binden 

sa/iitlik ediyor. 
Bu sirrin sirri sudur ki: Hakiki. samimi bir birlikte her bir 

uiyla da 

linn her biri yirmi goz- 

le bakiyor. >r. yirmi kulakla isitiyor, yirmi 

vardir. " 

Buraya kadar ele aldigimiz bilgiler, Islam diinyasimn birles- 

mesi ve Musliimanlann guclu bir ittifak olusturmasi gerektigini 

gostermektedir. Kitabin bundan sonraki boliimiinde ise Islam Bir- 

ligi'nin ozelliklerinin neler olmasi gerektigi iizerinde duracagiz. 






< 






r 



anlan, 

katiksizca (ahirettekt asi 

yiirdu du$Qniip-Anan ihlai 

sfthipieri kildik. Ve ger^ekten 

onhf, Bizim Kattmiz'da 

^c^kinhrden ve hsytrtt 

ohnlardandtr. 

(Sid Suresi, 46-47) 




WBr 






6-'X» 



**j&&&&^JfrJ¥J&3&M&JPi 




1 '" =— - - " , ~— T— =-Z ■- 



g 



/ 



■■'■ : 

B 

r rS 

u 



, 



8 



19. yiizyil sonu ve 20. yiizyilm basinda yasanan iki 
biiyiik diinya savasi, bu savaslarda hayatini kaybeden 
milyonlarca insan, yakilip yikilan sehirler, yerle bir olan 
yerlesim alanlan, vahsetin neredeyse olagan karsilandigi 
toplama kamplan insanlik icin ibret verici oldu. Bu savas- 
larm bizzat icjinde yer alan Bati diinyasi, savas sonrasi ku- 
rulan diizende, bu tarihi dramdan 90k onemli dersler ci- 
karmisti. Bunlann basinda, gelecekte yasanabilecek muh- 
temel sorunlarm iistesinden daha kolay ve kisa siirede ge- 
lebilmenin en etkili yollarmdan birinin, kurulacak ittifak- 
lar oldugu goriisii yer almaktaydi. Bundan once de, cesit- 
li Avrupa iilkeleri aralarmda ittfaklar olusturmaya cah§- 
mis ancak bu ittifaklar, kimi zaman menfaat iliskileri ve 
kimi zaman da ideolojik gerekcelerle uzun omiirlu olma- 
misti. Ancak bu sefer Bati diinyasi, kurulacak ittifakin bir 
ekonomik is birliginden ya da ortak savunma paktmdan 
cok daha ore olmasi gerektiginin, Avrupa'nin ortak kiiltii- 
rel degerler cevresinde birlesmesinin zorunlu oldugunun 
farkindaydi. Elbette bu uzun ve zorlu bir siirecti. 

Savas Avrupa'nin biiyiik giiglerinin ekonomilerini co- 
kertmis, sanayi neredeyse yerle bir olmustu. Yikilan yiiz- 
lerce sehrin yeniden insa edilmesi, alt yapinin onanlmasi, 
egitim ve saglik kurumlarmm yeniden diizenli isler hale 
getirilmesi gerekiyordu. Ustelik Avrupa'da savas sona er- 
mis, ancak somiirgelerde bagimsizhk hareketleri basla- 
misti. Turn bu kosullar altinda istikrarm saglanmasi ve bu 
dagmik yapi icinde bir birlik olusturmak 90k zor goriinii- 



1 



ff^ 1 1 


1 

j 

1 


1 








*a&*&a@£*c*sj£gi 



Islam uLrUgI'ne cacri 



i 



yordu. 1951 yihnda, sanayinin kalkinmasim sagla- 
mak ana amaciyla kurulan Avrupa Komiir ve (^elik 
Toplulugu bu girisimin ilk adimi oldu. Sonradan 
Avrupa Ekonomik Toplulugu'na, daha sonra Avru- 
pa Toplulugu'na, en son olarak da Avrupa Birligi'ne 
doniisen bu topluluk, iiye iilkeler arasinda uriinle- 
rin, hizmetin, sermaye ve is giiciiniin serbest dola- 
simini saglayan, tek para birimine, ortak hukuksal 
anlayisa ve hatta birbiri ile uyumlu devletsel orgiit- 
lenmeye sahip guclu bir birlik halini aldi. Bugiin 
Avrupa Birligi, diinya siyasetinin yonlendirici un- 
surlarmdan biridir. 

Avrupa Birligi modeli, Islam diinyasinin 
olusturacagi ittifak i^in ornek bir model olarak 
kabul edilebilir. 

56 Miisluman iilkenin iiye oldugu Islam Kon- 
feransi Orgiitii, Miisliimanlan catisi altmda topla- 
yan -iiye sayisi ve iiyelerinin cografi dagilimi aci- 
smdan- en biiyiik Miisliiman orgiittiir. Bu orgiit di- 
sinda da, ortak cografyalarda yasayan Miisliiman 
iilkeler arasinda cesitli ticari ve askeri is birlikleri 
bulunmakta, bolgesel ittifaklar kurulmaktadir. 
Bunlarm her biri onemli faaliyetlerde bulunan ya- 
pilanmalardir ve varliklan faydalidir. Ancak Islam 
diinyasinin, daimi kurumlari bulunan, baglayici 
kararlar alma yetkisine sahip, ortak politika gelisti- 
rebilecek ve bunlan kararhhkla uygulayacak, turn 
Miisliiman diinyasinin ortak sesi olacak, yalnizca 
belirli bolgelerin degil tiim Miisliimanlarm sorun- 
lan ile ilgilenip bu sorunlara coziim iiretecek daha 



*• 



M 



ra?v?7s.v 



^>^M>^tt& 



t $^6XSfSXSfSf!Z«ggSSIS!^S^ 



£*<VSU 




K*MU. 

'g er^eiie rt si^e Vftf r iiviL- 

andohun, eger nankorliik 

edersenii, fuphesiz, Ben-im 

aijafrmi pekflffltieiiidihi 

tibrahitxt Surest, 7 











;i 



islam duiiyasiiiui xiyaxi, askeri ve ekonomik 
olarak tek In inlann daha 

In: Boylece ti'iiii Islam 
ciffrafyasi, 

kalkuima ya.saiiacaktu: 








fx^v^v:^ 



[j^xsgaGsaEa 



kapsamli bir birlige ihtiyaci vardir. Bu birligin faaliyet alani eko- 
nomik, askeri ve sosyal alanlan kapsamalidir. Bu birlik sayesin- 
de, Miisluman iilkeler arasinda mutabakat ve uzlasma ortami in- 
sa edilecek, dayamsma ruhu gelistirilecektir. Boylece oncelikle 
birlik altmda toplanmis iilkelerin giivenlik sorunlan giderilmis 
olacak, daha sonra da kurulacak cok yonlii is birlikleri ile iiyele- 
rin refah seviyesinin yiikselmesi saglanacaktir. Islam diinyasi - 
dogrudan veya dolayli kendisi ile ilgili gelismelerde- tek bir vii- 
cut olarak hareket edecek, dolayisiyla Miisluman toplumlarm le- 
hine stratejiler gelistirilmesi miimkun olacaktir. 

20. yiizyilin ikinci yarisinda basta Filistin olmak iizere Bos- 
na, Kosova, Karabag, Kesmir, Ace gibi bolgelerde yasanan gelis- 
meler Miisliiman diinyasini onemli bir gercekle karsi karsiya ge- 
tirmistir. Binlerce sivilin hayatini kaybettigi, cocuklarm yetim 
kaldigi, vahsetin ve siddetin doruga tirmandigi bu bolgelerde, 
Bati diinyasinin yasanan insanhk dramina ya hie ya da cok gee 
tepki gostermesi ve gereken tedbirlerin alinmasi konusunda agir 



H| 



m 



"<«r*^ 



^^pSBKacKSSCi 



sV*3 



1 

I 

S 



h^g£^g3a.^^ 



davranmasi, Islam diinyasimn iistlenmesi gereken sorumlulugu 
Miisliimanlara bir kez daha hatirlatmistir: Miisliiman halklarm 
haklannin korunmasi, ihtiyaclarimn gozetilmesi herkes- 
ten once diger Miisliimanlarm sorumlulugudur ve Is- 
lam diinyasmm bu konuda son derece aktif ve atak ol- 
masi zorunludur. Miisliiman iilkelerin, tiim Miislii- 
manlarm giivenligini garanti altma alabilecekleri bir 
giic konumuna gelmesi ancak Islam diinyasmm uluslara- 
rasi siyaset sahasmda tek bir ses olarak temsil edilmesi 
ile miimkiin olacaktir. 

Islam diinyasi askeri, siyasi ve ekonomik olarak 
tek blok olmak zorundadir. Kendi icinde beraberligi 
saglamis Islam diinyasi, diinya bansmm da giivence- 
si olacak, bazi radikal unsurlar ve "medeniyetler ara- 
si catismadan" yana olanlar teorilerine gerekce ola- 
rak one siirebilecekleri ortami bulamayacaklardir. 



5 







Islam Birligi* nin Genel Yapisi 

Daha once de belirttigimiz gibi, Avrupa Birligi, Islam Birligi 
icin bir ornek olabilir. Avrupa Birligi'nin ozelligi, iiye iilkelerin 
tumiiniin kendi ulusal egemenliklerini, kendi yonetim sistemle- 
rini, devlet mekanizmalanni korumalan, ancak bunun yaninda, 
"Avrupa kulturii" uzerine insa edilmis bir degerler sistemini ka- 
bul etmeleridir. Bu degerler sistemi iizerinde, birbirleri ile siyasi, 
ekonomik, kiiltiirel is birligi yapmalan; bu is birligini yiiriitecek 
ve turn Avrupa adina hareket edebilecek merkezi yasama ve yu- 
rutme organlanna sahip olmasidir. 

Islam Birligi de, iiye iilkelerin ulusal bagimsizhklanni ve 
milli sinirlanni muhafaza ettikleri, her iilkenin kendi ulusal hak 
ve cikarlarmi koruyabilecegi bir yapi olmahdir. Ama tiim bu ege- 
men iilkeleri, ortak bir "Islam kulturii" icinde birlestirecek bir 
vizyon, bu vizyon uyarmca ortak politikalar gelistirecek ve uy- 
gulayacak karar ve yuriitme organlan olusturulmahdir. Amac, 
devletlerin yapisal olarak birlesmeleri degil, ortak politika ve 
menfaatler cevresinde birlesilmesi ve bu politikalann hayata ge- 
cirilmesinde birligin yaptinm gikiinun olmasidir. 

Insa ettigi modern devlet anlayisi ile Tiirkiye Cumhuriye- 
ti'ni Musliiman iilkelerin en istikrarli demokrasisi haline getiren 
Atatiirk'iin, Islam diinyasinin nasil bir yapi icinde birlik ve bera- 
berligini saglayabilecegi yoniinde de onemli degerlendirmeleri 
vardir. Bir devletin en onemli unsurlanndan birinin milli simrlar 
icinde var olma hakki oldugunu ifade eden Atatiirk'iin tespitleri- 
nin dogrulugu, gecen zaman icerisinde ispatlanmistir. Bilindigi 
gibi, Osmanli Imparatorlugu'nun yikilis siirecinde, Osmanli top- 
raklarmda yasayan halklarm bir kismi yanlis yonlendirmelere 
kapilarak Osmanh'nin yaninda yer almak yerine, dis giiclerle is 
birligi yapmislardir. Ancak cesitli imtiyazlar kazanacaklarini 



^^*V^^^^^*^5??H 



umarak bu yolu secenler, is birligi yaptiklan iilkelerin hegemon- 
yasi altina girmis ve somurgelestirilmislerdir. Bu halklardan ba- 
zilan, Cumhuriyetin ilk yillannda Mustafa Kemal'e temsilciler 
gondererek, kendilerini somiirge durumuna diisiiren liderlerinin 
basiretsizliginden sikayet etmis ve hatta bazilan Tiirkiye Cum- 
huriyeti ile birlesme taleplerini dile getirmislerdir. Atatiirk'iin bu 
tekliflere verdigi karsilik, Islam Birligi'nin temelinin nasil olmasi 
gerektigini gosteren onemli bir cevaptir: 

Biitiin Islam uleminin maiteit oldugu kadar maddeten de birlik 

■■■■■■ ■■'■■■ " ■ ;■■'.?■: '■. ;"■ 

nun icin de bizim kendi hu- 

dutlarimiz ict 

i_._Suriv(>- 

liler ve Irakhlar da mi Hi ha- 

kimivete da 

giic olarak ortaya eikabii - 

melidirler. n 

Goruldiigii gibi Atatiirk'un 
belirledigi oncelik, bu iilkelerin 
de bagimsizliklarmi kazanmala- 
ndir. Islam Birligi'nin oneminin 
bilincinde olan Atatiirk, bu birli- 
gin kendisinden beklenen etkiye 
sahip olabilmesi icin, iiyelerinin 
milli simrlari icinde bagimsizli- 
gmi kazanmis, milli iradeye da- 
yanan ve kendi ayaklan iizerin- 
de durabilen devletler olmalan 
gerektigine dikkat cekmistir. Do- 
layisiyla bugiin de, kurulacak bu 
orgiitiin iiyelerinin toprak bii- 




■ 



s? .^>-v. v>- V. v^.v^^. v^^^g 






i 



tunliigunu ve bagimsizhklarini korumasi son derece onemlidir. 

Bu birlik sayesinde diinya Miisliimanlan birbirleri ile dog- 
rudan iliski icinde olacak, birbirlerinin sorunlanni yakmdan ta- 
myacak ve dayanisma icine gireceklerdir. Aynmci, hizipci, kav- 
miyetci turn anlayislar bir kenara birakilarak, "turn Miisliimanlar 
kardestirler" ilkesi temel almacaktir. Gunumiizde Islam dunyasi- 
na hakim olan birbirinden farkli gorusler, yorumlar ve modeller 
arasinda mutabakat saglanamamis olmasi, Musliimanlarm bir- 
likte hareket etmelerine engel olmaktadir. Bu orgiitun beraberlik 
cagrisi, etnik kokene, ekonomik kosullara ya da cografi duruma 
gore yapilmayacak; irk, dil ve kulturel ozelliklerden kaynaklana- 
bilecek her turlii husumet bu birligin catisi altinda ortadan kaldi- 
nlacaktir. Soz konusu orgiitiin beraberlik anlayisi, bir toplumun 
digerine, bir kultiiriin otekine, bir grubun baskasina iistiin gel- 
mesine dayah degil, hepsinin bir digeri ile esit oldugu hosgorii, 
sevgi ve dostluga dayah dayanisma ruhu olacaktir. 

Islam Birligi'nin olusturulmasmdaki temel amaclardan biri, 
Miisliimanlann geneline yon verebilecek merkezi bir otoritenin 
olusturulmasi olmahdir. Bunun icin bu merkezin mutlaka turn 
Miislumanlara hitap edecek bir yapida olmasi, diger bir deyisle 
biitiin farkli anlayislan semsiyesi altinda toplayabilmesi sarttir. 
Islam Birligi, temel Islami degerleri ve inanclan esas almah, uy- 
gulama ve goriis farklihklanni hosgorii ve anlayisla karsilamah, 
bu farklihklan bir kiiltiir zenginligine doniistiirebilmeyi basar- 
mahdir. Bu farkhhklar ortak karar almayi ve siyasi iradeyi faali- 
yete gecirmeyi engelleyici unsurlar haline getirilmemelidir. Miis- 
liiman iilkeler arasmdaki turn ihtilaflar bu merkezde coziime ka- 
vusturulmah, anlasmazhklar ortadan kaldinlmahdir. Kendi ic 
sorunlanni cozebilen bir Islam diinyasi, diger medeniyetlerin 
iiyeleriyle yasayabilecegi sorunlan da kolayhkla cozebilecek bir 






imkana sahip olacaktir. Bu sekilde tiim Miisliimanlan birlestiren 
bir merkezin, ortak politikalar iiretmesi ve bu politikalarm uygu- 
lamaya gecirilmesini saglamasi miimkun olur. 

Giiniimiizde Islam dunyasinin ortak hareket etmesini gerek- 
tiren ve acil coziim bekleyen konular, diinya siyasetinin temel 
giindem maddeleridir. Filistin, Kesmir, Irak gibi siyasi sorunlar, te- 
rorizme karsi yiiriitiilecek fikri miicadele, geri kalmislik, fakirlik, 
saghk ve egitim, bu konularm basinda gelmektedir. Bunlar bolge- 
sel ya da sadece o topraklarda yasayan halklan ilgilendiren sorun- 
lar degildir. Tiim Miisliimanlan dogrudan ilgilendiren, dolayisiy- 
la coziime kavusturulmasi icin Islam diinyasinm dayanismasim 
gerektiren sorunlardir. Hie kimse Mescid-i Aksa'da yasananlarm 
yalmzca Filistinlileri ilgilendirdigini, Kesmir'de zulme ugrayan si- 
vil Miisliimanlarm kendi baslarinm caresine bakmalan gerektigini 
ya da Islam diinyasmin herhangi bir bolgesinde aclik sinrrinda ya- 
sayan cocuklann o iilkenin sorunu oldugunu one siiremez. Miis- 
liimanlar inanclan geregi bu durumu kabullenemezler. 

Ancak Miisliimanlar aralannda giiclii bir birlik olusturama- 
diklan icin, onlarm yerine bu ve benzeri konularda diger iilkeler 
cesitli coziim onerileri ortaya koymaktadir. Ne var ki bu oneriler 
de cogunlukla Miisliimanlarm menfaatlerinin goz ardi edildigi 
ya da kisa vadeli coziimler iceren planlardan oteye gitmemekte- 
dir. (^atismalarm ve anlasmazliklann yasandigi pek cok bolgede, 
Miisliimanlarm giiclii konumda olmamasi, ortaya konulan one- 
rilerde yonlendirici olmalarma engel olmaktadir. "Bans plani" 
adi altmda Miisliimanlara sunulan projeler, cogu zaman onlan 
daha da sikmti ve zorluga diisiirecek maddeler icermektedir. Bu 
Miisliimanlarm haklannin korunabilmesi icin, Islam diinyasi or- 
tak bir tavir gelistirmekle yiikiimliidiir. 

Bunun gibi Islam Birligi'ni bekleyen daha pek cok sorumlu- 



^^*V^^^^^*^57?H 



luk, bu merkezin oldukca aktif cahsmasi gerektigini gostermek- 
tedir. Birligin diizenli faaliyet gosterebilmesi icin, daimi bir mer- 
kezinin bulunmasi, birbirleri ile koordineli olarak cahsacak karar 
ve yiiriitme merkezlerinin olusturulmasi, gerekli turn alt birimle- 
rin kurulmasi ve turn bu kurumlann diizenli cahsmasi saglanma- 
lidir. Zamanlamasi dogru, neticeleri isabetli kararlann almmasi 
icin gereken alt yapi tesis edilmelidir. Bu birlik faaliyetleri ile gii- 
ven vermeli, iiyeler de kendi haklannin birlik tarafindan en iyi 
sekilde korunacagindan emin olmalidirlar. 

Islam Birligi degisen siyasi kosullara kolaylikla uyum sagla- 
yabilecek bir esneklige ve gerekli stratejileri gelistirebilecek bir 
ileri gorusliiliige sahip olmak zorundadir. Diinyadaki gelismeler 
karsisinda yalnizca reaktif tepkiler veren, kinamak ya da kanaat 
belirtmekle yetinen bir organizasyon degil, inisiyatif kullanabi- 
len aktif bir merkeze ihtiyac duyuldugu aciktir. Bu merkezin sii- 
rekli takip ve koordinasyon gorevini iistlenmesi, faaliyetlerinin 
tiim iiye iilkelerin menfaatlerini kusatici olmasi gerekir. Bu birlik 
tiim gelismeleri objektif bir yaklasimla degerlendirerek, tiim Is- 
lam diinyasmm taleplerini goz oniinde bulundurmalidir. Uye iil- 
keler arasmda olusabilecek bunahmlan giderici, cikar catismala- 
nni ortadan kaldinci ve Miisliimanlann diger toplumlarla iliski- 
lerinde onlan koruyucu bir mekanizma olarak gorev yapacak Is- 
lam Birligi, Islam diinyasmm kiiltiirel, ekonomik ve siyasi etkin- 
ligini artiracaktir. 

Islam Birligi'nin Miisliimanlan tek bir giic haline getirebil- 
mesi ve Miisliiman iilkeleri birbiri ile butiinlestiren bir yapi ola- 
bilmesi icin, cagdas toplumsal degerleri korumasi, hukuka ve in- 
san haklarma saygili olmasi, demokratik anlayis iizerine insa 
edilmesi de son derece onemlidir. Bu degerlerin Islam ahlakinin 
ozii oldugu unutulmamalidir. 



■ 



■ 



S? .^>^V. V>- V. V'V.V^^. v^^^g 



W 







3e5jsas«s«eKae«aiS)ess«5i6« 




> 



Bari§sever ve Uzla§maci Bir Islam Birligi 

Islam Birligi, yalnizca Musliimanlara degil tiim insanhga 
bans getirmeyi hedef edinmeli, aldigi kararlarda ve uygulamala- 
nnda banssever ve uzlasmaci bir tavir sergilemelidir. Islam'in 
ozu, Allah'in Kuran'da bildirdigi giizel ahlaktir. Bu ahlak iman 
edenlerin, sevecen, yumusak huylu, sefkatli, hosgoriilii, adil, an- 
layish, sabirh ve fedakar olmalarini gerektirir. Islam, insanlan 
huzur ve bans dolu bir diinyaya davet eder, Bakara Suresi'nin 
208. ayetinde soyle buyurulmaktadir: 

Ey iman edenler, hepiniz topluca 'bans ve giivenlige 
(Silm'e, Islam'a) girin ve seytanin adimlarini izlemeyin. 
(^iinkii o, size apa^ik bir diismandir. 

Musliiman Allah'in emirlerine uyan, Kuran ahlakmi titizlik- 
le uygulamaya cahsan, diinyayi giizellestiren, imar eden, bansi 
ve huzuru hakim kilan insandir. Amaci insanlara giizellikte, iyi- 
likte ve hayirh davramslarda bulunmaktir. Miisliimanlar Rabbi- 
miz'in sonsuz merhamet ve sefkatinin kendilerinde de tecelli et- 
mesi icin gayret ederler. Allah Kuran'da etrafina daima hayir ge- 
tiren, cevresindeki olaylara karsi ilgili olan, insanlan dogru yola 
cagiran bir ahlaki makbul olarak gostermistir. Bir ayette cevresine 
hicbir faydasi dokunmayan kisiler ile, daima hayir iizerinde hare- 
ket eden insanlar arasindaki fark soyle bir kiyasla aciklanmistir: 
Allah su ornegi verdi: Iki kisi; bunlardan birisi dilsiz, hic- 
bir seye giicii yetmez ve herseyiyle efendisinin iistiinde (bir 
yiik), o, onu hangi yone gonderse bir hayir getirmez; simdi 
bu, adaletle emreden ve dosdogru yol iizerinde bulunanla 
esit olabilir mi? (Nahl Suresi, 76) 

Bu ayette bildirilen hikmet, Islam Birligi icin de yol gosteri- 
ci olmahdir. Islam Birligi'nde din ahlakinin insanlara kazandirdi- 
gi fedakarhk, kardeslik, dostluk, duriistliik, adalet, sadakat, vefa 
ve hizmet anlayisi en giizel sekilde temsil edilmelidir. 



^^JtfWJ*W**&to&ri& 




Insanlarin fikir, diisiince ve yasam ozgiirliigiinii giivence al- 
tina alan Islam ahlaki, insanlar arasinda gerginligi, anlasmazhgi, 
birbirlerinin hakkmda olumsuz konusmayi ve hatta olumsuz dii- 
siinceyi (zanni) dahi yasaklar. Miisliimanlarin olusturdugu bir 
birligin de, bu esaslan temel alarak diinya bansi icin faaliyet gos- 
termesi gereklidir. 

Kuran ahlaki Miisliimanlarin savastan ve her tiirlii catisma- 
dan kacinmalanni, anlasmazliklan goriisme ve miizakerelerle gi- 
dermelerini, uzlasmaci olmalanni gerektirir. Savas, Kuran'a gore 
sadece zorunlu oldugunda basvurulacak ve mutlaka belirli insa- 
ni ve ahlaki simrlar icinde yiiriitiilecek bir "istenmeyen zorunlu- 
luk"tur. Miiminler yasanan sorunlarda hep bansi ve uzlasmayi 
tercih etmekle, ancak karsi taraftan bir saldin gelmesi durumun- 
da kendilerini savunmak amach savasmakla yiikiimliidiirler. 

Bir ayette, yeryiiziinde savaslan cikaranlann bozguncular 
oldugu, Allah'm ise bozgunculan sevmedigi soyle aciklanir: 

... Onlar ne zaman sava§ amaciyla bir ate§ alevlendirdilerse 
Allah onu s6ndiirmii§tiir. Yeryiiziinde bozgunculuga ^ah§ir- 
lar. Allah ise bozgunculan sevmez. (Maide Suresi, 64) 



.-'^v^.^- 






t\ 



1 



a Be 



Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in ha- 
yatina baktigimizda da, savasin ancak zorunlu hal- 
lerde ve savunma amach olarak basvurulan bir 
yontem oldugunu gorebiliriz. 

Kuran'in Peygamberimiz (sav)'e vahyi tarn 23 
yil siirdii. Bunun ilk 13 yilmda Miisliimanlar Mek- 
ke'deki putperest diizenin icinde azinlik olarak ya- 
sadilar ve cok biiyiik baskilarla karsilastilar. Pek 
cok Miisliimana fiziksel iskenceler yapildi, bazila- 
n oldiiriildii, cogunun evi ve mallari yagmalandi, 
siirekli hakaret ve tehditlerle karsilastilar. Buna 
ragmen Miisliimanlar siddete basvurmadan yasa- 
maya devam ettiler ve putperestleri hep barisa ca- 
girdilar. Sonunda putperestlerin baskilan dayanil- 
maz bir noktaya vardiginda, Miisliimanlar daha 
ozgiir ve dostane bir ortamin bulundugu Yesrib 
(sonradan Medine) sehrine hicret ederek burada 
kendi yonetimlerini kurdular. Kendi siyasi yapila- 
nni bu sekilde olusturduktan sonra bile, Mek- 
ke'nin saldirgan putperestlerine karsi savasa giris- 
mediler. 

Islam toplumunun ozelligi itidalli ve dengeli 
olmasi, insanlara iyiligi emredip onlan kotiiliikten 



<*<±£L 



nN 



fttVJ&rSL? 



,£&'&*&?■ 






gtf^ttJ^V-HBSgS? 



taft 







J j 



r 






sakmdirmasidir. Bakara Suresi'nin 143. ayetinde 
Rabbimiz, Miisliimanlann insanlara sahit ve ornek 
olmak iizere, "orta" bir toplum olduklarim bildir- 
mistir. Bir baska ayette ise, Muslumanlarm insanh- 
ga hayirli bir toplum olmalan gerektigi su sekilde 
bildirilmistir: 

Siz, insanlar i^in £ikarilmi§ hayirli bir iimmet- 
siniz; maruf (iyi ve Islam'a uygun) olani emre- 
der, miinker olandan sakindirir ve Allah'a 
iman edersiniz... (Al-i Imran Suresi, 110) 
Allah'in Kuran'da bildirdigi ozellikleri yasa- 
yan Miislumanlarin meydana getirdigi bir organi- 
zasyonun, butun bu giizel ahlak ozelliklerinin ko- 
ruyucusu ve en giizel temsilcisi olmasi gerektigi 
aciktir. Tiim bunlar Islam Birligi'nin nasil bir strate- 
ji izlemesi gerektigini de acikca gostermektedir. Is- 
lam Birligi oncelikle Miisliiman iilkeler arasindaki 
anlasmazliklan cozup Islam diinyasina sulh getir- 
meli, ore yandan diinya genelinde catisma ve sava- 
si kiskirtan her turlii hareketin karsisinda yer alma- 
li, savasi korukleyen her tiirlii girisime karsi engel- 
leyici bir guc olmahdir. Gunumiizun en onemli so- 
runlan arasinda yer alan terorizm ve uluslararasi 



IK 



iV 









SHMHS** 1 " 



&G&&&2&K& 






sue orgutleri ile miicadele, kitle imha silahlannin kontrolii gibi 
evrensel meselelerde de uluslararasi topluluk ile is birligi icinde 
olmali ve hatta bu unsurlarla miicadelede liderligi iistlenmelidir. 



i 



Qoziim Ureten Bir Merkez Olmali 

Yukanda Islam diinyasinin coziim bekleyen konulanndan 
(Filistin, Kesmir vs) kisaca bahsettik ve Islam Birligi'nin olustu- 
rulmasi ile bu sorunlann hizla cozume kavusacagma degindik. 
Islam Birligi'nin bu anlamda iistlenecegi sorumluluk cok biiyiik- 
tiir ve bu birlik muhakkak coziim ureten bir merkez olmakla yii- 
kumliidur. 

Icinde bulunulan ortam yalnizca Miisliimanlari degil, diin- 
yanm dort bir yaninda pek cok masum insani olumsuz yonde et- 
kilemektedir. Yoksulluk, yolsuzluk, ahlaksizhk, gelir dagilimm- 
da dengesizlik, acimasizhk, zuliim, gatisma, adaletsizlik milyon- 
larca insani magdur etmektedir. Achktan hayatini kaybeden be- 
bekler, sokaga terk edilmis cocuklar ve yashlar, yasamlarmi ca- 
dirlarda veya barakalarda devam ettirmeye mecbur birakilmis 
miilteciler, yeterli parasi olmadigi icin tedavi olamayan hastalar 
sadece Miisluman iilkelerin degil, -geri kalmis iilkelerde daha 
yogun olmakla birlikte- gelismis oldugu soylenen pek cok iilke- 
nin de sorunudur. 

ihtiyac icinde olan mazlum insanlar kendilerine uzanacak 
bir yardim eli beklemektedirler. Musliimanlarm bu konuda iizer- 
lerine diisen sorumluluk bir ayette su sekilde bildirilmistir: 

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halki 
zalim olan bu iilkeden ^lkar, bize Katindan bir veli (koru- 
yucu sahib) gonder, bize Katindan bir yardim eden yolla" 
diyen erkekler, kadinlar ve ^ocuklardan zayif birakilmislar 
adina miicadele etmiyorsunuz? (Nisa Suresi, 75) 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



Miisliiman iilkelerin Islam Birligi'nin semsiyesi altinda top- 
lanmasi, Miisliimanlarla Miisliiman olmayanlar arasinda yasa- 
nan gerginlikler gibi, Miisliimanlar arasinda yasanan anlasmaz- 
liklarda da coziicii olacaktir. Giiniimiiz diinyasmda Miisliiman- 
lar arasindaki anlasmazhklar dahi Batili iilkeler veya onlarin de- 
netimindeki uluslararasi kurumlar tarafmdan giderilmeye cah- 
ilmaktadir. Miisliiman iilkelerin kiiltiiriine ve tarihine yabanci 
olan dis giiclerin -kimi zaman fayda saglasalar da- islam mede- 
niyetinin meselelerine coziim getirmeleri pek miimkiin goriin- 




A 



W^ 




rt 



LAK BlRI ICI KECAGRI 




*8 



4 



\,* memektedir. Oysa Miisliiman iilkeler, tiim sorunlan- 

■* ni kendi iclerinde halledebilirler. Boylece sorunlar, ^__ 
p hem uluslararasi arenaya tasinmadan coziilecek, hem T 
getirilen cozum tiim Miisliimanlann menfaatine olacak, hem 
* de Islam diinyasinin birlik icinde hareket ediyor olmasi giic ve is- 
tikrar isareti olacaktir. Bugiin Islam diinyasinin en biiyiik sikmti- 
lanndan biri, iste bu ortak politikalan iiretmedeki zayifhgi, ken- 
disini dogrudan ilgilendiren konularda dahi etkili stratejiler ge- 
listirememesidir. 

Islam Birligi, basta Miisliiman iilkeler olmak iizere, tiim in- 
sanlarm dertlerine care bulmakla, onlara arayisi icinde olduklan 
huzuru ve giivenligi saglamakla yiikiimliidiir. Her Miisliiman 
iilkenin kendi siyasi, demografik ve ekonomik sorunlan vardir. 
Diinyanin farkh bolgelerinde de, bu bolgelere has cesitli sorunlar 
yasanmaktadir. Bu sorunlann her biri icin farkh tedbirler ahnma- 
si, farkh coziimler uygulanmasi gerekebilir. Ancak temeldeki so- 
run ve bu soruna getirilecek esas coziim her yer icin aynidir. in- 
sanlara sikmti ve rahatsizhk veren pek cok gelisme, Kuran ahla- 
kinin geregi gibi yasanmiyor olmasindan kaynaklanmaktadir. Ve 
bu sorunlara coziim iiretilememesinin temelinde de, olaylarm 
Kuran'in rehberliginde degerlendirilmiyor olmasi vardir. Bu ne- 
denle tiim bu sorunlann coziimiinde, Kuran ahlakinm insanlara 
kazandirdigi; a^ik goriisliiliik, pratiklik, genis diisiinebilme gibi 
vasiflar ve diiriistliik, fedakarhk, adalet, iyilikseverlik gibi ahlaki 
erdemler, Miisliimanlara yol gosterecektir. 

Gercekten ekonomik sorunlann coziimii ile toplumsal ahlak 
arasmda onemli bir iliski vardir. Ornegin, ekonomik sorunlann 




*a=^ ,p**- 



em 



-• 



136 



k'j^Mha^* 



^■^." 






fk 



7 *T. en onemlilerinden biri olan sosyal adaletsizlik, temel- a . 
I( de ahlaki bir sorundur. Islam ahlakini oziimsemis bir •if 
toplumda sosyal adaletsizlik yasanmaz. Allah Ku- t 

ran'da insanlarm ihtiyaclarmdan arta kalani, ihtiyaci olan- ^^B 
larla paylasmalarmi bildirmistir. Ayrica israf Allah'm haram kil- 
digi bir fiildir. Maddi imkanlann belirli insanlara imtiyaz sagla- 
yan bir unsur haline gelmemesi, yalnizca bir grup insan tarafin- 
dan paylasilan bir ayncalik olmamasi Kuran ahlakinm geregidir. 
Kuran ahlaki sosyal dayanismayi gerektirir ve insanlarm birbirle- 
rinin ihtiyaclarim gozetmelerini emreder. Hatta, iman edenler 
-kendi ihtiyaclan olsa dahi- ellerindeki yemegi oncelikle fakirlere 
ve esirlere ikram edecek kadar fedakar bir ahlaka sahiptirler. Us- 
telik bunu karsilanndakinin memnuniyeti icin degil Allah'm nza- 
smi kazanmak icin yaparlar. Kuran'da soyle bildirilmektedir: 

Kendileri, ona duyduklan sevgiye ragmen yemegi, yoksula, 

yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'm yiizii (n- 

zasi) i^in yediriyoruz; sizden ne bir karsihk istiyoruz, ne bir 

tesekkiir." (Insan Suresi, 8-9) 

Bireyler arasindaki dayanisma ve yardimlasma kolayhkla 
milletler arasi iliskilerde de saglanabilir. Burada da Islam ahlaki, 
Islam Birligi'ne iiye iilkelere yol gosterecektir. Bir yanda abartih 
liiks tuketimde bulunan bir iilke varken, diger tarafta yeni dog- 
mus binlerce bebegin acliktan oliiyor olmasi kabul edilebilir bir 
durum degildir. Vicdan sahibi her insan bu durumdan rahatsiz- 
hk duyar. 

Bugiin pek cok hayir kurumu ve uluslararasi kurulus, bu iil- 
kelere yardimci olabilmek icin faaliyet gostermektedir. Ne var ki 





Dun yam ii cesil yoksulluk cekei 



bu girisimler, bolgeye yardim paketleri ulastirmaktan oteye gide- 
memektedir. C^ogu zaman bu yardimlann dogru kisilere ulastinl- 
,■» masi dahi miimkiin olamamaktadir. Yapilmasi gereken, geri kal- 

mis iilkelerin sistemindeki aksakliklann kokiinden ortadan kal- 
dinlmasi, bu ulkelerdeki mafya ve cete orgiitlenmelerinin onii- 
niin alinmasi, toplumda da egitim yoluyla vicdana ve sagduyu- 
ya dayali yepyeni bir bilinc gelistirilmesidir. 

Allah'in Kuran'da emrettigi ahlakin geregi olarak israf 6n- 
lendiginde, dayamsma ruhu gelistirildiginde, insanlar paylas- 
maya tesvik edildiginde ve ozellikle insanlar vicdanlarmi kullan- 
mayi ogrendiklerinde, ekonomik dengesizlikleri tamamen orta- 
dan kaldirmak miimkun olacaktir. Bu coziimleri Islam diinyasin- 
da en etkili bicimde uygulayabilecek yapi ise Islam Birligi ola- 
caktir. 



^^*V^^^^^*^57?H 



Bireysel Haklara 
Saygili ve Adil Olmahdir 

Gercek Islam ahlakimn egemen oldugu bir toplumda bireysel 
hak ve ozgurlukler biiyiik onem tasir. Kisisel hak ve hiirriyetler 
garanti altma ahnir, insanlann ozgiir ve onurlu bir hayat yasama- 
si hedeflenir. Allah, Kuran'da Muslumanlara turn insanlann Allah 
Katinda esit olduklarim (ustimlugun ancak takva ile oldugunu) 
bildirmis ve insanlara karsi adil, hosgorulii, affedici ve anlayish ol- 
malanni emretmistir. Farkhhklara saygi gostermek ve bunlar ara- 
sinda adaletle hiikmetmek onemli miimin alametlerinden biridir. 

Peygamberimiz (sav) tarafmdan ilk islam toplumunda yapi- 
lan uygulamalar, toplum yapisi ve yonetimi konusunda Muslii- 
manlar icin yol gosterici olmustur. Musliimanlann ilk anayasasi 
olarak kabul edilen ve donemin kosullan goz oniinde bulundu- 
ruldugunda cok ileri bir hukuk anlayisinin gostergesi olan "Me- 
dine Vesikasi", islam toplumunun bireysel haklar ve adalet anla- 
yisini gosteren onemli bir ornektir. Medine Vesikasi ile, bu kent- 
teki farkh inanclara sahip insanlann hepsine temel hak ve ozgiir- 
liikler tanmmis, kisilerin mal ve can varliklan, aileleri, ibadetha- 
neleri giivence altina ahnmistir. Farkh inane toplumlarimn ortak 
bir siyasi yapi icinde yasamasini saglayan bu anlasma ile, birbir- 
lerine karsi yillarca kin ve diismanhk besleyen kabileler de uzlas- 
tinlmistir. Medine Vesikasi disinda da miisriklere her zaman icin 
adaletle davramlmis, onlarm korunma ve himaye talepleri Pey- 
gamberimiz (sav) tarafmdan kabul edilmistir. Hz. Muhammed 
(sav) engin sefkat ve merhametiyle insanlar arasi iliskilerin da- 
ima dostca ve uygarca olmasmi ongormiistiir. 

Islam, modern diinyadan 1400 yil once bireysel haklar, hu- 
kuk devleti, kanunlar oniinde esitlik, ekonomik ozgurlukler gibi 
degerleri insanhga kazandirmistir. 



■ 



■ 



s? .^>- v.v>- V. v^.v^^. v^^^g 






i 



Islam'in yayihsi sirasmda fethedilen topraklarda uygulanan 
adalet de, tiim toplumlara ornek olmustur. Gunumiizde de pek 
cok Batih dusunce adammin takdirle ve saygiyla andiklan bu 
adalet anlayisi, o donemde cok sayida insanm ve halkin, kendi ta- 
lepleri ile Musliimanlarm idaresine gecmelerine ve bircogunun 
da islam'i kabul etmesine vesile olmustur. Peygamberimiz Hz. 
Muhammed (sav) Kuran'da bildirilen adalet anlayismi en giizel 
sekilde uygulamis, kendisini izleyen sahabe ve sonraki Muslii- 
manlar da Peygamber Efendimiz'in bu iistiin ahlakim uygulama- 
ya devam etmislerdir. Bu tavirlanyla Allah'm "Yarattiklanmiz- 
dan, hakka yoneltip-ileten ve onunla adaleti kilan (uygulayan) 
bir iimmet vardir." (Araf Suresi, 181) ayetinde bildirdigi gibi, in- 
sanlar arasmda adaleti saglayan bir iimmet olmu§lardir. 

Islam'in insanliga ogrettigi erdemlerden biri de, fikir ozgiir- 
liigii ve yonetime katilimdir. Bu, Islam'in sosyal alandaki temel 
emirlerinden biri olan istisarede ortaya cikar. Allah, Miisliiman- 
lara islerini istisare ile yiiriitmelerini, yani birbirlerine danisarak 
hareket etmelerini emretmistir: 

Rablerine icabet edenler, namazi dosdogru kilanlar, igleri 

kendi aralarinda gura ile olanlar ve kendilerine nzik olarak 

verdiklerimizden infak edenler. (§ura Suresi, 38) 

Istisareyle hareket edildiginde, hem bireyler esit soz hakla- 

nni kullanmis olurlar, hem de bir karar almacagi zaman gelisme- 

leri cok yonlii degerlendirme imkani olusur. Bu da, hata payini 

azaltir, isabetli kararlar alinmasmi saglar. 

Istisarenin en onemli yonii ise, farkh fikirler getirenlerin bir- 
birlerine karsi saygih ve anlayish davranmasidir. Istisare ortamm- 
da onemli olan kimin fikrinin kabul edildigi degil, en dogru fik- 
rin kabul edilmis olmasidir. Diger bir deyisle, istisarenin ana ama- 
ci toplum icin en hayirli, en isabetli kararlarm alinmasmi sagla- 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



maktir. Islam ahlaki, iman edenlerin kendi goruslerinde israrci ol- 
mamalarim, vicdana, adalete ve hayra en uygun olan fikre kim- 
den gelirse gelsin uymalanni gerektirir. Muminler "benim fikrim 
kabul edilsin", "benim dusiincem en dogrusu" gibi kibire ve inat- 
cihga dayali israrciliktan sakmmahdirlar, bunlar Allah Katinda 
giizel olmayan davramslardir. "... Ve her bilgi sahibinin iistiinde 
daha iyi bir bilen vardir." (Yusuf Suresi, 76) ayetiyle de buyurul- 
dugu gibi, bir Miisliiman, her zaman icin kendisinden daha iyi bi- 
len biri olabilecegini, en isabetli diisiinceye kendisinin sahip oldu- 
gunu iddia etmenin biiyiik bir yanhs oldugunu bilmelidir. 

Iste Islam ahlakinm soz konusu istisare prensibi, giinumuzde 
Islam Birligi icin onemli bir lsik rutmaktadir. Islam Birligi de, Miis- 
liimanlarm istisare hakkini kullandiklan, yani hicbir baski ve zor 
ortami olmadan fikirlerini ifade edebildikleri, haklannin her yo- 
niiyle korundugu, herkesin diisiincesinin hosgorii ile karsilandigi 
medeni ve hiir bir siyasi kiiltiir iizerine insa edilmelidir. Boylece 
Islam Birligi'nin onculiigiinde Miisliiman toplumlar, insanlarm 
birbirlerinin goriislerine saygi gosterdikleri, esitlik, adalet ve hiir- 
riyetin egemen oldugu, zuliim ve haksizhgin tamamen ortadan 
kaldinldigi toplumlar olacaktir. Boylece islam diinyasi sadece 
Musliimanlann huzurunu ve giivenligini saglamakla kalmayacak, 
diinyada kiiltiir ve uygarhgm da onderi konumuna ge- 
lecektir. -^ 




^'v^v^k'v^v^vv^'j^vvirf^'^gggg 



JJiUM HIBLttiE KF. (ACII 






:> 



t«T^r^r» 



Islam Diinyasinin Kalkinmasini 
Hedef Edinmeli 

Islam diinyasinin en onemli sorunlanndan biri de, Miisliiman 
iilkelerin biiyiik cogunlugunun geri kalmisligidir. Bu nedenle Islan^-E 
Birligi'nin oncelikli hedefleri arasinda, Islam diinyasinin kalkindiril-d I 
masi, fakir iilkelerin desteklenerek ekonomik sorunlannin coziilme-fc ; 
si gelmelidir. Tiim Miisliiman iilkelerde; 

- Yoksullukla miicadele edilmeli, 

- Yeni yatinmlar tesvik edilerek is imkanlan olusturulmali, 1 

- Toplumsal diizen ve istikrar saglanmah, 

- Sosyal adalet garanti altma almmah, ekonomik esitsizliklej; 
ortadan kaldinlmali, 

- Uluslararasi ve bolgesel iliskiler ve is birlikleri giiclendi 
melidir. 

Islam diinyasi icinde maddi farkliliklardan kaynaklanan si- 
kmtilarm azaltilmasi gereklidir. Ekonomide, siyasi alanda ve hepj 
sinden onemlisi kiiltiirel sahada Miisliiman iilkeler arasinda ger- 
ceklestirilecek bir biitiinliik, geri kalmis olanlann hizla ilerlemesi 
ne, gerekli imkana ve alt yapiya sahip olanlann bunlan en veriM 
sekilde kullanabilmelerine olanak tamyacaktir. Boyle bir biitiinli 
giin saglayacagi faydalardan biri de ekonomide biiyiime ile bilii 
ve teknoloji alaninda yasanacak gelisme olacaktir. 

Ekonomik biiyiime, bilim ve teknolojiye yapilacak yat] 
lari artiracak, teknolojinin ilerlemesi ekonominin daha da hizi 
biiyiimesini saglayacaktir. Ekonominin gelisimi ile birlikte eg; 
tim seviyesinde de dogal bir yiikselme olacak, toplum cok yo: 
lii gelisecektir. Islam Birligi catisi altmda bireylerin vize ve sim 
engeli olmadan rahatca hareket edebildikleri, ticaret serbestli 
nin oldugu, serbest girisimciligin desteklendigi bir sistem, Islam 
diinyasinin hizla kalkmmasma araci olacaktir. 



■y 









^ii^MV^VV^V^'WJ^V^jrf.^gi 




*£&&&$?&&&& 



■■■■—■■■■■■■■■ r ^ 



V^^^^%l^V^WJ»^^ , J*J^>^> 




.^rasratt^ 



.,yy^v^vv,^^vwj^wrfMg^ 







[j^xSBaGsaEa 



WM BfBLliSJ IfECAGS 



Bu kalkinma hareketi, dogal olarak Miisliiman iilkelerin hiz- 
la modernlesmelerini ve ileri toplumlar seviyesine ulasmalarmi 
saglayacaktir. Miisliimanlarin ekonomi kiiltiirunun Bati toplum- 
lann bir kismina egemen olan hedonist (zevk merkezli) ekono- 
mik kiiltiirden farkli oldugunu ve olacagmi da burada hemen be- 
lirtmek gerekir. Islam'da da Bati toplumlannda oldugu gibi ser- 
best ekonomi gecerlidir. Ozel miilkiyet hakki vardir ve herkes di- 
ledigi gibi tesebbiiste bulunabilir. Ancak, elde edilen kazancin 
degerlendirilmesi konusunda, Islam ahlaki, bireylere ahlaki so- 
rumluluklar getirerek, toplumda sosyal adalet kurulmasmi sag- 
lar. Zenginlerin kazancinda fakirler icin de bir pay vardir ve en 
onemlisi, bu zenginlerden zorla toplanan bir vergi degiL onlann 
inanclan nedeniyle goniil nzasiyla verdikleri bir bagistir. is- 
lam'da sosyal adalet, sosyalist sistemlerin deneyip de basarama- 
digi gibi merkezi planlamayla ve yonetimlerin baskisiyla degil, 
topluma egemen olan ahlaki degerlerle saglanir. Ote yandan is- 
lam ahlaki, zenginleri asm tiiketimden ve israftan da sakindinr. 



Din ahlakindih hi yasaiian ali- 

laki cokiiiitri r< 

> ;■; ■ 







I 
I 



9 



■ 



■ 



^^*V^^^^^*^57?H 



Bu, kuskusuz, tek amaci daha gok tiiketmek olan, olabildi- 
gince bencil, daha gok elde edebilmek i^in digerlerini ezmekten 
sakinmayan, insanlara saygisim ve sevgisini kaybetmis bireyler- 
den olusan materyalist toplum modelinden cok farklidir. Bu top- 
lum modeli, son iki yiizyildir Bati diinyasinin bir kismmda gide- 
rek egemen hale gelmekte, Yahudi-Hiristiyan geleneginden kay- 
naklanan ahlaki degerleri dejenere ederek insanlari yozlastir- 
maktadir. Ve bugiin pek cok Bati iilkesi bu curiimenin neticesi 
olan uyusturucu, fuhus, rusvet, kumar, alkol, organize suclar gi- 
bi sorunlarla miicadele edebilmek icin caba harcamaktadir. Bu- 
nun da otesinde, Bati toplumlannda dini inanclann zayiflamasi 
sonucunda bir "anlam krizi" dogmustur: Hayati sadece birtakim 
maddi zevk ve menfaatleri kazanmaya odaklayan materyalist 
felsefe, insanlann ruhunu tatmin etmemekte, onlan bosluga ve 
amacsizhga siiruklemektedir. Ozgiirliik adi altinda, insani kendi 
tutkularmm esiri haline getirmektedir. 

Islam ahlaki ise insanlari, zihinleri iizerinde baski olusturan 
her tiirlii endiseden ve korkudan kurtanr. Iman edenler, yalmzca 
Allah'tan korkar ve yalmzca O'nun nzasini kazanmak icin gayret 
ederler. Rabbimiz'e karsi sorumluluklarimn farkindadirlar, her 
zaman vicdanlarimn emrettigi gibi yasarlar ve bu vicdani rahathk 
sayesinde huzurlu ve dengelidirler. (^evrelerine siirekli hayir ve 
giizellik sunarlar. Islam ahlaki, insanlari, onlan manevi baski alti- 
na alan kiskanchk, hirs, gelecek korkusu, oliim korkusu gibi din 
ahlakina uygun olmayan anlayis ve korkulardan kurtanr, onlara 
Allah'a teslimiyetin ozgurliigunii ve rahathgini yasatrr. 

Dolayisiyla islam Birligi'nin tesvik edecegi ve baslatacagi 
kalkinma ve gelisme de, Bati'daki kalkinmanm birebir aynisi ol- 
mayacaktir. Bati'nm kalkinmasi sirasmda, gok biiyiik toplumsal 
adaletsizlikler yasanmistir. Ornegin Bati'nin gelisiminin oncii- 



S? ^^V.V>^"V.V^.V^^ 



^ssKagsatstagasKgjggasisgtia; 



n 



1*LAH alBLJGI WE CAfi»l 



452 metre yuksekligindeki 

Malezya'daki Petronas Ikiz 

Kuleleri. dunyanin en iiziin 

binalartdir. 



KP3 



4 



ir 



^^fe^ 



t 



;<£%ae«@K3*385S3fSg 



isle i), sizr/yfcTfeSiJItJb 




K 



• * m 






LS^V^^W^ 



i 



$ 



S 



V 



■ 




P -uw- 








mSL 




-: " 








Tfljj 




■iflPP?' 


H 










■ 



H 




II- 




m 



j/fbujm 






;ss«saEs®*5s®*3*at3fc 



*L£*3" 




Islam alilaki 
ketimden ve israftan sukindirir. 
Bu, Islam ahlakinin yasandigi 
toplumlarda, sosyal adalet kurul- 

i saglar. Islam' da sosyal 
adalet, topluma egenien olan ah- 
laki degerlerle sagtamr. Dolayi- 
siyla, gercek Kuran altlak, 
sanmasi ve Muslumanlarin birlik 
icinde olmalan, Islam duiiyasiiiin 
cok dalia mureffeh ve aydinhk ol- 

a vesile olacaktu: 









sii olan ingiltere'de, 18. ve 19. yuzyillar boyunca, korkunc bir so- 
murii hakim olmustur. C^ahsan sinifa gok kotii sartlarda i§ ve ya- 
sam imkani sunulmus, 7-8 yasindaki kiiciik cocuklar bile pis ko- 
miir ocaklannda giinde 16 saat cahstirilmis, bunlann cogu 20 ya- 
sma varamadan olmustur. 1840'li yillarda Manchester'da bir ma- 
den iscisinin ortalama omrunun 17 yila kadar diistiigii bilinmek- 
tedir. 15 Ote yandan zenginler ise abartili bir liiks ve israf icinde 
yasamislardir. Tiim sanayilesen Bati iilkelerinin bu aci deneyim- 
leri yasadigi, Bati'nin yiikselisinin milyonlarca fakir insamn ezil- 
mesiyle saglandigi, tarihin bilinen bir gercegidir. 

Islam ahlakimn egemen olacagi bir toplumun kalkinma mo- 
deli ise, sosyal adaleti de icinde banndiracaktir. Bati'daki adalet- 
sizlikler, o donemde Bati'ya egemen olan materyalist felsefelerin 
"insan dogasi" hakkindaki yanlis tanimindan dogmustur. Islam 
ahlaki ise insanlann, hem atak ve girisken, hem de merhametli, 
ozverili ve adaletli olmalanni saglar. Nitekim tarihte de boyle ol- 
mustur. Islam medeniyetinin biiyiik yiikselisi boyunca, Miislii- 
manlar ayni zamanda ekonomide de diinya lideri olmus, ozellik- 
le ticarette biiyiik basanlar kazanmislardir. Ancak bu zenginles- 
me, bir grup zenginin elinde kalmamis, Islam ahlaki geregince 
tiim topluma yayilmistir. Islam medeniyetinin sosyal yardimlas- 
ma kurumlan olan vakiflar, kiilliyeler, as evleri, kervansaraylar, 
halka acik hamamlar, kiitiiphaneler; Islam 'da refahm ve kiiltii- 
riin sadece bir ziimrenin elinde kalmadigmi, tiim topluma yayil- 
digmi gostermektedir. (^agimizda da Islam Birligi'nin ortaya ko- 
yacagi kalkinma modeli bu olmahdir. 

Islam Birligi'nin kalkinma modeli hakkmda belirtilmesi gereken 
bir diger husus ise, acik gorusliiliiktiir. islam ahlaki, Miisliimanlann 
a^ik goriislii olmalanni, yani diger kiiltiirlerle diyalog icinde bulun- 
malarmi ve onlann tiim kazammlarmdan yararlanmalarmi ongoriir. 



3S5jgaae«3ie»i3«aiss(SiS«si6« 




<f%*tf«V»r;*,;*^*L> *at/*&.&**a3*>*A 



[j^xsgaGsaEa 



Nitekim bu nedenle islam'in ilk yuzyillannda Miisliiman diisii- 
niirler ve bilim adamlan, Eski Yunan, C^in, Hint gibi eski medeni- 
yetlerin eserlerini incelemis, buradan pek cok bilgi edinmis ve 
sonra da bu bilgileri Islami bir bilincle gelistirip zenginlestirmis- 
lerdir. Bugiin de Islam diinyasi, basta Bati olmak iizere, diinya- 
nin diger medeniyetlerinin kulturlerini yakindan incelemek, bi- 
rikimlerinden yararlanmak, bunlan kullanarak ve oziimseyerek 
daha ileri gotiirmek durumundadir. 

Islam diinyasim diger kiiltiirlerden izole etmek, icine kapali 
hale getirmeye calismak ise kuskusuz, Miisliimanlara fayda getir- 
meyecek bir yontemdir. Yapilmasi gereken, Musliimanlann tekno- 
lojinin turn imkanlarmi din ahlakma en uygun olacak sekilde kul- 
lanmalandir. Ornegin Islam ahlakina karsi materyalist bir ahlaki 
empoze eden bazi filmlere karsi yapilmasi gereken, Miisliimanla- 
nn kendi sinema endiistrilerini kurmalan, insanlara dogruyu ve 
giizeli ogretecek filmier yapmalandir. Eger bazi sanat anlayislan 
birtakim olumsuz unsurlar iceriyorsa, bunun coziimii, o sanattan 
daha giizelini ve gorkemlisini Islami bir icerikle uretmektir. Eger 
insanlar kentlerin gorkemine, temizligine, konforuna, canhhgina 
hayranhk duyuyorlarsa, Miislumanlar daha giizel kentler kurma- 
ll, diinyayi daha cok giizellestirmelidirler. 

Musliimanlann, gecmiste insa ettikleri biiyiik medeniyetin 
bir benzerini bugiin de insa etmeleri elbette mumkundiir. Bunun 
icin Kuran ahlakimn getirdigi estetik ve sanat anlayisinm, acik 
goriisliiliigun, adaletin ve itidalin yasanmasi gereklidir. 
Islam'in sanati, kiiltiirii, medeniyeti yalniz Miis- 
liimanlara degil tiim insanhga refah getire- 
£-+' cektir. Diinyanm en biiyiik kiitiipha- - *Jf~ 



r 




t -^S^i^^si^^rH^^^F^^ 



neleri, en gorkemli binalan, en temiz sokaklan, en aydinlik cad- 
deleri, en iyi okul, hastane ve iiniversiteleri kurulacak, turn in- 
sanlar bu imkanlardan ve giizelliklerden esit olarak faydalana- 
caklardir. 

Islami bir merkezin onderliginde Islam medeniyetinin yeni- 
den yiikselisi saglanabilir ve 21 . yiizyil Islam dunyasi icin aydmlik 
bir yiizyil olabilir. Kiiresellesmenin giin gectikce hiz kazandigi bu 
donemde, Miisliiman iilkeler de aralarmdaki her tiirlii engeli kal- 
dirip, bilimde, teknolojide, ticarette ortak girisimlerde bulunmali, 
Islam diinyasimn menfaati icin birlik halinde hareket etmelidirler. 

Hatirlatilmasi gereken son bir gercek de, aslinda Miislii- 
manlara gore diinyanm "Batililar" ve "Musliimanlar" diye kutup- 
lara aynlmis olmadigidir. Oncelikle, Batililar biiyiik olciide Kitap 
Ehli'dirler ve dolayisiyla Miisliimanlarla pek cok ortak imani ve 
ahlaki degeri paylasmaktadirlar. Bu nedenle Bab kultiiriinun 
icindeki pek cok unsur da -ornegin inane ozgiirliigii, demokrasi, 
aile degerleri gibi- Islam ahlakimn oziine uygundur. Ote yandan 
Bati'da pek cok insan islam'i secmistir ve secmeye de devam et- 
mektedir. Bugiine kadar Bati diinyasma Islam ahlakimn dogru 
bir sekilde ve tarn anlamiyla anlatilamadigi goz oniinde bulun- 
durulursa, gelecekte Bati'da daha pek cok kisinin Miisliiman ola- 
cagi tahmin edilebilir. Musliimanlarm Bati'ya ve onun kiiltiiriine 

bu gozle bakmalan gerekmektedir. Unutmamak gere- 

kir ki, son iki yiizyildir materyalist felsefenin etki- Jk 

si altmdaki Bati diinyasindaki bazi cevrelerin 

ffc' de bu yamlgidan kurtanlmasi gerek- 
mektedir ve bu da Musliiman- 
lar icin bir sorumluluk- 





Ijj sgagagag^gag 



^^^^^^^ 







K^V^V^Vft'V^V^VV^'JUfVKLWJ^gggg 




lifc ifcTAfci^'i ■ 



"tar 4ft <«£- s? , _.. ft*^*^^ V>*F*V ^*> 



sjg 







^^^y^ 






ff^^^^^^^&^SX 










I 



Giinumuzde diinya siyaseti, iilkelerin uluslararasi bir 
birlik icinde yer almasim, bir iilkenin ulusal giivenligi ve 
ekonomik cikarlan igin zaruri hale getirmistir. Genelde 
cografi konumlarm temel almdigi bu devletlerarasi is bir- 
liklerinde, yer alti kaynaklan, ticaret alanlan ve hatta kul- 
tiirel degerler de onemli bir rol oynamaktadir. Aym cograf- 
ya icinde yer alan pek cok iilke, bu tarz orgutlerin catisi al- 
tinda kaynaklarmi birlestirmekte, ortak savunma paktlan 
olusturmakta, farkli alanlarda is birligine gitmektedir. Ku- 
rulan bu teskilatlarla, barism korunmasi, silahlanmanm 
kontrol altina almmasi, uyusmazhklarm diplomasi yoluy- 
la coziimlenmesi, ekonomik ve sosyal kalkinmanin saglan- 
masi, insan haklan ve demokrasi gibi evrensel degerlerin 
korunmasi hedeflenmektedir. NATO (Kuzey Atlantik Ant- 
lasmasi Teskilati), AGIT (Avrupa Giivenlik ve Is birligi Tes- 
kilati), AB (Avrupa Birligi), NAFTA (Kuzey Amerika Ser- 
best Ticaret Alani), OPEC (Petrol Ihrac Eden fjlkeler Birli- 
gi), ASEAN (Giineydogu Asya Ulkeleri Birligi), G-7 (7 Sa- 
nayilesmis Ulke), D-8 (Kalkmmakta Olan 8 Ulke), APEC 
(Asya Pasifik Ekonomik Is birligi) gibi teskilatlar uluslara- 
rasi siyasi, askeri ve ekonomik is birliklerinin onde gelen 
kurumlanndandir. 

Bu kuruluslar zaman icinde iiye sayisimn artmasi, 
kapsadiklan cografi alanda degisiklikler olmasi, etkinlik 
sahalarmin genislemesi gibi nedenlerle yapisal degisime 
ugramaktadirlar. Hepsi 20. yuzyilm ikinci yarisindan itiba- 
ren kurulmus olan bu teskilatlar, gercekten de diinyada is- 



I 

m 



v '■ 



i 






tikrar ve diizenin saglanmasina onemli katkida bulunmuslar, 
ekonomik ve sosyal kalkinmada biiyiik rol oynamislardir. Bu ku- 
ruluslara iiye olan ulkeler, kendilerini hem ekonomik ve askeri 
olarak koruma altina almakta hem de kendi bolgelerinde ve 
uluslararasi sahada daha etkin bir pozisyon kazanabilmektedir- 
ler. Gelismis ulkeler dahi bu tarz ortakhklara ihtiyac duymakta- 
dir. Serbest ticaret alanlannin olusturulmasi, bolgesel ticari an- 
lasmalar, giimriiklerin kaldinlmasi ve hatta ortak para birimine 
gecilmesi (AB'de oldugu gibi) iiye iilkelerin geleceklerini giiven- 
ce altina almaktadir. Ortak savunma paktlan ise, iiyelerin askeri 
giderlerini sinirlandirmalarma imkan tammakta, bu alana yapi- 
lacak yatinmlar kiiltiir ve egitim alanma kaydinlabilmektedir. 

Benzer bir teskilatlanmanin Miisliiman ulkeler icin de onem- 
li faydalan olacagi aciktir. Hem ekonomik hem de teknolojik ola- 
rak kalkinmaya ihtiyac duyan Miisliiman iilkelerde istikrann sag- 
lanmasi icin atilacak en onemli adim, Islam diinyasinin merkezi 
bir teskilat, yani Islam Birligi altmda birlesmesi olacaktir. 



i 



Ekonomik Giiqlenme ve Refah Arti§i 

Ekonomik is birligi, hem istikrann saglanmasi hem de kal- 
kmma acismdan onemlidir. Pek cok Miisliiman iilkenin acil ihti- 
yaci, ekonomisinin istikrara kavusmasi ve saglam temeller iizeri- 
ne oturtulmasidir. Islam diinyasinda endiistrinin gelisimine 
onem verilmesi, gerekli yatinmlarm yapilmasi zaruridir. Biitiin 
olarak bir kalkinma projesi gelistirmek gerektigi de acik^a goriil- 
mektedir. Egitim, ekonomi, kiiltiirel yapi, bilim ve teknoloji bira- 
rada gelismelidir. Bir yandan cahsma alanlan teknolojik olarak 
gelistirilirken, ote yandan cahsanlann egitim diizeyinin ve kali- 
tesinin artinlmasi saglanmahdir. Toplumlar daha iiretici olmaya 
ozendirilmelidir. (^ogu Miisliiman iilkede yasanan yoksullugun, 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



egitimsizligin, gelir dagihm dengesizliginin ve diger sosyo-eko- 
nomik sikintilann ortadan kaldinlmasinda ekonomik is birlikle- 
rinin biiyiik katkisi olacaktir. Serbest ticaret alanlan olusturula- 
rak, giimriik birligi saglanarak ve ortak pazarlar meydana getiri- 
lerek bu is birligi kurulabilir. 

Miisliiman iilkelerin biiyiik cogunlugu hem jeo-stratejik ola- 
rak avantajhdir, hem de dogal gaz ve petrol basta olmak iizere de- 
gerli enerji kaynaklarma ve dogal zenginliklere sahiptir. Ne var 
ki, bu kaynaklar ve stratejik imkanlar cogu zaman geregi gibi de- 
gerlendirilememektedir. Islam diinyasinda insanlarm %86'sinin 
yilhk geliri 2000 dolarm altinda, %76'sinm geliri 1000 dolarin al- 
tinda, %67'sinin geliri ise 500 dolarin altindadir. Bu durum, Islam 
dunyasinin toplamda sahip oldugu imkanlarla biiyiik bir tezat 
olusturmaktadrr. 13 Bati tarafindan tuketilen petroliin yaklasik ya- 
nsi bu cografyadan ihrac edilmekte, diinya tarim iiriinlerinin 
%40'i da yine bu bolgede iiretilmektedir. 14 Diinya ekonomisinin 
basta Basra Korfezi bolgesi olmak iizere, Islam cografyasmdan ih- 
rac edilen petrol ve gaza bagimh oldugu, pek cok ekonomist ve 
stratejist tarafindan da acikca 
ifade edilmektedir. 15 




,, 



nmHJZA±j*cj*>X2ttF£X 







eE'.j 


.■*.: 


._,_»J 



I 



•sv:v>vvv>' L v:^v.vv^.v. j :<^^.a 






Sadece Basra Korfezi bolgesi, bugiine kadar kesfedilmis 
diinya petrol rezervlerinin 2/3'sini barmdirmaktadir. Yapilan 
arastirmalar yalmzca Suudi Arabistan'm ispatlanmis 262 milyar 
varil rezervi oldugunu gostermektedir ki, bu da diinya petrolii- 
niin %25.4'ii demektir. Diinya petrol rezervlerinin %11'i Irak, 
%9.6 Birlesik Arap Emirlikleri, %9.2'si Kuveyt, %8.6'si Iran, 
%13'ii diger OPEC iilkelerine ve geri kalan %22.6'si da diinyamn 
diger iilkelerine aittir. 16 Ustelik ABD Enerji Bakanhgi tarafmdan 
yapilan arastirmalar, Korfez bolgesinin petrol ihracatmm 2000 ile 
2020 yillan arasmda %125 artacagini gostermektedir. 17 Bu, tipki 
bugiin oldugu gibi gelecekte de, diinya enerji ihtiyacmm biiyiik 
olciide Korfez'den saglanacagi anlamma gelmektedir. Petroliin 
yam sira, Ortadogu'nun diinya gaz rezervinin yaklasik %40'ma 
sahip oldugu gerceginin de goz ardi edilmemesi gerekir. Bunun 
%35'e yakini Korfez bolgesindedir. 18 

Ote yandan Cezayir, Libya ve diger bazi Kuzey Afrika iilke- 
rinin toplam rezervleri ise diinya rezervlerinin %3.7'sidir. 

Aynca Kafkasya ve Orta Asya iilkeleri de dogal gaz ve pet- 
rol acismdan oldukca zengin kaynaklara sahiptir. Ornegin Kaza- 
kistan'da su ana kadar tespit edilmis petrol miktarinm 10-17.6 
milyar varil oldugu bildirilmektedir. Dogal gaz kapasitesi ise 53- 
83 trilyon kiip olarak tahmin edilmektedir. Tiirkmenistan'in do- 
gal gaz yataklarmdaki miktar ise 98-155 trilyon kiip olarak he- 
saplanmaktadir ve Turkmenistan diinyamn dordiincii en biiyiik 
dogal gaz iireticisidir. 19 Islam iilkelerinin bazilan da cok degerli 
maden yataklanna sahiptir. Ornegin Ozbekistan ve Kirgizistan 
altm iiretiminde diinyamn onde gelen iilkelerindendir. Tiirkiye, 
onemi son yillarda daha da iyi anlasilmis olan bor madeni acisin- 
dan diinyamn en zengin rezervlerinden birine sahiptir. Tacikis- 
tan diinyamn en biiyiik aliiminyum isleme tesislerine sahiptir. 



■ 



■ 



^^*V^^^^^*^57?H 



Miisliiman iilkelerin bu avantaji, bazilarmca enerji yiizyili 
olarak adlandinlan 21. yiizyilda daha da onem kazanacaktir. 
Enerji, giiniimiiz toplumlannda sanayi, ulastirma, kentlesme ve 
askeri bakimdan toplum hayatmin temel taslarmdan biridir. Ure- 
tim ve iktisadi faaliyetlerin gerceklesebilmesi icin oncelikli ola- 
rak enerjiye ihtiyac vardir. Bu nedenle 21. yiizyilda enerji kay- 
naklannin denetim altina almmasi ve bu alanda iistiinliik sagla- 
mak icin biiyiik bir caba harcanacaktir. Ne var ki Islam cografya- 
si sahip oldugu bu avantajdan geregi gibi faydalanamamaktadir. 
C^ogu iilkede -kaynaklar zengin olmasina ragmen- iiretimi artira- 
cak ya da cikanlan kaynagm iilke sanayisinde kullanilmasmi 
saglayacak gerekli alt yapi ve teknolojik imkanlann yetersiz ol- 
masi, bu zenginliklerin iilke ekonomisine katkismi sadece ihra- 
catla simrlamaktadir. Bu iilkeler kendi sanayi komplekslerinde 
petrolii isleyip kullanma, sanayilerini gelistirme imkanma sahip 
degillerdir. Bunun da otesinde, kimi Miisliiman iilkeler, yer alti 
kaynaklan konusunda gerekli arastirmayi yapacak, mevcut kay- 
naklan tespit edip cikanlmasini saglayacak imkandan dahi yok- 
sundurlar. Yabancilar tarafmdan yapilan arastirmalar ve incele- 
meler, -bilinen noktalar dismda da- diger bazi Miisliiman iilke- 
lerde de petrol ve dogal gaz oldugunu ortaya koymakta, ancak 
bu iilkeler bu kaynaklardan hie faydalanamamaktadirlar. 

Elbette yer alti kaynaklarinin dogru degerlendirilememe- 
si, Miisliiman iilkelerin tek ekonomik sorunu degildir. Ancak 
bu noktadan hareketle, diger pek cok soruna qoziim gelistir- 
mek mumkiindiir. Miisliiman iilkelerin ekonomilerinin isleyi- 
si ve ekonomik yapilan arasmda farkhhklar vardir. Bazi iilke- 
lerin ekonomisi yer alti zenginliklerine (petrol zengini iilke- 
lerde oldugu gibi) dayah iken, bazilarinin ekonomisi (cografi 
yapilarinm elverisli olmasi nedeniyle) tarima dayahdir. 



s? ^^v.vyy.^.v^.v^^ 







I 






L££2HH2S2^ 



anoiMfl 



^^,K»8tt«*» 



;^>V^V'<V%lvvrA'>^V^">'J*>VVWl 



M \ i i^i 7 



n_ m \' ' tmMH ■ ' ^■' i imt ■** y ^Tg , T ^. ' ^ * m * \f i '^ v^i t- * »i»j jHB f N ' p' M)n ' m * |^ : i v^. i ' i* 




*:|Mp 



1990 yiliiula Soryi-llcr Birligi'iideu aynlan re 1991 
yiluida hii 
dukca zerigiu dogal gaz re pel iilimiiiak- 

tadir. Bunuii yam xira. Soryetler'in toplnm ekilebilir 
(iIiiiiiiiiii 1/5'hie sahip olan Kazakislan tarim acisin- 
dan da ga znya ilk insanh • 

■kigin gi [oiiur I zny I xsii dc kaza- 



kislan siiurlari iciude yer almaktadir. 



a- ■> 







mm 



RUGl'KK CAGI 



\« 









i 






-jjL-*-, 




x^u 






"-* 0k 



^ 



9S>61tCSfa«3lCSl&C3KS^S*!SGIS$SiGISi 






islam iilkelcri arris irisimler 

'.■:.' :; ■. 

birlerinin lecekleh, 

in Iter iki 
1 . tarnfin ekt rnngi ola- 

farkli c 
\rafi ve ekonomik kosullar ba- 
re licrcki'l 



J 



m 



M 



^ 




<« 



*> 



i 1* 

ri 







i7i jr^j p j yi; 



\ * « _y !_ ^ rr ^ J.t J 



^-^■VJ"gfl>..».?>£^^».. 






Bu farklilik kismi de olsa toplum yapilan igin de gecerlidir. Kimi 
iilkelerde cogunluk kirsal kesimde yasarken, kimi iilkelerde se- 
hir kiiltiirii daha hakimdir. Ancak bir ulkenin digerini eksik yon- 
de desteklemesi, birinin digerinin ihtiyacini karsilamasi, herke- 
sin uzmanlastigi konularda digerlerine yardimci olmasi ile bu 
farkliliklar onemli bir zenginlik kaynagina donustiiriilebilir. Bu 
da Islam Birligi ile saglanabilir. 

Yapilacak ortak yatinmlar ve ortak girisimler bu noktada 
onemli bir adim olacaktir. Ortak girisimler sayesinde, hem iilke- 
ler karsilikli olarak birbirlerinin tecriibelerinden istifade edecek- 
ler, hem de olusturulan yatirim sahalan her iki tarafin ekonomi- 
si icin de gelir kaynagi olacaktir. Miisliiman iilkelerin birbirleri- 
ne ekonomik destek vermeleri, daha once de belirttigimiz gibi, 
Islam ahlakma da uygundur. Ihtiyac icinde olana yardim etmek 
ve sosyal dayanisma Miisliimanlann onemli ozelliklerindendir. 
Kuran'da pek cok ayette, ihtiyac icinde olanlann korunmasi bil- 
dirilmistir. Toplum icindeki sosyal yardimlasmanin toplumlara- 
rasi diizeyde de yuriitiilmesi gerekir. Ustelik bir is birligi kapsa- 
minda gerceklesecek iilkelerarasi yardimlasma tek yonlii olma- 
yacaktir. Boylece hem is imkanlan artacak hem de her iki top- 
lumda da gelir seviyesi yiikselmeye baslayacaktir. Bir iilkede 
petrol iiretilirken, belki bir digerinde bu petrol islenecek, tanm 
imkanlan sinirh olan bir Islam iilkesinin ihtiyaclan tanm zengi- 
ni iilkeler tarafindan giderilecektir. Is giicii smirh olan bir iilke- 
nin bu eksikligi bir baska Islam iilkesi tarafindan karsilanacak, is 
giicii olan ancak sanayisi gelismemis iilkelerde de, gelismis olan- 
lar cesitli yatinmlar yapabileceklerdir. Yatinmin yapildigi iilke 
gibi, yatinmi yapan veya yatinma katkida bulunanlar da bu du- 
rumdan gelir elde edeceklerdir. Bilgi birikimi ve tecriibe paylasi- 
mi bereketi artiracak, teknolojik gelismelerden tiim Musliiman- 
lar geregi gibi yararlanacaklardir. 



;V^V!^'V^VV^V^>^^'5g5 




u 



wm*t+i4i*m*m~d 



islam diinyasmm imkanlarim ve giiciinii birlestirmesini 
saglayacak ortak girisimlerle, yiiksek teknoloji iiriinii olan pek 
cok malzeme Miisliiman iilkelerde de iiretilebilecektir. Olusturu- 
lacak Islam ortak pazan sayesinde, bir iilkede iiretilen iiriinler, 
giimriik, kota gibi sinirsal engellere takilmadan bir diger iilkede 
kolaylikla pazarlanabilecektir. Ticaret alani genisleyecek, tiim 
Miisliiman iilkelerin pazar payi artacak, ihracat gelisecek, bu, 
Miisliiman iilkelerdeki sanayilesme siirecini hizlandiracak, eko- 
nomide saglanacak kalkinma ile teknolojide de gelisme yasana- 
caktir. Miisliiman iilkeler diger yatinm gruplanna karsi ortak bir 
giic olarak hareket edebilecek ve kiiresel ekonominin onemli bir 
parcasi haline geleceklerdir. 

Miisliiman halklarm refah seviyesi ve yasam standarti yiik- 
selecek, Islam diinyasindaki esitsizlikler ortadan kalkacaktir. 



k 
A: 



i 
i 



.^'VVW>X ; 






r 
SB 



V , ^%ftV^ , VV-:WVfrV>'^VVirfV^V ! > 



J ^ J .-. j r fc i r i- v J r f i> far ^ i in I it * 



l-i V^ii^J 




' *«■*.« t 



j \± ViJ-tj l74 T^ars 



i.sy«.s.^>vv , s>v ^j^^ 



$&s&y^j4P^j^^'£-^Jb^&&£ ] 




^.w^>:y.ff^& 



^^VfrresM 






Korfez, Pasifik ve Kuzey Afrika iilkeleri arasinda zaten mevcut 
bolgesel serbest ticaret anlasmalan bulunmaktadir. Tiirkiye'nin 
de dahil oldugu ekonomik is birlikleri Islam diinyasinda yurii- 
mektedir. Bazi yerlerde ise ikili is birlikleri soz konusudur. Ancak 
bunlann kapsamlannin genisletilmesi, tiim Miisliiman iilkelerin 
haklannm ve menfaatlerinin korundugu, hepsinin kalkinmasi- 
nin saglandigi bir is birliginin kurulmasi daha yararli olacaktir. 

Tiim bunlar ancak merkezi bir kurumun onderligi ve koor- 
dinasyonuyla gerceklestirilebilir. Bunun saglanmasi ise, oncelik- 
le Islam iilkelerinin gercek Kuran ahlakinin ve Peygamberimiz 
(sav)'in sunnetinin gerektirdigi ahlak yapisim toplumlarinda 
yerlestirmeleri, kisacasi Islami bir kiiltiirel uyanisla miimkundiir. 
Islam Birligi, hem bu kiiltiirel uyanisa, hem de onun sonuclan 
olan siyasi ve ekonomik is birliklerine onciiliik etmelidir. 

Islam'in Miisliimanlar arasindaki dayanisma konusundaki 
hiikiimleri, bu konuda tiim Miisliimanlar tarafindan dikkate 
ahnmahdir. Allah Kuran'da insanlara mal hirsmdan korunmayi, 
ihtiyac icinde olanlan koruyup gozetmeyi ve yardimlasmayi em- 
retmistir. Iman edenlerin mallarmda, ihtiyac icinde olanlar icin 
bir pay vardir. (Zariyat Suresi, 19) Konuyla ilgili bazi ayetler su 
sekildedir: 

Sizden, faziletli ve varhkh olanlar, yakinlara, yoksullara ve 
Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasin- 
lar, affetsinler ve ho§gorsiinler. Allah'in sizi bagi§lamasini 
sevmez misiniz? Allah, bagi§layandir, esirgeyendir. (Nur 
Suresi, 22) 

Genis-imkanlan olan, nafakayi genis imkanlanna gore ver- 
sin. Rizki kisith tutulan da, artik Allah'in kendisine verdigi 
kadanyla versin. Allah, hi^bir nefse ona verdiginden baska- 
siyla yukiimliiliik koymaz. Allah, bir gii^liigiin ardindan 
bir kolayhgi kihp-verecektir. (Talak Suresi, 7) 



^^*V^^^^^*^57?H 



Ayrica Kuran'da Rabbimiz, iman edenlerin birbirlerinin ve- 
lileri oldugunu bildirmistir. (Tevbe Suresi, 71) Dost, yardimci, 
destekci, koruyucu gibi anlamlar iceren "veli" sozciigii, Miislii- 
man toplumlar arasmdaki dayanismanin ve destegin onemini 
vurgulamaktadir. Islam iilkeleri arasmda, kardes olmanm bilinci 
ile kurulacak is birlikleri, Miisliimanlara refah ve bolluk getire- 
cek, Islam diinyasinin yillardir onemli sorunlarmdan biri olan 
yoksullugun ortadan kaldirilmasini saglayacaktir. Unutmamak 
gerekir ki, Kuran ahlakinm hakim oldugu toplumlarda, achk, 
yokluk ve fakirlik gibi sorunlarla karsilasilmaz. Miisliimanlar, 
akilci, ileri goriislii politikalar izleyerek, diger toplumlar ve iilke- 
lerle iyi iliskiler kurarak, ticaret ve kalkmmaya onem vererek, di- 
ger kultiirlerin birikimlerinden yararlanarak, kendi toplumlarmi 
gelistirirler. Tarihte boyle olmustur ve yakin gelecekte de Islam 
Birligi onderliginde, Allah'm izni ile, yine boyle olacaktir. 

Huzur ve Guvenligin Saglanmasi 

Diinyanin bazi bolgelerindeki istikrarsizhklar, yalnizca 
bu bolgeyi etkilemekle kalmaz Kim diinyayi olumsuz yonde 
etkiler. Islam cografyasi iste boyle bir bolgedir. Islam diinya- 
sinin herhangi bir bolgesinde yasanan sorun da, tiim bu cog- 
rafyayi dogrudan etkilemektedir. Bu yiizden islam toprakla- 
rmda yer alan iilkeleri birbirinden bagimsizmis gibi diisiin- 
memek gerekir. Ortadogu'da olusan bir gerilimin, Kuzey Af- 
rika'da etkisi hissedilir. Hazar'da yasananlar Ortadogu bolge- 
sinin gelecegini etkiler. Basra Korfezi'nde meydana gelenler 
Giineydogu Asya'yi dogrudan ilgilendirir. Bu da, Musliiman 
cografyasinin herhangi bir bolgesinde catisma, sorun, gerilim 
varsa bunun rahatsizhginin tiim islam diinyasmda hissedile- 
cegi anlamina gelir. Elbette ayni sey bans icin de gecerlidir. 



■ 



■ 






S? .^>^V. V>- V.."V.V^^. v^^^g 



a egagagsggy *e«gKaaggg3<sy£»£^ 







i 



Uzun siireli gerginliklerin -ornegin Arap-Israil sorununun- bansla 
neticelenmesinin, tiim Islam diinyasinda olumlu bir etkisi olur. 

20. yiizyil boyunca Islam dunyasimn biiyiik boliimii, daimi 
bir savas, catisma ve istikrarsizhk i^inde kaldi. Bu donem kay- 
naklarm bosa harcanmasma, ekonomik ilerlemenin neredeyse 
durmasina, yasam standartinin gok diisiik diizeye inmesine, 
hepsinden onemlisi milyonlarca Miisliimanm hayatina mal oldu. 
Halen de bazi Miisliiman ulkeler arasinda anlasmazhklar devam 
etmekte, zaman zaman gerilim artmaktadir. Miisliiman iilkelerle 
Miisliiman olmayan giicler arasindaki savas ve catismalar da bii- 
yiik bir huzursuzluk ve istikrarsizhk nedenidir. Islam Birligi'nin 
saglanmasmin Miisliimanlara getirecegi onemli yararlardan biri 
ise bu birligin, Miisliiman diinyasinda huzur ve giivenligin haki- 
miyetine araci olmasidir. Islam Birligi, hem Miisliimanlar arasin- 
daki catisma ve uzlasmazhklara coziim getirmeli, hem de Miis- 
liimanlar ile baska giicler arasindaki savas, catisma ve gerginlik 
hallerini uzlasi ve bans saglayarak ortadan kaldirmahdir. Ban- 
sin, ornegin bir Arap-Israil bansinm, Islam diinyasina getirecegi 
giizellikleri kisaca soyle maddeleyebiliriz: 

1. Bans, her iilkenin silahlanmaya ayirdigi biitcenin azaltil- 
masmi, bu paranin toplumlann refahi icin harcanmasmi saglaya- 
caktir. Tiim Miisliiman ulkeler ortak savunma paktmin iiyesi ola- 
caklarmdan, daha az biitce ile daha giiclii bir savunma ve korun- 
ma saglanacaktir. Silah sanayi ve teknolojisi icin yapilan yatinm- 
lar, saghk, egitim, bilimsel ve kiiltiirel gelisme gibi alanlara kay- 
dinlabilecektir. Bu sayede elde edilebilecek kazancm biiyiikliigii, 
rakamlann incelenmesi ile daha net ortaya cikacaktir: Ortadogu 
iilkelerinin silahlanmaya ayirdiklan yilhk toplam tutar, Korfez 
Savasi'nin patlak verdigi 1991 yihnda 70.7 milyar dolardir. Bir 
sonraki yil 52.2 milyar dolara gerilemis, ancak takip eden yillar- 



h^'^V^^'V^^^V^VA^SS 




§ 



^- 



» 






bir arastirma, yalniz Arap iilkelerinde yasanan dis go- 
ciin Arap diinyasina yaklasik 200 milyar dolar kaybet- 
tirdigini gostermektedir. Arap iilkelerinden Bati'ya 
goc edenlerin 450 bini yiiksek egitim sahibidir. 20 Bans 
ortami, Arap diinyasindaki ic gerginliklerin de orta- 
dan kalkmasi ile birlikte, bu goce engel olacak, iyi egi- 
tim almis bireylerin gociiniin engellenmesi bu kisile- 
rin cahsmalarindan oncelikle Miislumanlann fayda- 
lanmasini saglayacaktir. 

3. Bans sayesinde, Miisliiman iilkelerin birbirle- 
rinin bilgi birikimi ve tecriibelerinden faydalanmala- 
n mumkiin olacaktir. Bans, Miislumanlann her alan- 
da giiclerini birlestirmelerine, birbirlerinin eksik 
yonlerini telafi etmelerine, dolayisiyla cok daha etkin 
olmalarma sebep olacaktir. 

4. Bansla birlikte ekonomik kalkinma da hiz ka- 
zacanaktir. Giiniimiizde bazi Miisliiman iilkeler ara- 
sinda smir problemleri basta olmak iizere cesitli so- 
runlar yasanmaktadir. Bu sorunlar ekonomik sikmti- 
lann artmasina neden olabilmektedir. Ornegin, yer 
alti kaynaklannin tasinmasi ve diinyaya ihracinda 
yasanan kimi zorluklarm temelinde ulasim giizer- 
gahlannin giivenli olmamasi vardir. Su kaynaklan 
icin de benzer bir durum gecerlidir. Miisliiman cog- 
rafyasinm onemli bir bolgesi olan Ortadogu'da su, 
anlasmazhk konulannin basinda gelmektedir. Oysa 








r *.'j i i i i f ^r rtif^P TT* i«9 



^S^fS^GfiSXSgS&^G^^ 



■ 



Miisliiman iilkelerin birbirlerine destegi ve anlasmaz- 
liklann uzlasma yoluyla coziimlenmesi ile bu sorun- 
lar tamamen giindemden kaldinlabilir. 

5. Islam diinyasi i^indeki farkli kiiltiirler ve etni- 
siteler, bans ortaminda birer zenginlige doniisecektir. 
Hosgorii ve diyalogun oldugu bir ortamda, insanlar 
daha acik fikirli ve daha iiretici olacak, farkli kiiltiirle- 
rin harmanlanmasiyla cok zengin bir medeniyet insa 
edilecektir. 

6. Bans, Islam cografyasi disinda yasayan Miis- 
liimanlarin da guc kazanmasma zemin hazirlayacak- 
tir. Diinyanm pek cok iilkesinde Islam en hizh biiyii- 
yen dinlerden biridir. Bu iilkelerde yasayan farkli mil- 
letlere mensup Miisliimanlarin ittifaki, teblig calisma- 
larma hiz kazandiracak, Miisliimanlarin icinde bulun- 
duklan toplumlarda kiiltiirel anlamda daha etkin ol- 
malarmi saglayacaktir. Farkli farkli milletlerden kiiciik 
Miisliiman topluluklarm ayn ayri faaliyet gosterme- 
siyle olusacak etki ile, turn imkanlarm birlestirilmesiy- 
le ittifak halinde gosterilecek fikri cahsmalarin olustu- 
racagi etki elbette cok farklidir. Kuskusuz Miisliiman- 
lar kendi milli kimliklerini de koruyacaklardir, ancak 
bunun yaninda ortak bir Miisliimanhk bilincinin ve 
ahlakmin egemen olmasiyla, diinyanm farkli iilkele- 

! yasayan Miisliimanlarin tek bir viicut olarak ha- 
: etmeleri onlan cok daha giiclii kilacaktir. 









%, 



rinde y 








r^j ^%ft^ 183 









7. Islam diinyasinda insa edilecek bans, diger diinya iilkele- 
ri icin de ornek bir model olacaktir. Boylece, diinyanm farkli bol- 
gelerinde yasanan sorunlar Islam dunyasi ornek almarak banscil 
yontemlerle coziime kavusturulacaktir. Miisliimanlar, gercek Ku- 
ran ahlaki yasandiginda insanlann huzura ve giivenlige kavusa- 
caklarinin canh birer ornegi olacak, insanlar Islam 'in bans ve 
esenlik dini olduguna sahitlik edeceklerdir. Islam diinyasindaki 
bans belki de pek cok insanin Kuran ahlakina yonelmesine araci 
olacaktir. 



i 



ihti§amh Bir Medeniyetin 
Yeniden Insa Edilmesi 

Islam Birligi'nin olusturulmasiyla birlikte, huzur ve giiven- 
ligin saglandigi, ekonomik sikintilann ortadan kaldinldigi Islam 
diinyasinda, egitim, bilim ve kulture ayrilan biitce genisletilecek 
ve biiyiik bir kiiltiirel atihm yasanacaktir. Boylece Miisliimanlar 
tiim diinyaya ornek olacak yeni bir medeniyet insa edeceklerdir. 
Kuran'da emredilen birlik ve beraberlik ruhunun yasanmasi, Is- 
lam iilkelerindeki giinliik yasama, sanata, estetige, tip, bilim ve 
teknoloji konusunda yasanacak gelismelere dogrudan etki ede- 
cektir. Dostluk ve kardesligin yerlesmesi, toplum hayatinda hu- 
zur ve giivenligin saglanmasi, bireylerin diisiinmeye ve arastir- 
maya daha cok vakit ayirabilmelerine, bunu yaparken daha hiir 
fikirli ve ileri goriislii olabilmelerine zemin hazirlayacaktir. Kar- 
gasa, yokluk ve sikintmin giderildigi ortamlar yeni fikirlerin ge- 
listirildigi, yeni iiriinlerin ortaya cikanldigi, faydali buluslarin 
yapildigi ve siirekli ilerlemenin yasandigi ortamlardir. Miislii- 
man dunyasi da Islam Birligi'ni kurarak, bu ortami meydana ge- 
tirecektir. 



JV^V^*l^V^l^V^^J^ 







Islam medeniyetinin tarihini kitabimizin ilk bolumunde ele 
almishk. Bu medeniyet, gelecekte Miisliimanlarin nasil bir ortama 
sahip olacaklanna isaret etmektedir. Tarihte Miislumanlarin koklu 
bir medeniyet insa etmis olmalarrnin temelinde Kuran ahlakina 
gore davranmis olmalan vardir. Allah Kuran'da insanlara dusiin- 
meyi, gozlem yapmayi, incelikleri fark edebilmeyi emretmistir. 
C^evresinde gordugu varliklan, icinde yasadigi diizeni dusunmek 
ve bunlann ardindaki hikmeti anlamaya cahsmak Musliimanin 
gorevidir. Rabbimiz bir ayetinde su sekilde buyurmustur: 

Uzerlerindeki goge bakmiyorlar mi? Biz, onu nasil bina et- 

tik ve onu nasil siisledik? Onun hi^bir ^atlagi yok. Yeri de 

(nasil) doseyip-yaydik? Onda sarsilmaz daglar biraktik ve 

onda 'goz ahci ve i^ a^ici' her ^iftten (nice bitkiler) bitirdik. 

(Bunlar,) 'I^ten Allah'a yonelen' her kul i^in 'hikmetle ba- 

kan bir ic, goz' ve bir zikirdir. Ve gokten miibarek (bereket 

ve rahmet yiiklii) su indirdik; boylece onunla bah^eler ve 

bi^ilecek taneler bitirdik. Ve birbiri iistiine dizilmis tomur- 

cuk yiiklii yiiksek hurma aga^lan da. (Kaf Suresi, 6-10) 

Kuran ahlakmi yasayanlar dogmalann, batil inanislann ve 

saplantilarm etkisinde kalmadan dusiiniirler. (^evrelerinde gor- 

diikleri herseyi ve karsilastiklan her olayi cok yonlii degerlendirir- 

ler. Dolayisiyla icinde bulunduklan cagdan cok daha ilerisini go- 

rebilir, diisiinebilirler. Bu ozellikleri insanhga yarar saglayacak bu- 

luslar yapmalanna, hayati kolaylastiracak ve konforu artiracak 

sistemler gelistirmelerine araci olur. Islam Birligi'nin saglanmasiy- 

la birlikte, bu vizyonu kazanacak Miisliiman toplumlarda bilim ve 

teknoloji alanmda yeni bir cigir a^ilacak, Miisliimanlar bihmi iire- 

ten bir medeniyet meydana getireceklerdir. 

Iman edenlerin sahip oldugu ince diisiince ve derin kavra- 
yisin kendisini gosterdigi alanlardan biri de sanattir. Sanatm 
oziinde, diisiinmek, incelikleri fark edebilmek, gordiiklerinden 






zevk alip bunlan baskalarimn da zevk alabilecegi sekilde suna- 
bilmek yatar. Iman eden ve Kuran ahlakmi yasayan bir insanin 
sanat anlayisi 90k iistiindiir. (^tinku miiminler sanati Ilahi bir gii- 
zellik olarak dusuniir ve sanatsal eserleri Allah'in giicunii ve 
kudretini, yaratihstaki ihtisami yansitan araclar olarak goriirler. 
Islam toplumlarmda sanatcilar Allah'in yarattiklannda gorduk- 
leri giizelliklerden aldiklan ilhamla benzersiz eserler ortaya ko- 
yarlar. Kuran ahlakindan ve derinliginden kaynaklanan bu eser- 
lerde, benzersiz bir kabiliyet ve cok zengin bir akil giicii vardir. 
Islam Birligi'nin kurulmasi sayesinde Miisliimanlarm sanat zev- 
kini yansitan cok daha fazla eser ortaya konulacak, sehirler gii- 
zellestirilecek, ihtisamh binalar insa edilecek, yasam kalitesi cok 
yiikselecektir. 

Islam iilkeleri temizlikleri, diizenleri, sanat eserleri, kiiltiirel 
basanlan, teknolojik imkanlan ile on plana cikacaklardir. Miislii- 
man toplumlar teknolojinin sagladigi her tiirlu imkan ve konfor- 
dan bol bol yararlanacak, bolluk, zenginlik ve giizellik yasamin 
her alanina hakim olacaktir. Miisliimanlar hep giizellikle karsila- 
sacak, ahlaklan gibi, yasadiklan yerler, bahceleri, evlerinin deko- 
rasyonu, kiyafetleri, dinledikleri miizik, eglence sekilleri, tiyatro- 
lan, sinemalan, resimleri, sohbetleri de giizellesecektir. 

Elbette tiim bunlann gerceklesmesi i^in tiim Islam diinyasin- 
da biiyiik bir uyanis gerekmektedir. Miislumanlan ilerlemeden 
ahkoyan batil gelenekler, sosyal yapilar, zihniyetler kaldinlmah, 
bunlann yerine, Islam 'in ilk nesillerinde oldugu gibi, Kuran ahla- 
kma dayah, dolayisiyla akilci, sevkli, kararh, genis ufuklu bir ah- 
lak ve vizyon yerlestirilmelidir. Unutulmamahdir ki Islam, diin- 
yayi tamamen terk etmeyi gerektiren bir din degildir. Aksine, 
Musliimanm gorevi tiim diinyayi gercek yiiziiyle kavramak ve 
bu yolla tiim insanhga lsik tutmaktadir. Diinyanm nimetlerine sa- 
hip olmak ise Musliimanlann hakkidir. Nitekim samimi olarak 



^^*V^^^^^*^57?H 



iman edenler ve Allah'in emrettigi gibi yasayanlar, Allah'in Ku- 
ran'da inanan kullanna mujdeledigi giizelliklerin hepsini yasaya- 
bileceklerdir. Allah ayetinde iman eden muminleri diinyada da 
giizel bir hayatla yasatacagini soyle bildirmektedir: 

Sizin yaninizda olan tiikenir, Allah'in Katinda olan ise kah- 
cidir. Sabredenlerin kar§ihgini yaptiklarinin en giizeliyle Biz 
muhakkak verecegiz. Erkek olsun, kadin olsun, bir mii'min 
olarak kim salih bir amelde bulunursa, hi<: §iiphesiz Biz onu 
giizel bir hayatla ya§atmz ve onlarin kar§ihgini, yaptiklari- 
nin en giizeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 96-97) 

Islam Ahlakinin Diger Insanlara 
Tanitilmasi 

"Sizden; hayra gagiran, iyiligi (marufu) emreden ve kotii- 
liikten (miinkerden) sakindiran bir topluluk bulunsun..." (Al-i 
Imran Suresi, 104) ayetiyle, Allah'in Kuran'da iman edenlere bil- 
dirdigi onemli sorumluluklardan biri de, iyiligi emredip kotuliik- 
ten sakmdirmak ve insanlan Islam ahlakma davet etmektir. Ne 
var ki, giiniimiizde Islam diinyasmin icinde bulundugu daginik- 
lik, Musliimanlann bu onemli gorevlerini geregi gibi yerine getir- 
melerine engel olabilmektedir. Oysa ozellikle son donemde diger 
medeniyetlerde Islam'a yonelis artmis ve insanlara gercek Kuran 
ahlakim anlatmanin onemi daha belirginlesmistir. Allah'in varhgi, 
birligi, Islam ahlakinin gerekleri; Peygamber Efendimiz (sav)'in 
hayati; Kuran'da bildirilen hiikiimler; Islam toplumunun nasil ol- 
masi gerektigi gibi konular son donemlerde Bati diinyasi icinde 
en cok tartisilan konular arasinda yer almaktadir. Islamiyet'e ilgi 
duyan insanlar kuskusuz ki en dogru bilgiyi Miisliimanlardan 
alabilirler. Bu nedenle Musliimanlann Islam'i en iyi sekilde temsil 
etmeleri gerekmektedir. Miisliimanlar tarafmdan insanlara Is- 



■ 



■ 






s? ^^v.vyy.^.v^.v^^ 






lam'i en giizel sekilde tanitacak eserlerin hazirlanmasi, bu yonde 
gerekli gorsel malzemenin temin edilmesi, toplanti ve konferans- 
lar diizenlenerek miimkiin oldugunca cok sayida insana ulasil- 
maya gahsilmasi, her Musliimanin cevresindeki insanlara bu yon- 
de ornek olmasi biiyiik onem tasimaktadir. 

Bununla birlikte, insanlann din ahlakindan yiiz cevirmele- 
rinden kaynaklanan pek cok sorunun ortadan kaldinlmasinda 
da Musliimanlarm ittifaki onemlidir. Din ahlakma karsi olan ve 
yeryiiziinde dinsizligin egemen olmasi icin miicadele veren cev- 
reler, cogu zaman birlik icinde hareket etmektedirler. Her ne ka- 
dar onlann is birligi bir tiir menfaat birlikteligi de olsa, toplu ha- 
reket ediyor olmalan hedeflerine daha kolay ulasmalarmi sagla- 
maktadir. Elbette, din ahlakina karsi olan her fikir sistemi -Rab- 
bimiz'in bir kanunu olarak- yenilmeye mahkumdur. Ancak bu fi- 
kir sistemleri, Musliimanlara da biiyiik bir fikri miicadele gorevi 
yiiklemektedir. Bu nedenledir ki, diinya Musliimanlarmm en acil 
sorumluluklanndan biri, kendi ic anlasmazhklarmi bir kenara bi- 
rakarak, Kuran ahlakini yaymak ve insanlan Allah'in yoluna da- 
vet etmektir. Rabbimiz, iman edenlere bu onemli gorevi, bir ayet- 
te su sekilde bildirmistir: 

Inkar edenler birbirlerinin velileridir. Eger siz bunu yap- 
mazsaniz (birbirinize yardim etmez ve dost olmazsaniz) 
yeryiiziinde bir fitne ve biiyiik bir bozgunculuk (fesat) olur. 
(Enfal Suresi, 73) 

Islam Birligi'nin kurulmasi, Kuran ahlakini yaymak icin ya- 
pilacak biitiin galismalara hiz kazandiracaktir. Miisliimanlarm 
birlik icinde hareket ediyor olmalan, pek cok konuda oldugu gi- 
bi, bu konuda da yapilan isleri bereketlendirecektir. Dogru bilgi 
en hizh ve en giizel sekilde turn insanlara ulasacaktir. §u anda da 
bireysel ve toplu olarak diinyanin farkh bolgelerinde, Miislii- 
manlar tarafindan Islam '1 yaymak ve tanitmak icin cesitli faali- 



% m «'!^Jtf^J*^W^te&e&gm 



yetler yapilmaktadir. Ancak Islam Birligi'nin kurulmasi, bu faali- 
yetleri daha programli bir hale getirecek, Kuran ahlakmi yaymak 
icin sistemli bir calisma yurutulmesi saglanacaktir. Aynca sozde 
Islam adina ortaya cikan, ama gercekte Islam disi bir saldirgan- 
lik ve kabalik sergileyen birtakim kimselerin de oniine gecilecek, 
gercek Islam ahlakinin ne oldugu tanimlanarak birtakim kimse- 
lerin cizdigi yanlis imajlar ortadan kaldinlacaktir. 




m 




1 

7? 






i 

75 



R 

| 

i 



11 Eylul tarihinde New York Diinya Ticaret Merke- 
zi'ne ve Pentagon'a diizenlenen, binlerce masum insanm 
oliimiine, pek cok insanin da yaralanmasina neden olan 
saldin, diinya diizeninin yeniden sekillenecegi bir done- 
min baslangici oldu. Pek cok teorisyen tarafmdan farkli 
goriisler ortaya konuldu. Bir kisim uzmanlar, bu teror sal- 
dirisinin daha biiyiik cahsmalara neden olacagmi one sii- 
rerken, biiyiik bir cogunluk da Amerika'nin bundan son- 
ra izleyecegi politikanin itidal ve adalet iizerine insa edil- 
mesinin sart olduguna dikkat cektiler. 

Saldirmin ardmdan, Amerika Birlesik Devletleri te- 
rore karsi genis capli bir miicadele baslatti. Hemen tiim 
diinya iilkeleri ve uluslararasi topluluklar ABD'ye bu mii- 
cadelesinde destek verdiler. Terore ve terore destek veren 
tiim unsurlara karsi yuriitulen bu miicadelede, agirhkli 
olarak askeri tedbirlere basvuruldu. Ancak bugiin gelinen 
noktada, bazi basanlar elde edilmis olmasina ragmen, soz 
konusu miicadelenin kesin coziime ulasamadigi acikca 
goriilmektedir. 

Bunun temel nedenlerinden biri, terorle miicadele 
stratejisinin -biiyiik olciide- askeri tedbirler cercevesinde 
belirlenmis olmasi ve egitim ve kiiltiir alaninda askeri 
miicadeleyi destekleyecek gerekli girisimlerin yeterince 
yapilmamis olmasidir. Oysa bir sosyo-psikolojik ve ide- 
olojik sorun olan terorii; sadece "terore destek olan rejim- 
lerin degistirilmesi" gibi askeri yontemlerle cozmeye ca- 
hsmak yanlistir. Bu, hem arada masum insanlarin da 



<&■ 









I 



*9 






w& 



TF^- 









SLAfl eiHLJCl ?1t (AL.HJ 



Masum insanlan hedef alan 11 
Eyliil saldirilari, tiini d&nya ta- 
fafindan oldugu gibi Miisluman- 
lar tarafmdan da lanetlenmistir. 




;v; 



BSi *■ 



T*.- 




:s9A^xi^H£4 



^^ 



£ ^;j#B£ 3*S- ^ *^ /*^ ^. *t ^ -^ ifc^j. -^ A J** A.; J 



hayatlarim kaybedebilecekleri bir trajedidir, hem de radikaliz- 
mi ve dolayisiyla terorizmi besleyen yeni bir etken olur. Tero- 
riin tarn anlami ile ortadan kaldinlmasi, ancak terorist grup- 
larm propagandalanni etkisiz hale getirecek fikri bir mucade- 
le ile mumkiindur, askeri miicadele ise bir noktaya kadar fay- 
da saglayabilir. 

Bu nedenle, terorle miicadelenin uluslararasi hukuk ku- 
rallan cercevesinde yurutiilmesi ve olabildigince barisci yon- 
temler izlenmesi gereklidir. Hukuku ve en temel insan hakla- 
nm goz ardi eden ve sivil halkin hayatini kaybetmesine neden 
olan her tiirlii faaliyetin, hakh gerekcelerle baslayan bu miica- 
deleye golge dusurduguniin unutulmamasi gerekir. 

ABD yonetiminin de, teror karsisindaki stratejisini belir- 
lerken bu gercekleri goz onunde bulundurmasi onemlidir. 
Asil olarak terorii doguran ideoloji ve psikoloji ortadan kaldi- 
nlmahdir. 11 Eylul'iin ardinda oldugu dusunulen sozde "Isla- 
mi teror"ii besleyen ana kaynak, islam'i yanhs yorumlayan ve 
siddet arayislarma sozde bir gerekce olarak kullanmak iste- 
yen birtakim radikal gruplardir. Yapilmasi gereken bunlarm 
yanhs Islam anlayisinin yerine, gercek Islam ahlakinin ege- 
men kihnmasi, terore yol acan yanhs anlayislarm yerine in- 
I sanlara Kuran'a dayah gercek din ahlakinin ogretilmesidir. 

Aynca, ABD'nin sorunu "disandan" halletmeye cahsmasi 
I da istenilen sonucu vermeyecektir. Sorun, Islam ahlakinin birta- 
I kim insanlar tarafindan yanhs anlasilmasi veya carpitilmasm- 
dan dogduguna gore, coziim de Islam diinyasimn icinden gel- 
melidir. Islam ahlakinin dogru anlasilmasi ve Islam'i yanhs an- 
layip uygulayanlarm bundan men edilmesi, Miisliimanlar tara- 
findan yapilabilecek bir istir. ABD'nin bu konuda izlemesi gere- 
ken politika, Islam diinyasimn icinden gelecek bir cozumu -ki- 




f * ffc f< f r i l-k 1 *^ ill !'■■> Al ■■ J I -m 



fsla« eruL^in t ^m 




gssasaasotsKsss 






tabin basindan beri iizerinde durdugumuz gibi bu cozum Islam 
Birligi'nin kurulmasidir- desteklemesi, bunun yolunu acmasidir. 
Amerikan yaklasimmm bu yonde sekillenmesi, hem ABD, 
hem Islam diinyasi hem de tiim diinya acisindan cok daha ha- 
yirh olacaktir. Bunun aksini savunanlar, diinyayi bir kan golune 
dogru surukluyor olabileceklerini hesaba katarak bir kez daha 
dusiinmelidirler. Dahasi ABD yonetimi, birtakim artniyetli guc 
merkezlerinin bu konudaki yanhs telkinlerine de itibar etmeme 
konusunda dikkatli olmahdir. Soz konusu guc merkezleri, Is- 
lam'i bir din ve medeniyet olarak "dusman" sayma yanilgisina 
kapilmis, Bati ile Islam diinyalan arasinda kanh bir savas yasan- 
masini siddetle arzu eden bazi ideolog ve stratejistlerdir. Bunlar, 
ABD yonetiminin terorle miicadele politikasini israria "Islam'la 
miicadele" gibi gostermek ve sonucta da o hale getirmek cabasi 
icindedirler. Basra Baskan Bush olmak uzere Amerikan yoneti- 
minin soz konusu "Bati-Islam savasi" senaryolanni kesin bicim- 
de reddeden sagduyulu aciklamalan, 11 Eyliil'den bu yana 
olumlu sonuclar vermistir. Ancak bu aciklamalarm uygulanan 
politikalara da yon verdiginin diinya kamuoyu tarafmdan fark 
edilecek sekilde belirginlesmesi gerekmektedir. 













SLAM SlaLlGl'nttAtifi 



ABB Dilnya Bari§inin Tesis Edilmesine 
Nasil Katkida Bulunabilir? 

11 Eyliil olaylan ile birlikte Amerikan yonetimi yeni bir dis 
politika ve ulusal giivenlik stratejisi belirledi. Teror saldinlarm- 
dan bir hafta sonra Baskan Bush'un ulusa seslenis konusmasmda 
ana hatlari ifade edilen ve "Bush doktrini" olarak da anilan bu 
strateji, pek cok tartismayi da beraberinde getirdi. ABD'nin kendi 
ulkesini korumak icin her zaman diismandan once davranacagi 
anlamina gelen -ve bu anlamda belli noktalarda mesru kabul edi- 
lebilecek- bu stratejisi, yeni bir donemin baslangici demekti. Sal- 
dinlarm ardmdan olusan psikolojik ortamda, Amerikan Baskani 
George Bush'un hamiyet duygulanndan istifade edilerek belirle- 
nen bu strateji, ABD'deki bazi sertlik yanhsi cevreler tarafindan 
farkh yonlere cekilmek istendi. Soz konusu cevreler bu yaklasima 
dayanarak ABD'nin, neredeyse turn Ortadogu'yu hedef alan ve 
yaklasik 20 yil siirecek bir savasa hazirlanmasi gerektigini ileri 
siirdiiler. Bu yaklasimin biiyiik bir hata olduguna ve terorii ko- 
rukleyecegine dikkat ceken daha lhmh cevreler ise, bu stratejinin 
biiyiik riskier icerdigine isaret etmektedirler. Bu risklere gecme- 
den once, bu doktrinde yer alan "onleyici saldin" kavrami iizerin- 
de kisaca durmakta fayda vardir. 



r -\ 



Am 






Bakam ) ai 
Paul Wolfowtiz, 11 
Eyliil saldinlari 

ten Bush dot 
teorisyenlerinden 



^^-vvx^v-^.^ 



'<' vr ^viwv^vLw VrV w j^vw j^vv w i 





iiiiinde yapilai 
mudaliale, Sir/i nil oynaimstir. 



Bugiin diinyanin yegane super giicii konumundaki 
ABD'nin, diinyanin farkli bolgeleri icin siyasi planlan ve strateji- 
leri olmasi dogaldir. ABD miidahalelerinin zaman zaman olum- 
lu sonuclar dogurdugu ornekler de vardir. Ornegin 1990'li yillar- 
da once Bosna-Hersek'i ardindan da Kosova'yi hedef alan Sirp 
saldirganliginin dizginlenmesinde, ABD'nin Sirplara yonelik as- 
keri ve diplomatik miidahalelerinin biiyiik yaran olmustur. Bu- 
rada onemli olan, ABD'nin miidahil oldugu cografyalarda; farkli 
gruplarm haklanni gozeten, adil, insan haklarma saygih ve barr- 
el bir politika izleyip izlemedigi, kisaca uluslararasi hukuka 
uyup uymadigidir. 



r ■■ < a-ifc J^Jf r r* ami fit* fr A^J 1 ^ ^ ^T *i i i 



Uluslararasi iliskilerde bir iilkenin kendi giivenligini sagla- 
maya yonelik aldigi tedbirler belirli olciilerde hosgorii ile karsila- 
nir. Elbette her iilke, kendi bekasim ve gelecegini korumak iste- 
yecek, bunun icin ce§itli stratejiler gelistirecektir. Ancak bu koru- 
ma duygusu, hicbir zaman diger milletlerin veya ulkelerin hak- 
lanna haksiz yere mudahale etmeyi kapsamamahdir. Bir iilkenin 
hem kendi vatanda§lan, hem de diinya halklan icin izleyecegi en 
giivenli ve ba§anh strateji; ban§i ve huzuru korumaya yonelik 
olan stratejidir. Ban§sever her tiirlii strateji, insanhga refah ve gii- 
venlik getirir. Bansi ve diizeni bozmaya yonelik her tiirlii girisim 
ise son derece tehlikeli ve zararhdir. 

ABD yonetimi icinde bazi cevreler tarafindan savunulan, 6n- 
leyici saldiri anlayisi da son derece riskli bir stratejidir. Bu strate- 
jinin bazi savunuculan, her devletin sahip oldugu mesru savun- 
ma hakkmi fazlasiyla asan bir yaklasim icindedirler. Bu yanhs 
yaklasima gore, "ileride giivenligime karsi bir tehdit olusabilir" 
iddiasiyla her tiirlii saldinya zemin hazirlanmaktadir. Bu ise, her 
tiirlii sorunu askeri tedbirlerle cozmeye yonelmek demektir. Hal- 
buki, yalmzca askeri tedbirler uygulanarak kesin basanya ulasila- 
mayacagi agiktir. Diinya tarihi bunun ornekleri ile doludur. 

Pek cok yanilgi igeren bu mantiga gore, uluslararasi iliskiler 
hukuka degil giice dayahdir. Bu kimselerin talebi, Amerika'nm 
bir tiir "giic" gosterisinde bulunmasi, diismanlarma halen giiclii 
oldugunu "en etkili" sekilde gostermesidir. Sertlik yanhlan, 
ABD'nin ancak savasarak askeri ustunliigunii siirdiirecegi ve her 
zaman icin "ilk vuran" olmasi gerektigi yamlgisma kapilmislar- 
dir. Elbette bu tehlikeli yaklasim turn Amerikan yonetimini tem- 
sil etmemektedir. 



| 



mmmm 



^SSSS^^x^Ww, 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



Sertlik yanlilan zaman zaman Amerikan politikasinda agir- 
hk kazanmakla birlikte, yonetim ve damsman kadrolarmda iti- 
dalli ve banscil bir politika izlenmesi gerektigini savunan cok sa- 
yida kisi de yer almaktadir. 

Basra ABD olmak uzere tiim diinya iilkelerinin her zaman 
bans yoniinde tavir almasi, her kosul altinda barisi savunup des- 
teklemesi gerektigi aciktir. "Guclii olanin hakh oldugu", "sorunla- 
nn giic, kullammiyla dogru orantih olarak coziilecegi" gibi yanil- 
gilara sahip olan cevreler, soz konusu telkinleri ile kendi iilkeleri- 
ni de ciddi bir cikmazin icine siiriiklemektedirler. 

Bu cikmazin bir boyutu, basta da belirttigimiz gibi teroriin 
giiclenmesi tehlikesidir. Bir digeri ise savaslarm ABD'ye getirece- 
gi yiiktiir. Giiniimiizde pek cok stratejist Amerika'nm hem ekono- 
mik hem de siyasi olarak giic kaybetmeye basladigina dikkat cek- 
mektedir. Askeri giic ABD igin gok biiyiik bir avantaj olmakla bir- 
likte, sertlik yanhsi kimselerin telkinleri dogrultusunda, siirekli 
savas ve seferberlik hali yasanmasinm Amerikan ekonomisine 
cok biiyiik bir darbe vuracagi goriilmektedir. Bununla birlikte, 
diinyamn farkh koselerinde devamh savas durumunda kalan bir 
Amerika pek cok insanin goziinde, insan haklari, demokrasi ve 
hiirriyet gibi evrensel degerlerin koruyucusu olmak konumun- 
dan da cikacaktir. Sertlik taraftarlarimn politikalan neticesinde, 
tiim toplumlar tarafmdan saygi duyulan bir Amerika yerine ken- 
disinden sadece korkulan bir Amerika ortaya cikacaktir. Bu du- 
rumda cesitli askeri zaferler elde edilse bile, bunlar ekonomik ola- 
rak zor duruma diisecek ve diinya capinda imaji sarsilacak olan 
Amerikan halki icin gercek bir basan olmayacaktrr. Ashnda Ame- 
rikan yonetiminin de boyle bir duruma diismek istemeyecegi 
aciktir, bu nedenle yapilmasi gereken sertlik yanhsi cevrelerin 



r ■■ < ■ i fc JTtff r r * ami fit* ^A^J 1 ^ * ^A J i * 



"ft 



yanhs telkinlerine karsi dikkatli olunmasi ve itidalli, sagduyulu 
bir politika izlemekten vazgecilmemesidir. 

Aynca soz konusu gevreler, savunduklan bu uygulamalar ile 
diger devletlere nasil bir ornek te§kil edeceklerini de goz oniinde 
bulundurmalidirlar. Diger iilkelerin de kendilerini koruma giidii- 
siiyle harekete gecmelerinin ve uluslararasi hukuka ve teamulle- 
re kendilerini bagli gormemelerinin nelere mal olacagrni hesaba 
katmalidirlar. Rusya, C^in, Hindistan -ve elbette Israil- gibi niikle- 
er silahlara sahip iilkelerin de benzer bir "onleyici saldin" strateji- 
sini uygulamaya gecirmeleri durumunda, diinyanm nasil biiyiik 
bir karmasa ve cati§ma icine diisecegi asikardir. Boyle bir olasih- 
gin giindeme gelmesi bile biiyiik bir tehlikedir. 

Elbette turn iilkeler gibi ulusal menfaatlerini korumak ve ken- 
disini potansiyel tehlikelere karsi savunmak ABD'nin de hakkidir 
ve uluslararasi toplum, ozellikle de 11 Eyliil olaylanndan sonra, 
ABD'nin bu hakkina biiyiik saygi gostermektedir. Bu hakkin hem 
ABD hem de diinya iilkelerinin faydasina olacak sekilde kullaml- 
masi ise, atilacak adimlarm uluslararasi hukuk cercevesinde belir- 
lenmesiyle saglanabilir. Soz konusu stratejinin keyfi uygulamalara 
neden olmasmi engelleyecek en onemli oge, uluslararasi hukuk ve 
bu hukuk cercevesinde uluslararasi toplumun mutabakatmin sag- 
lanmasi olacaktir. Aksinde ise stratejinin uygulayicilarimn, hem 
kendi iilkelerini biiyiik bir krizin icine itmeleri hem de diinya ba- 
risini tehdit edici unsurlara doniismeleri kacimlmazdir. 

Turn bu nedenleri goz oniinde bulundurarak Amerikan yo- 
netiminin bu stratejisini bir kez daha gozden gecirmesi sarttir. 
Diinya bansini korumak ve istikrar saglamak isteyen bir Ameri- 
ka'nin bunun icin basvuracagi yol sertlik ve siddet degil, itidal, 
sagduyu ve adalet olmahdir. 



| 



mm 



mmmm 



203 L^- y n i^Fuy^i 



- Tifciiiil 



IfiVVfrV^^V^V^^WWWArfgggg 







* ^ j'rwi r tf f j f fc fit r i fc * V -fcT *ii ^1 in'i 



Terorle miicadelede, ABD'nin izlemesi gereken oncelikli yol, 
kiiltiirel cahsmalarm desteklenmesidir. Sorunlarm siddete bas- 
vurarak coziilmesi gerektigini savunan, insanlar arasi ili§kileri 
menfaatten ibaret goren, saldirganhgi mesrulastiran her tiirlii 
ideolojinin fikri olarak cokertilmesi, terore zemin hazirlayan or- 
tamin ortadan kaldinlmasi demektir. insanlara bu ve benzeri ko- 
tiiliikleri asilayan ve din ahlakina karsi olan ideolojilerin yerine, 
vicdanli olmayi, hosgoriilii davranmayi, sevgiyi ve merhameti 
emreden gercek din ahlakinin yayginlasmasi basta teror olmak 
iizere pek cok toplumsal sorunun kahci coziimii olacaktir. 

Bu yonde yapilacak kiiltiirel cahsmalarda, ABD yonetimi si- 
vil toplum kuruluslan ile is birligi yapabilir. Son donemlerde bu 
konuda cahsmalar yapan sivil toplum kuruluslarinm sayisinda 
artis olmustur ve bu sevindirici bir gelismedir. Ancak sorunun 
tarn anlamiyla coziime kavusmasi icin, hem yapilan faaliyetlerin 
etki alani genisletilmeli, hem de bu faaliyetler devlet yonetimi ta- 
rafindan destek gormelidir. 

Tiim bunlarm yam sira Amerikan yonetimi, Hiristiyanhgm 
temel degerlerinin de savasa ve diismanhga karsi oldugunu unut- 
mamahdrr. Allah insanlara yeryiiziinde kargasa cikarmamalarmi, 
huzuru ve giivenligi bozmamalanni emretmistir. Inanclarina de- 
ger veren bir Amerika'nin diinyaya korku ve tedirginlik degil, hu- 
zur ve giiven vermesi, banscil yaklasimi ile tiim insanhga ornek 
olmasi gerekir. Inanch Hiristiyanlar olduklanni sik sik vurgula- 
yan Bush yonetimi iiyeleri, Incil'e gore Hz. Isa'nm kendilerine, 
"Ne mutlu ban§ yapanlara" (Matta Bap 5, 9) sozleri ile yeryiiziin- 
de bans elcileri olmalarmi emrettigini unutmamahdirlar. 



| 



mmmm 



^SSv5Sg-l.>;v^>;>^. 



X3tSf^Gl£3^SGK3S3&S5G^KSG£5G£ 




9iM3t. 



>'^^'M%lte'^V^VVte'j*fA'W^^7^> '- 



avaiOEwaieasisxjewvfQiaE 







LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



Bu dogrultuda Amerikali din adamlan da, Amerikan yone- 
timine olumlu cagnlarda bulunmaktadir. Amerikan Ulusal Kili- 
seler Konseyi tarafindan (50'ye yakm imza ile), Balkan Bush'a hi- 
taben yazilan bir mektup bu cagrmin orneklerinden biridir. 
Henuz Irak Sava§i'nin ba§lamadigi giinlerde kaleme alinmi§ olan 
mektup, onemli hatirlatmalar icermektedir: 

... Bu mektubu, Allah tarafindan bizlere verilmis olan nimetle- 

,.:■:...,..■ . ■ ■ '" ■..■■;■;.■:.■■,■■:•■,■ 

iz. Amerikan kills 

Ian ve yonetimde yer alan 
bazi kimseler 

iriiuz blzleii alar- 
a ve kendi halkma 
ve hatta Amerika'nin cikarlarina karsi bir telidit oldiigiinu ka- 
bul etmekle beraber, boyle bir askeri harekatin tamamen yan- 
ks oldu rak, Anieri- 
ka'nin Irak'a saldirida biilin niz... Saddam Hiise- 

da gelisecek olaylar. fun kaybet- 

mesine vera yaralanmasina neden olacak. pek cok masiim in- 
san aci cekeceklir... Mill 

liderler olantk. Iiiikiimelimizin bizim irin onemli olan 

ahlaka ve degerlere uyy a/7 barisi 

loplnm ile birlikte hareket etmesini, 

uluslararasi kaiiiin ve sbzlesmelere saygi gostermesini ve insan 

iini talep ediyoruz.^ 



Sava§larin Neden Oldugu Yikimlar 

Sava§, sava§rn turn taraflarina her zaman aci ve gozya§i geti- 
ren, biiyiik kayiplar verdirten cok biiyiik bir zuliimdiir. Din ahlaki 
insanlann anla§mazliklarim ban§cil yollarla ortadan kaldirmalan- 






ni, uzlasmaci bir tavir gostermelerini gerektirir. Din ahlakini yasa- 
yan bir insan kin, intikam, ofke gibi kotii ozelliklerden sakinir, affe- 
dici ve hosgoriilii bir tutum sergiler. insanlann din ahlakmdan 
uzaklasmalan ise hem toplum icinde, hem de toplumlar arasinda 
cahsmanm tesvik edildigi bir ortam meydana getirir. Yakm tarihte 
yasanan iki biiyiik diinya savasi da din ahlakma uygun olmayan 
ideolojilerin insanlan siiriikledigi biiyiik belalardir. 

10 milyondan fazla insanin hayatini kaybettigi I. Diinya Sa- 
vasi, Avrupa'dan Ortadogu'ya C^tk genis bir cephede biiyiik yi- 
kimlar meydana getirdi. I. Diinya Sava§i gibi hicbir hakh ve me§- 
ru nedene dayanmayan II. Diinya Sava§i da cok kanh bitti; 55 
milyon insan bu acimasiz savas nedeniyle hayatini kaybetti. Us- 
telik bu savasi yasayanlar tarihte esine az rastlanir vahsetlere sa- 
hit olmus, toplama kamplannda milyonlarca masum insanin yok 
edilisine tanikhk etmislerdi. 

Yasanilan iki biiyiik diinya savasi ve bu savaslarm sebep ol- 
dugu yikimlar, ne yazik ki, insanlann savasin ne kadar biiyiik bir 
felaket oldugunu ogrenmeleri icin yeterli olmadi. II. Diinya Sava- 
si'ndan sonra da diinyamn cesitli bolgelerinde catismalar ve sa- 
vaslar yasandi. Katliamlar devam etti. Az sayida insanin siyasi 
ihtiraslan ve cikar arayislan nedeniyle milyonlarca insan oldii, 
on binlerce insan sakat kaldi, sehirler yakihp yikildi, iilkeler ha- 
rap oldu. Savaslar yalnizca insanlara fiziksel olarak zarar ver- 
mekle kalmadi, savasa tanikhk eden kisilerde ciddi piskolojik so- 
runlann yasanmasina, bir neslin ruh saghginin tamamen alt list 
olmasma neden oldu. Bomba sozciigunii duydugunda, bir iini- 
forma gordiigiinde dahi dehsete kapilan, titreme ve korku nobe- 
ti gecirenler, savaslarda yasadiklan vahset dolu anlar nedeniyle 
yillarca sizofren bir ruh halinde kalanlar, topluma uyum sagla- 
makta biiyiik zorluk cekenler hep savaslarm eseriydi. 



£ 



mm 



mmmm 



~^-5T* 






£3£a£S&£*@K3££*^ 




i<**ix^*z«rj**.~ ^^^*y^^s> 



gg<sasie*ata>Qgae fi a6»gi<si5 



■.'■ JP-W. 




1 J *■ 'r-t^-.i mi^i t i 211 i m *~J* f 



n^v^f^^^ ^^%?^rv^ 









LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



Guniimiizde de karsilasilan sorunlan savasarak coziimleye- 
cegini sananlar, yalmzca askeri tedbirlerden medet umanlar, bas- 
ta Ortadogu olmak iizere diinyamn ge§itli bolgelerinde yeni sa- 
vaslar planlayanlar tiim bu insani trajediyi bir kez daha hatirla- 
mali ve bu tehlikeli planlanndan vazgecmelidirler. 

Ore yandan Irak Savasi'mn maliyeti uzerine yapilan cahs- 
malar da, olayin ayn bir boyutunu gozler online sermektedir. Bu 
arastirmalar cok carpici bilgiler ortaya koymakta, tiim Ortado- 
gu 'yu icine alabilecek bir savasm biitiin diinyayi sarsabilecek ne- 
ticeleri oldugunu gostermektedir. 



Irak Sava§i y nin Maliyeti ve 
Du§undurdiikleri 

Irak Savasi'mn oncesinde ve sonrasinda savasin maliyeti ile 
ilgili ozellikle ABD'de cesitli istatistiksel cahsmalar yapilmistir. 
Farkli kurumlar ve kisiler tarafindan gerceklestirilen bu cahsma- 
lar, savasin Amerika'ya maliyetini farkli acilardan degerlendir- 
mislerdir. Bu cahsmalar, savasin dogrudan etkileri disinda dolay- 
li etkilerinin de onemli oldugunu ortaya koymustur. 

Ornegin Amerikan Senatosu Dis Iligkiler Komitesi baskani 
Senator Joseph Biden tarafindan yapilan cahsma, maliyetin 100 
milyar dolar civannda olacagini ongormektedir. Senator Biden, 
bu rakamin haricinde Irak'in yeniden insasi icin de 50 milyar do- 
lar gerekecegini ifade etmekte ve toplam maliyeti yaklasik 150 
milyar dolar olarak belirlemektedir. Su anda savas ABD'nin gali- 
biyeti ile sona ermis goriinmektedir ve belki de maliyet hesapla- 
nan limitler icerisinde gerceklesmistir. Ancak bu, savas sirasinda 
yasanan trajedilerin unutulmasim saglamayacagi gibi, bu mikta- 



*& 



fitr 
| 

1 

ft 








o.'*iir<li> >•<■ «<nri-<i*iiiil« r<il; tnrt>»tl- 
di. Ynkanda, Sniff strateji kuram- 
lartndau Brimkin^ litxfilitfe'itii in 
ternet xilexhiile yer alan, "Savaqir, 



■ pfaM* 



ir^r 






* 

^ 



~! 






^ 



riMMi 



Ekonomil Flic Xeir York Ti- 

mes' da k< 'vriilaiHiii "Hedef Bagdal. Ama Xe Pahaxiua?" ba.slik- 

h yazi yer almaktadu: 

nn Amerikan halkimn refahi icin kullanilmak yerine sava§ icin 
kullanilmi§ olmasini da hakh gostermeyecektir. 

Sertlik yanlisi cevreler tarafindan biiyiik bir maliyet olarak 
degerlendirilmeyen 100 milyar dolar, ABD'nin 0-12 ya§ grubu- 
nun egitim giderleri icin ayirdigi biitgenin iiq, uluslararasi iligki- 
ler biitgesinin ise dort katidir. Bu miktar ile Amerika'da sigortasi 
olmayan turn gocuklarm be§ yil boyunca butiin saghk giderleri- 
nin kargilanmasi da mumkundur. Amerikan halkimn ya§am 
standartinm daha da iyile§tirilmesi icin kullanilabilecek bu 



V 



>..v:.v>' t VV>^V..»Vtf^.v.V^v.-A;.gJ 






asi&icaKaisags&sxaK 



feiAM UlBUGl'NE CACBI 



paranin, binlerce insanin olumune neden olan bir sava§a harcan- 
masi elbette ibret vericidir. Ayrica, tekrar hatirlatmak gerekir ki 
bu, en iyi ko§ullar du§unulerek yapilmi§ bir hesaplamadir. Pek 
cok emekli askeri yetkili ve savunma stratejisti -sava§ sonrasin- 
da ya§anacak potansiyel riskleri de goz oniinde bulundurarak- 
maliyetin §u anki haliyle kalmayacagmi da ifade etmektedirler. 

Nitekim Amerikan tarihinde ya§anan ce§itli sava§lar, sava§- 
lann planlanandan cok daha maliyetli oldugunu gostermektedir. 
Ornegin Lincoln'iin Hazine Bakani, yapilacak sava§in Kuzey'e 
240 milyon dolara mal olacagini planlami§, ancak sava§in biitceye 
yuku planlanandan 13 kat daha fazla, yani 3 milyar 200 milyon 
dolar olmu§tur. Benzer bir §ekilde, Vietnam Sava§i icin 1966 yili 
biitcesinde 10 milyar dolar aynlmi§ ve 
i§rn 1967 yazinda sona erece- 
gi tahmin edilmi§, ne var 




5S&3X5K3KX3 



l^^^^^^^^i'^^^^^mri 



ki savas 1973'e kadar surmus ve savasm butceye dogrudan etkisi 
110-150 milyar dolar olmustur.22 Kisa siirede neticeleneceginden 
emin olunan Vietnam Savasi, 47 binden fazla Amerikan askerinin 
cephede, 11 bin askerin diger nedenlerle olmesine, 303 bin askerin 
de yaralanmasina neden olmustur. 1 milyondan fazla sivilin ha- 
yatini kaybettigi bu savasta, 225 bin Vietnamli asker 61mii§, 570 
bin asker de yaralanmistir.23 

Bu ornekler, savasm gidisatinda beklenmeyen degisiklikler 
oldugu zaman maliyetin katlanarak buyudugiinii gostermekte- 
dir. Yasanacak her savasta iki taraf icin de hem insani hem de ma- 
li kayiplann daha da biiyiiyebilecegi goz oniinde bulundurula- 
rak, Irak'taki savasm benzerlerinin bir daha asla yasanmamasi 
hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki, Amerikan yonetiminin 

Islam Birli: 
■ ' •..-•■ 

bir sure icerisin ••!;, turn 

anlasmazhklur neliceye kavusturulacaktir. 






jiJSf 









' \* Ortadogu'da saglamak istedigi ban§ci, lhmli, de- ^ ^ 

u& mokratik ortamm sava§ yolu ile kurulmasi mumkun Qm 

•J* degildir. Askeri bir ba§an saglansa bile, bu yolla, bol- *t 

P gede kahci huzur ve guvenligin saglanmasi oldukca zorT| 

olacaktir. Cephe sava§mi kazanmak, bir bolgeyi toplumsal ve 
siyasi olarak hakimiyet altina almak icin yeterli olmayabilir. 







>*? 



m* i 



FBK f i3fc 



I 

^TC bolged 



Ortadogu hassas dengeler iizerine kurulu bir v 
Tarihi tecriibeler gostermektedir ki, yabanci 

/J* giiclerin, bu hassas dengeleri en adil ve hakkaniyetli 
B sekilde koruyabilmeleri, bolgedeki tiim halklann raz: 

olacagi bir diizen kurmalan pek kolay degildir. Bunu ancak, 
bolge halklan ile ortak kiiltiir ve medeniyete sahip bir giic ger- 
ceklestirebilir. Bu da, tiim Miisliiman iilkeleri birlestiren ve Islam 
aleminin iradesini yansitan merkezi bir otorite olmahdir. Bu oto- 
rite, yalnizca Ortadogu konusunda degil, Bati ile Islam diinyasi 
arasindaki tiim sorunlara coziim getirebilecek olan Islam Birli- 
gi'dir. Dolayisiyla basta ABD olmak iizere Batili giiclerin izleme- 
si gereken strateji de, tiim Miisliiman iilkeleri, banssever, hosgo- 
riilii ve yapici bir anlayista birlestirecek olan Islam Birligi'nin 
olusturulmasina destek vermek ve bu birlikle ittifak halinde ha- 
reket etmek olmahdir. Boylece ABD, Bati'da Fas'a ve Moritan- 
ya'ya; Dogu'da ise Endonezya'ya kadar uzanan dev bir cografya- 
da, kendisiyle diyalog ve is birligi kurabilecegi giivenilir bir siya- 
si birlik bulacaktir. 

Pek cok Amerikali stratejist ve diisiiniir tarafindan da isaret 
edilen bu gercek, iinlii ekonomist ve Yale Universitesi ogretim 
gorevlilerinden Prof. William Nordhaus tarafindan hazirlanan 
"The Economic Consequences of a War With Iraq" (Irak'la Sava- 
sin Ekonomik Neticeleri) baslikh raporun "Sonuc ve Oneriler" 
boliimiinde, soyle ifade edilmektedir: 

filkelerin Imiirian hareket etmek. hem ihmh cevre- 

iii de radikal hareketlere ze- 
miii hazirlayacaktir.... .24 







f- 




ABD TARIHINDEKI SAVA§LARIN MALIYETLERI 









Askeri 












Savaslar 


Niifus 


Personel 


Oran 


Kayiplar 


Oran 








milyon 


bin 


%'si 




%'si 






Ihtilal 


3.5 


200 


5.7% 


4.435 


0.127% 






1812 sonrasi 


7.6 


286 


3.8% 


2.260 


0.030% 






Meksika Sava§i 


21.1 


79 


0.4% 


1.733 


0.008% 






tq Savas 
















Birlik 


26.2 


2.803 


10.7% 


110.070 


0.420% 






Konfederasyon 


8.1 


1.064 


13.1% 


74.524 


0.920% 






Toplam 


34.3 


3.868 


11.1% 


184.594 


0.538% 






Ispanya-Amerika 
















Savasi 


74.6 


307 


0.4% 


385 


0.001% 






1. Diinya Sava§i 


102.8 


4.744 


4.6% 


53.513 


0.052% 






2. Diinya Savasi 


133.5 


16.354 


12.2% 


292.131 


0.219% 






Kore Savasi 


151.7 


5.764 


3.8% 


33.651 


0.022% 






Vietnam Sava§i 


204.9 


8.744 


4.3% 


47.369 


0.023% 






1. Korfez Savagi 


260.0 


2.750 


1.1% 


148 


0.000% 






















Savaslai 




Sa 


vaglarin 


Kisi 






to 


plam ma 


iyeti 


topla 


m maliyeti 


Basina 


Gider 


Savaslar 




(milyai 


) 


( 


milyar) 


Gider 
















GSMH'nin 




d 


(inemin 1 


curu 




002 ($) 


2002 ($) 


yilhk %'si 


Ihtilal 




0.1 






2.2 


447 


63 


1812 sonrasi 




0.09 






1.1 


120 


13 


Meksika Savagi 




0.07 






1.6 


68 


3 


Iq Sava§ 
















Birlik 




3.2 






38.1 


1.357 


84 


Konfederasyon 




2.0 






23.8 


2.749 


169 


Toplam 




5.2 






62.0 


1.686 


104 


Ispanya-Amerika 
















Savasi 




0.4 






9.6 


110 


3 


1. Diinya Savagi 




16.8 






190.6 


2.489 


24 


2. Diinya Savagi 




285.4 






2896.3 


20.388 


130 


Kore Savasi 




54.0 






335.9 


2.266 


15 


Vietnam Savasi 




111.0 






494.3 


2.204 


12 


1. Korfez Savagi 




61.0 






76.1 


306 


1 



Yukuridaki / 

kaybin klcdir. 

218 






Sava§in Perde Arkasinda Kim Var? 

Savasm tiim olumsuzluklarmi ve zararlanni gozler online 
seren bu tabloya ragmen, Amerika'nin nasil olup da boyle bir sa- 
vasi baslattigi kuskusuz iizerinde durulmasi gereken onemli bir 
noktadir. Cogu yorumcu, ikinci Irak Savasi'nm ashnda 11 Ey- 
liil'den de, kitle imha silahlan ile ilgili kuskulardan da cok daha 
once planlandigi gorusundedir. 

Bu savas, Ortadogu'ya yonelik yeni Amerikan stratejisinin 
bir parcasidir. Bu stratejiyi gelistirenler, heniiz 1997 yilinda Ame- 
rika'nin Saddam'i vurmasi ve iktidardan indirmesi gerektigine 
karar vermislerdir. Bu yondeki ilk isaret, 1997 yilinda ortaya cik- 
misti. Washington'daki bir grup strategist, Israil lobisinin telkinle- 
riyle, kurduklan PNAC adh "think-tank'le Irak'm isgali senaryo- 
sunu savunmaya baslamisti. PNAC'in en kayda deger isimleri 
ise, sonradan George W. Bush yonetiminin en etkin isimleri hali- 
ne gelecek olan Savunma Bakani Donald Rumsfeld ve 
Baskan Yardimcisi Dick Cheney idi. Gercekte ABD 6n- 
derliginde istikrarh bir diinya kurmak gibi makul bir j 
amacla yola gikmis olsalar da, Israil lobisinin etkisiyle, 
bu amacin Ortadogu'da bir savas gerektirdigi fikrine 




^vt^i^t-+s«!*5*i«rjr*s*s*»5t 



i^.^vvyv:^^ 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



kapilmislardi. Oysa cok yonlii bir degerlendirme yaptiklarmda, 
bu fikrin ciddi bir yanilgi oldugunu acik^a gorebileceklerdir. 
Eger amac istikrar kurmak, bir diizen olusturmak ise, savasm 
hicbir zaman diizen olusturucu bir etkisi olmayacagi aciktir. Tarn 
tersine savas, mevcut diizeni yerle bir eden, insanlara siirekli ka- 
yip getiren bir durumdur. Istikrarm barisin korunmasiyla sagla- 
nabilecegi tarihi bir gercektir. 

Philadelphia Daily News gazetesinde William Bunch imzasry- 
la yayinlanan "Invading Iraq Not A New Idea For Bush Clique :4 
Years Before 9/11, Plan Was Set" (Irak'i Isgal Etmek Bush Ekibi 
Icin Yeni Bir Fikir Degil: 11 Eyliil'den 4 Yil Once Plan Hazirdi) ad- 
h bir makalede, bu konuda su yoruma yer verilmektedir: 

Gercekte, Donald Hum i Yardimiasi Dick Cheney 

i'ik bir grup miihafazakar ideologlar Amerika'mn Irak'i 

isgalini savunmaya heniiz I')' 

11 Eyliil saldirilarindan 4. Baskan Bush'un goreve baslama- 

sindan 3 yd once. 

Kendilerine PNAC (Project for the New American Century- Yeni 

Imerikan ii'izyt/t Project") adi rerilen ■' siz siya- 

ibu. Cheney. Rumsfeld, Rumsfeld' in yakin yard 

yordu. Ve 

".■: ;':.■■,■.■■:':. '. ■ " : ■ .'' ■ ' : ;■■■?■- ' ■ 

isgale ikna etmeye cth 

»/>////>. "Size Amerika'mn vemiit- 
tefiklerinin cikarlaruu turn di / alacak ye- 

i v baslayan 
mektup, "bu stra lam Hiiseyin rejiminin dfi- 

■ ■ . . 

Peki PNAC iiyelerinin Saddam'i dusurmek konusunda bu 
kadar israrli olmalannin nedeni neydi? Aym makalede bu konu- 
da sunlar yazihdir: 










tiiiriinse fit'. 
arrcekler 
oldugun tedirler. 

Petrol, PNAC'in Irak hakkindaki politiki 
kapland 

ten siyaset bilinii profesbrii ve Ortadogn 
iizmani Ian Lnstick. Hi 

savas taraflaruica asil olarak savasui niasrafiin karsilamaya 
ybnelik bir unsur olarti dikkat cekh or. PNA C'tan 

Schmitt i-se. "ben Te.ras'taniiii re 

askeri bir operasyona karsi" diyor. "petrol paxari istikrarsiz- 

in) daha 
»v. Israil olabilir. Bash 
rin. Irak'taki bis 
tinlileri > danuii kabnl etnie- 

pladiklaruu sbyliiyor.26 
Kisacasi ABD'nin Irak'i vurmasi projesinin asil miman, Isra- 
il ve onun ABD'deki uzantilandir. ABD'nin Ortadogu politikasi- 
nm Israil tarafmdan cok dengesiz bir bicimde etkileniyor olmasi, 
bu asamada bir kez daha ortaya cikmistir. ABD'nin karar meka- 



**^ 



^^JfWJJWW.VA 



h**%^^V£^V^?^^5^ 




>'.r*r**.>',F*~.>'.r~^ 






nizmalanna etki eden bazi israil yanlisi radikal Siyonistler, Was- 
hington'i israil'in Ortadogu stratejisine gore hareket etmeye zor- 
lamaktadir. Bunu da ABD ile israil'in cikarlannin ozdes oldugu- 
nu iddia ederek yapmaktadirlar. Oysa ABD'nin Ortadogu'daki 
cikari, Israil'deki radikal Siyonist zihniyeti desteklemek ve bu 
yuzden Arap diinyasini karsisma almak degil, Israil'e bans ve 
llimlilik telkin etmek ve Araplar ile Israil arasmda adil bir hakem 
ve arabulucu rolii oynamaktir. 

Irak'a saldrri planinin gelistirilmesinde de, yine soz konusu Is- 
rail etkisini gormek mumkundiir. Israil lobisi, sonradan Bush yone- 
timinde etkili mevkilere gelecek olan bazi stratejistleri, Irak'a karsi 
bir savas acilmasi gerektigi yoniinde yanlis yonlendirmislerdir ve 
bu da Ortadogu'da pek cok masum insanin hayatina mal olacak, 
yeni gerilimleri koriikleyecek yeni bir savasm yolunu acmistir. 

Soz konusu savas stratejisini savunanlar, her ne kadar "Ameri- 
kan cikarlan"ndan soz etseler de, aslrnda savunduklan sey Israil'in 
cikarlandir. (^iinkii gercekte Amerika'nin tiim bir Ortadogu'yla sa- 
vasmak, bu bolgedeki halklan kendine karsi kiskirtmak gibi bir 
stratejide cikari olamaz. Amerika'nin, bazilarinm iddia ettigi gibi, 
"anti-Islami" bir ideolojisi ve stratejisi de yoktur. Daha once de be- 
Urttigimiz gibi 1990'larda Sirp vahsetine maruz kalan Balkan Mus- 
lumanlarrnin (Bosnahlarrn, Kosovalilarrn ve son olarak da Make- 
don Miislumanlannin) en biiyiik destekcilerinden biri Amerika ol- 
mustur. Amerika'nin Musliiman kitlelerle karsi karsiya geldigi tek 
cografya Ortadogu'dur ve bu da Amerika'nin, bir kisim yoneticile- 
rinin bu iilkenin dis pohtikasmda inamlmaz bir giice sahip olan Is- 
rail lobisinin etkisiyle, Israil tarafh hareket etmesinden kaynaklan- 
maktadir. Bu kisilerin bu yondeki yanks yonlendirmelerin etkisin- 
den kurtularak, Ortadogu'daki durumu on yargisiz bir sekilde de- 
gerlendirmeleri, cok daha adil bir yaklasimin gelistirilmesine araci 
olacaktrr. 



| 



mm 



mmmm 



~^-5T* 






SLArt BtJUJCt'TTLCAti 



iste bu nedenle Amerika'nin 11 Eylul sonrasinda uygulama- 
ya konan ve turn Islam diinyasmi diizenlemeye yonelik stratejisi, 
Israilli radikallerin Ortadogu plani tarafmdan olumsuz yonde 
yonlendirilmektedir. israil, icinde yasadigi yok edilme korkusu 
nedeniyle, kuruldugu giinden bu yana, Ortadogu 'yu yeniden 
duzenleme, kendisi icin tehlikesiz ve yonlendirilebilir hale getir- 
me amacindadir. Bu amacla on yillardir ABD iizerindeki nufuzu- 
nu kullanmakta ve Washington'in Ortadogu siyasetini yonlen- 
dirmektedir. 

Oysa gergekte Musliimanlarla gati§mak Israil'in de gikari- 
na degildir. Hem Yahudi ve Hiristiyanlann hem de Musluman- 
lann bu topraklarda, diledikleri gibi ibadet etme ve yasama hak- 
ki vardir. Ne var ki Israil yonetiminin, izledigi politika yalmzca 
Miisliimanlara zuliimle kalmamakta, Hiristiyanlan ve hatta Ya- 
hudileri de tedirgin etmektedir. Israil, turn Ortadogu'yla daimi 
bir savas icinde olmak yerine, isgal ettigi topraklardan cekilmeyi 
ve gercek bir bans yapmayi secse, bu hem kendi vatandaslari 
hem de tiim Ortadogu halklan icin cok daha iyi olacaktir. Soz ko- 
nusu daimi savas atmosferi kacmilmaz olarak Israil'i de vurmak- 
ta, Israil kendi besledigi radikalizmin hedefi haline gelmekte, is- 
rail'in masum sivil vatandaslari cesitli saldinlara maruz kalmak- 
ta ve tedirginlik icinde yasamaktadir. Dolayisiyla Ortadogu 'yu 
savasa surukleyen, hatta global bir "medeniyetler catismasi" ko- 
riiklemek isteyen radikal Siyonist zihniyete karsi fikren mucade- 
le etmek, israil'deki 4.5 milyon Yahudi vatandasmm da giivenli- 
gi icin gerekmektedir. 

Unutmamak gerekir ki, Siyonizm Filistin'de bir Yahudi dev- 
leti kurmak ugruna, bu topraklarda yasayan tiim Yahudi-olma- 
yan insanlan siddet ve teror yoluyla yurtlarmdan etmeyi ve hat- 



itf^^g&ggzn 



'ixlin, Yalnitl iiiiihirin bans icuirfc 

iv, Miisliinian 
(man liuziir 
orlaiimi i it 



ta gerekirse katliama ugratmayi hedefler. Irkci, soven ve isgalci 
bir ideolojidir. Ancak, bilgi eksikligi ya da yanhs bilgilendirme 
nedeniyle Siyonist ideoloji hem Yahudi hem Hiristiyan dunya- 
smda bazi kimseleri etkileyebilmektedir. Siyonist propagandala- 
nn etkisi altinda kalanlara, biiyiik bir yanhsin icinde olduklari- 
nm gosterilmesi ve dogru yola davet edilmeleri, yeryiiziinde ba- 
nsin hakim olmasmi isteyen herkesin sorumlulugudur. Bunun 
icin samimi dindar Yahudilerin, vicdan sahibi Hiristiyanlann ve 
Miislumanlann ittifak halinde hareket etmeleri onemlidir. Insan- 
lann Siyonizm denen fasizan, Sosyal Darwinist, isgalci ideoloji- 
den bir an once kurtularak gercegi gormeleriyle diinya barismm 
oniindeki biiyiik bir engel kaldinlacak, siddete destek verenler 
bansm savunucusu haline gelebileceklerdir. 



^^X^yW^i 






ISLAM BIHL1CI HE tAGJtl 



Diinyasava 

I AMERfKA hicbir askerl harekatirtda bu gunkli kadar 
! Afrika'ya kadar, Amerika'nm Irak's saldinsina karji k 



rr.ik'j ^iiklirnu>j hj 




I J i iinrxnTmn, ^'tn vc Ri)s>'il 

kUwpntDt KfMPkeyindc tHf* 
|uiiV4 tftKlincEc ABOjfr 

Lto ve HM'rir ikriii K> 
bin JunyaMinli W 



Gerek Israil'de gerek AHD'de. Yaliiidilerin Miisliimaiilarla birarada buns icinde ya- 

gerektigini sariinan cok fazlti sayida Yahudi rardir. Bans yanlisi Yahudiler, IsraiVin 
Filistin Im I hum karss ssuu xiddelle eleslirdikieri gibi, Irak 

Savasi'na da karsi cikniislardir. ABD'de faaliyet gosteren Tikkun isinili Yahudi orga- 
nizasyonun sitesinde yer a I an makalede, bnleyici saldin kavramimn yanhshklan or- 

lilimlanyla 

I ahudiler 

Neden Irak v ar?" (Whj Jews Var on Iraq) 

d in in in 
gercekte her liirlii ziiline re saldu iliimiKikladir. 



fS^T^^^^'^^'^'^^'^^^^^T^m 



sistemiyor 

yalruz kalmadi. Avrupa'dan Ortadogu'ya, Asya'dan I 
uresel duzeyde bir muhalefet daigasi guc kazaniyor.! 

Ara|3 llurli^i'nitl lurn iflilu£u -uklinj j km- c/il: fO^aUUfe U\\>m MttyMMtn jgHttu ! 

*i (ofc pwf hn kuu-st'l k*'jilr>iHl ntu^u vt AintaiiijiHiLli ^1 nrnk «iiV3$a ksw^l, 

\4& Ml B*!**^^ H*"*^ •***■ OiJwnlik Konuyi *ava*a kar?i ■ 
va'iim ba>kcfttJ Kuala l.unuiur Ju \;\\nlm 



A.OQO Jews. Arab dflmonstralt In Tel AvFv againsl 
ImqwAr 




£iuiEu£u Irdk'ni kih^l yiM^ul 
|ajj[m4M[nlmi >JFtii fiU*ttlllfc| 






^.-.m^ ill** * !«,*,« 

SZTj^ii, U.fenWtfeft H^f—^J^ «'4* ^fc- 

»■■ h—n>n*- t^fi* *n? m r-tth urn t.**« ft»a^ ^ ^ yUa 

Km L-^nUtu cuumim mUiiw .*** *m 







aK2*g3S*SSS3S3*3*SSSi§^^ 






'■ 



ggggg^gggtaagagg 



': 



< 




Yahudi Din Adamlarinin Ba§lattigi 
Bari§ iqin Oruq Qagrisi 

Irak krizinin ba§langicmdan itibaren, diinyanin farkli bolgele- 
rinden din adamlari ban§ igin ge§itli giri§imlerde bulundular. 
Bunlardan biri de, Shalom adli Yahudi ban§ orgutunun yonetici- 
lerinden Haham Waskow'un ba§lattigi, "Ban§ icin Oruc" cagnsiy- 
di. Dunyanm ce§itli iilkelerinden farkli mezheplere ve inanclara 
mensup onlarca din adaminm bu cagriya katilmasiyla, uc Ilahi 
dinin mensuplannm da ashnda sava§a kar§i olduklan bir kez da- 
ha gosterilmi§ oldu. (^agnda, kisaca §u noktalar iizerinde durul- 
maktaydi: 

Amerikahlara, gercek bansi araniak ve dua etmek icin oruc tut- 
mak cagrisu nuz. Bize bansi ve adaleti emreden, ba- 

gislayan Allah' m adiyla... Allah bize bansi aramamizi ve bans 
icin calismamizi enireder. Biiviik bir end 

Irak hiikiinieti ne de Anierikau yonetinii Allah' in bu emriiii ana he- 
e. koiiisularimizi sevmemi- 
zi, yabaneilara iyi davranmaniizi ve kendimize yapilniasim iste- 
medigimiz bir seyi baskasina da yapmanianuzi enireder.... Allah 
bizden, aclari doyuriiiaiiiizi. evsizlere ev biilinaiiiizi. fakirleri giy- 
leniizi. ruhlarimizi ve zihinlerimi- 
zi ozgurlestirnieniizi isler... Allah bize harekete gecmeden once dii- 
siiniiieniizi ve dua etiiiemizi enireder. Yeterli deliller ve acik kanit- 

...■■ :■.,,'.:..■.. 

lelerimize de Slum getirect 'iyoruz. Bu savas, 

inanclariiniz ve geleiiekleriniiz tarafindaii kutsal kabul 
edilen pek cok niekanin buluit 

yikacaklu: Bu biiviik lehlike aitinda. Allah' a yoneli- 
i;,P £ roruz:. 






*** 










Jews Say, "No War!" . . , whyl 




r l mtvi j /cop trued u>, ill 

■ raped hvcirld Opinion 
2. L V m t bnvt dinivfi En 

pn.'sjd4.*nt> 
3< Dwrt mafou inspKtluns 

4, Tate time to fdl«i 

5, Honor Mother Eurlh 



& Ek*t kill ilw lawweot 

7. Dqii r t imdarigpr funnel or 

Fit inline 
K. I wt rah thn- vkV. ^nd 

4 l\-iivt (ippre^i LmmL^rjiM-s 
|U.LH>n't I'nikiurt lor o*l 



www^lidiomctr,org 






t/stte Shalom griibn larafiiidan liazirlanaii re mil iiiiaii eden 

■ ' Yahudile 

di\ or... Neden? 

niaktadir. 



k WC CALL UPON AMERICANS TO 
, FAST: 



r 



1U Hth LfcL I , I U 4b LK A I K L fcK —V 
PEACF-TO FRAY 



***** 



, Uasro, 



i*ff» lin## \im""*j9* *— h^v *• 



^•> 









3K2fS*3K3f3 K2*3& f 2* &G&*&GIG 




i 



Saddam Hilseyin^in Gerqek Ideolojisi 

Irak Savasi'nm ilk giiniinden itibaren ana hedefi Saddam 
Hiiseyin'i iktidardan indirmek olarak aciklanmistir. Kuskusuz 
her ne gerekce ile olursa olsun meselenin savas yoluyla halle- 
dilmek istenmesi yanhstir. Nitekim savas boyunca yasanan can 
kayiplan, savasm hie baslamamis olmasi gereken kotti bir se- 
cim oldugunu gostermektedir. Ancak ore yandan, Saddam Hii- 
seyin'in de Irak'a ve bolgeye zarar veren ve iktidardan inmesi 
gereken bir diktator oldugu gercegini gormek gerekir. 

Saddam Hiiseyin, 1960'h yillarda Arap diinyasmi sarmi§ 
olan "Arap sosyalizmi" akiminin yanh§ yola siiriikledigi pek 
cok insandan biridir. Arap sosyalizmi, asm bir milliyetcilik ve 
fanatik bir uciincii diinya solculugunu birlestiren ve esas olarak 
da Sovyetler Birligi'nden destek goren bir hareketti. Sovyetler 
Birligi'nin Stalinist rejimi ve ogretisi, Arap sosyalistlerinin de 
diinya goriisiine damga vurdu. Bu nedenle saldirgan, baskici 
ve savasci bir siyaset gelistirdiler. Saddam, bu yanhs ideolojinin 
Irak'taki temsilcisi olan Baas Partisi'nin onde gelen bir milita- 
niydi. Genclik yillannda orgiitledigi Cihaz Hanin adh teror ce- 
tesi aracihgiyla Baas karsiti siyasi grup ve kisilere karsi cesitli 
suikastler diizenledi. Baas'm 1963'teki ilk darbesinden sonra, 
Saddam'in yonetiminde bir "sorgu merkezi" kurulmus ve bura- 
da pek cok insana korkunc iskenceler yapilmisti. Saddam'in ye- 
ni "iskence yontemleri" gelistirdigi biliniyordu. 

Inandigi Stalinist ideolojinin etkisiyle acimasiz bir kisilik 
gelistiren Saddam Hiiseyin, iktidan boyunca da acimasiz yon- 
temler kullandi. 1980'de iran'i isgal ederek 8 yil siirecek cok 
kanh bir savas baslatti. 10 yil sonra bu kez Kuveyt'i isgal etti. 



l^Ui 






&3*a2X3X3X2K3&Gl£*2)G& 







2»@!e3*3l3«3*2Se*SSS*JS*£iSi 







Ulke icinde de kendisine muhalif olarak gordugu kigi ve grup- 
lara karsi vahset uyguladi. 1988 yilmda Kuzey Irak'taki Halep- 
qe koyiine karsi kimyasal silahlarla duzenledigi ve 5 bin ma- 
sum insanm feci sekilde olumuyle sonuclanan saldin, Saddam 
rejiminin insanhk suclarmdan biriydi. 

Turn bunlar, Saddam'm Irak'a liderlik yapabilecek vasifta 
bir insan olmadigini gostermektedir. Bir liderden beklenen, 
kendi halkina huzur, giivenlik, mutluluk ve refah saglamasi, 
komsularma ve diinyaya da istikrar ve bans getirmesidir. 

Bugiin artik Saddam iktidardan devrilmistir, ancak savas 
sonrasindaki bu siirecte izlenecek stratejiler de biiyiik onem 
tasimaktadir. Ortadogu'da kalici barisin insa edilmesi icin ge- 
rekli coziim, Saddam'i bir tiir canavar olarak gostermek degil, 
onu siddet ve acimasizliga yonelten ideolojiyi ve sartlan co- 
ziimlemek ve bunlarm diizeltilmesi icin caba gostermektir. 
Saddam'i kanli bir diktator yapan, savundugu radikal Baas 
ideolojisi ve her tiirlii sorunun giigle ve hatta kanla cjozulme- 
si gerektigini varsayan fasizan kultiirdiir. Bu ideolojinin ve 
bu kulturun Arap diinyasmdan temizlenmesi, bunun yerine 
Islam ahlakinin gerektirdigi gibi merhametli, sevgi dolu, in- 
sancil, medeni bireyler ve kitleler yetismesi icin cok kapsam- 
li bir egitim ve aydinlanma politikasi yuriitulmelidir. Kuran 
ahlakinin tarn anlamiyla yasandigi bir toplumda, bu tarz so- 
runlarla hicbir zaman karsilasilmayacaktir. 

Aynca unutmamak gerekir ki, soz konusu catismaci ide- 
oloji ve kiiltiir, sadece Bagdat'ta degil, diinyanm daha baska 
pek cok yerinde, hatta kimi zaman sozde din adma ortaya cik- 
maktadir. Bunun gozumii ise, gercek din ahlakinin insanlara 
etkili bir bicimde anlatilmasidir. 



^2+ 






d&^^SXSG^SKSG^SKSG^XS^tS 



% 







LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



Diizeri ve Istikrar Islam Birligi He Saglanir 

Irak Sava§i'nrn Ortadogu'da cok genis caph ve uzun siireli 
bir istikrarsizhga neden olma ihtimali oldukca yiiksektir. Gorii- 
nen odur ki, mevcut Amerikan politikasi iizerinde agirligi olan 
bazi cevreler bu savasi Irak'la sinirli tutmayip, tiim Ortadogu'yu 
ve hatta Kafkasya ve Giineydogu Asya'yi icine alan cografyayi 
gerekirse sava§arak, yeniden yapilandirmayi hedeflemektedirler. 
Amerikan list duzey yonetiminde yer alan bazi isimlerin, "Ame- 
rika'nin gerekirse 40-50 iilkeye karsi harekete gecebilecegini" ifa- 
de etmeleri bu cevrelerin planlanni bir kez daha ortaya koymak- 
tadir.27 PNAC'nin kuruculanndan William Kristol'un "Amerikan 
halkinin sava§maya hazir olmasi her zaman iyiye i§arettir"^ s 6zu de 
bu anlayism bir baska ornegidir. Tiim bunlar, belki de soz konu- 
su plani yapanlann dahi sonunu gormeye "omiirlerinin yetmeye- 
cegi" siirekli bir savas hali demektir. 

Diinyayi cok biiyiik acilarm ve yikimm icine itecek bu savas 
hali, uluslararasi diizenin ve yapinin sarsilmasma sebep olacak, 
dengeleri alt iist edecek, sadece bolge insanlanni degil tiim in- 
sanligi derinden etkileyecektir. Daha once de vurguladigimiz gi- 
bi, ABD ve diger tiim diinya iilkeleri ulusal menfaatlerini en ile- 
ri diizeyde koruma hakkina sahiptirler. Bu onlara, giivenliklerini 
tehlikeye atabilecek durumlara karsi tedbir almalan hakkmi da 
tanir. Ancak tiim iilkeler gibi, diinyamn yegane siiper giicii ko- 
numundaki ABD'nin de bu hakki, kiiresel dengeleri ve diinya ba- 
nsini goz oniinde bulundurarak kullanmasi gerekir. Ulkelerin 
ulusal giivenlik stratejilerinin, uluslararasi kanunlarla uyumlu 
olmasi, keyfi uygulamalann engellenmesi acismdan onem tasi- 
maktadir. Aynca terorizm gibi, tiim diinya giivenligini tehlikeye 
atan tehditler soz konusu oldugunda, cok tarafli is birliklerinin 
giiclendirilmesi ve uluslararasi ittifakm saglanmasi, basan orani- 






.c.-i -itrccck 



llpuiuiv..* 



n Nub. J= TOW Ml Jq> IFJllaiWIl JjC* li*r*B 
pj/j;trnn( iLfliiiii! RidmJ Perk, VV.nhinusi .1 



fStiSiefSuriye 

i a :Sam'dan sonra Tahran 1 1 



ISTiKAMET SURiYI 







y 






Star Gazetesi, 29.4.2003 
ABD yonetimi icinde sertlik yanhsi olan baz, cevreler, Ortadogu'da diizen 
re istikran sarasarak saglamayi hedeflemektedirler. Buna gore sarasi bir 
diger savas izleyecek, siiz konusu islikrar saglama hedefi oldukca genis bir 
eografyayi sarasui icine siiriikleyecektir. Oysa islam Birligi'niii olustnrul- 
masr, biiyle bir savas haline gerek buakUrmayacak. kalici diizen ancak bit 
birlik sayesinde tests edileceklir. 










SLArt BtJUJCt'TTLCAti 






m artiracaktir. Izlenecek yol, siddetin siddetle bastinlmaya cah- 
silmasi degil, llimli ve demokratik giiclerin desteklenerek gerili- 
min azaltilmasi ve catismalann coziilmesi olmahdir. Unutma- 
mak gerekir ki, 21 . yuzyilm, turn milletlerin refahinin ve giiven- 
liginin saglandigi bir yiizyil olmasi icin, siirekli savasarak "giiclii 
olanin hakli ve egemen oldugu" bir diinya kurmak hedefinden 
vazgecilmesi gereklidir. 

Zengin yer alti kaynaklarmdan tiim milletlerin esit olarak 
yararlanmasi, diinya barismi tehdit eden unsurlann ortadan kal- 
dinlmasi, ekonomik istikrann saglanmasi, demokratik rejimlerin 
giiclenmesi, insan haklan ihlallerinin engellenmesi, diktatorlerin 
ve tiranlarm zuliimlerine son verilmesi, yasam kalitesinin artma- 
si yalnizca ABD'nin ve Batili giiclerin degil, aym zamanda tiim 
Miisliimanlann da talebidir. Bazi stratejistler tarafindan savunu- 
lan ve Miisliimanlan hedef gosteren yaklasimlar, tiim Islam diin- 
yasina karsi bir cephe olusturmak anlamini tasir ki, bu da hem 
cok yersiz hem de cok tehlikeli bir yaklasimdir. Giiniimiizde di- 
ni yanhs yorumlayan, bazi hurafe ve batil inanislann etkisiyle 
gercek din ahlakindan tamamen uzaklasip radikal bir tavir iceri- 
sinde olanlar yalnizca Islam diinyasi icinde degil, Hiristiyan ve 
Yahudi alemi icinde de yer almakta ve diinya bansina biiyiik za- 
rar vermektedirler. Bu zararm giderilmesi, radikal her tiirlii aki- 
min oniiniin kesilmesi, itidalli, banssever, medeni ve samimi din- 
dar insanlarm ittifaki ile mumkiindiir. Boylece savasi tek coziim 
gibi sunan, giivenligin ancak savasarak saglanacagi yamlgisina 
kapilanlann telkinleri etkisizlestirilecek, daha cok kan ve gozya- 
si akmasi ve daha fazla maddi kayba neden olacak girisimler en- 
gellenecektir. 



^S^sS^sS^^S^SiSSSP 




-v,^^vx^r 



fwwvs%jl# 



> 



*m 



& 



r # 



# 



w« 






■4 ' 



Bu ittifakin saglanabilmesi icin BatililanJ 
tiim on yargilarmi bir yana birakarak, Islam dun-" 1 
yasmi daha yakindan taniyip anlamasi, Miislu- 
manlann da birlik olusturup Islam diinyasimn kal- 

■ kinmasina yonelik ortak politikalar gelistirmeyeB 
baslamalan gerekmektedir. Her iki tarafta diizenle- I 

tnecek kiiltiir ve egitim programlan ile karsihkli 
yanlis anlamalar giderilebilir. Radikalizm asil ola- 1 
rak cehaletten kaynaklanan bir sorundur. Bu egitim 
programlan ile Bati diinyasinm Islam'i dogru tarn- j 

', malan saglamrken, Islam diinyasinda yerlesik olan 
bazi batil inanclar ve hurafeler ortadan kaldinla- 
cak, bunun sonucunda karsihkli hosgorii ve anlayis 
esas olacaktir. Hosgorii, barisin ve giivenligin te- 
mel diismani olan kin, ofke ve nefreti ortadan kal- 1 
diracak, bans icinde birarada yasama kiilturiinun 
insa edilmesini saglayacaktir. Bu sayede, medeni- 

t yetler arasi bir catisma ongorenlerin iddialarmin 

• tarn tersine, medeniyetler arasi bans yasanacak, 
kiiltiirel paylasim ve etkilesimler toplumsal ilerle- 
meye araci olacaktir. Tarihte; Yunanlilarm Babilli- 
lerden, Fenikelilerin Misirhlardan, Araplarm Yu- ] 
nanhlardan, Perslerin Orta Asyalilardan, Bizansh- 

" larin Araplardan, Bati Avrupalilarm da Araplar \ 

. Bizanslilardan etkilenerek ilerledikleri gibi, giinii- 
miizde de medeniyetler arasinda hosgorii temelin- 


















U 



w 









*v y 






i 



kurulacak ili§kiler kiiltiirel zenginlik ve ilerle- 
me saglayacaktir. 

Bugiin, bu hosgorii kiiltiiriiniin gelismesinel 
Bati'da ihtiyac duyuldugu kadar Islam diinyasm-jb 
da da ihtiyac duyuldugu goriilmektedir. Zarr 
zaman bazi Miisliimanlar, Kuran ahlakina tama-fl 
men aykin olmasina ragmen, diger dinlerden ve J 
milletlerden insanlara kotii davranmayi ongoren 1 
bagnaz bir anlayisin etkisinde kalmaktadirlar. Oy- 
sa basta Peygamber Efendimiz'in donemi olmak ! 
iizere tarih boyunca Islam toplumlan, adalet ve 
hosgorunun merkezi olmuslardir. Gectigimiz 1400 | 
yilin tarihi, diger iilkelerde zuliim goren Hiristi- 
yan ve Yahudilerin, Miisliimanlarin korumasma ■j 
ve merhametine siginmalannm ornekleri ile dolu- 
dur. Bu gercekleri goz oniinde bulundurarak, ban- 
sa en cok ihtiyac duyulan bu donemde Miislii- 
manlarin, Kuran'da emredilen ahlaki ve Hz. Mu- '? 
hammed (sav)'in hayatini temel alarak turn diin-*pj 
yaya ornek bir model gelistirmeleri gerekmekte- 
dir. Bu model, Islam cografyasina istikrar ve de- 
mokrasi getirmek iddiasmda olan dis giiclerin, 
boyle bir iddiada bulunmalanna gerek biraktirma- - 
yacak, Islam diinyasini kendi oziindeki degerlerle I 
diizenleyip gelistirecektir. Bunun onciisii ise, ku-S 
rulacak Islam Birligi olacaktir. 



4fe«eiffi«_ 



&JttJtJ&E*ir ttPtt*.tt<- ■ "J 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 






Peygamberimiz (sav)'in Kitap Ehli'ne Tavri 
Turn Milsliimanlara Ornek Olmahdir 

Allah Kuran'da Yahudileri ve Hiristiyanlan Kitap Ehli ola- 
rak isimlendirmis ve Muslumanlarla, Kitap Ehli arasmdaki iliski- 
nin nasil olmasi gerektigini detaylan ile bildirmistir. islamiyet'in 
dogusundan itibaren Muslumanlarla, Kitap Ehli arasinda hosgo- 
rii ve anlayis on planda olmustur. Ehl-i Kitap, -her ne kadar ki- 
taplan ve bazi inamslan sonradan tahrif edilmis olsa da- temeli 
Allah'm vahyine dayanan bircok ahlaki degere, haram ve helal 
kavramlanna sahiptir. Kuran'da Muslumanlarla Ehl-i Kitap ara- 
sinda saygih ve medeni iliskiler kurulmasi tesvik edilir. Kitap Eh- 
li'nin yemegi Miisliimanlara, Muslumanlarm yemegi de onlara 
helaldir; Miisliiman erkekler Kitap Ehli'nden kadinlarla evlene- 
bilirler. (Maide Suresi, 5) Bu hukiimler, Miisliimanlar ile Hiristi- 
yan ve Yahudiler arasinda sicak komsuluk iliskileri ve akrabahk 
baglan tesis edilebilecegini, iki tarafin birbirlerinin yemek davet- 
lerine icabet edebilecegini gosterir. 

Miisliimanlar icin her konuda oldugu gibi bu konuda da en 
giizel ornek Peygamber Efendimiz'dir. Hz. Muhammed (sav), Ya- 
hudi ve Hiristiyanlara karsi her zaman son derece adil ve merha- 
metli davranmis, Ilahi dinlerin mensuplan ile Muslumanlar ara- 
sinda sevgi ve uzlasmaya dayah bir ortam olusturulmasini iste- 
mistir. Peygamberimiz (sav) doneminde ve sonrasmda, Hiristi- 
yan ve Yahudilerin kendi dinlerini diledikleri sekilde yasamala- 
nna izin verecek ve ozerk cemaatler olarak varhklarmi devam et- 
tirebilmelerini saglayacak anlasmalar yapilmis ve giivenceler ve- 
rilmistir. islamiyet'in ilk yillannda Mekkeli musriklerin eziyet ve 
baskilarma maruz kalan Miisliimanlann bir kismi, Peygamber 
Efendimiz'in oguduyle, Etiyopya'daki Hiristiyan Krai Necasi'ye 



\&^j*&^j&&^-u&??i&&!?g&\ 




gg^>^^^' 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



I 



sigmmislardir. Peygamberimiz (sav)'le birlikte Medine'ye goc 
eden miiminler ise, Medine'de yasayan Yahudilerle, sonradan 
gelecek turn nesillere ornek olacak bir birarada yasama modeli 
gelistirmislerdir. islam'm yayilis doneminde de, Arabistan'daki 
Yahudi ve Hiristiyan topluluklarma gosterilen tolerans, Muslii- 
manlann Kitap Ehli'ne karsi hosgoru ve adaletinin onemli birer 
ornegi olarak tarihe gecmi§tir. 

Mesela, Hz. Peygamber (sav), Hiristiyan olan Ibn Harris b. 
Ka'b ve dindaslarma yazdirdigi anlasma metninde: "§arkta ve 
Garpta yasayan tiim Hiristiyanlann dinleri, kiliseleri, canlari, lrz- 
lan ve mallan Allah'in, Peygamberin ve tiim miiminlerin hima- 
yesindedir. Hiristiyanhk dini iizere yasayanlardan hie kimse, Is- 
lam'i kabule zorlanmayacaktir. Hiristiyanlardan birisi herhangi 
bir cinayete veya haksizliga maruz kahrsa Musliimanlar ona yar- 
dim etmek zorundadirlar" maddelerini yazdirdiktan sonra: 
"... Kitap Ehli'yle en giizel olan bir tarzin disinda miicadele et- 
meyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim 
Ilahimiz da, sizin Ilahiniz da birdir ve biz O'na teslim olmu- 
suz." (Ankebut Suresi, 46) ayetini okumustur.29 

Resulullah (sav) 'in Kitap Ehli'nin diigiin yemeklerine katil- 
digina, hastalarim ziyaret ettigine ve onlara ikramda bulundugu- 
na dair rivayetler bulunmaktadir. Hatta Necran Hiristiyanlan, zi- 
yarete geldiklerinde Hz. Muhammed (sav) onlara abasini sermis 
ve oturmalarmi soylemistir. Peygamber Efendimiz'in, Misirh bir 
Hiristiyan olan Hz. Mariye (veya Meryem) ile yapmis oldugu ev- 
lilik de, bu anlayism orneklerinden biridir. Peygamberimiz 
(sav)'in vefatmm ardmdan da, Musliimanlarm Kitap Ehli'ne kar- 
si gosterdikleri giizel ahlakin temeli, Hz. Muhammed (sav)'in ha- 
yati boyunca bu topluluklara karsi gosterdigi hosgoriiye dayan- 
maktadir. 






Musliimanlar Kitap EhlVne 
Adalet ve Ho§goril He Davranmi§lardir 

Hiristiyanlik Filistin topraklarmda dogmus, ancak donemin 
baskici yonetimleri nedeniyle daha cok bugiinku Suriye ve Irak 
bolgesinde yayilmisti. Peygamberimiz (sav)'in, Islam'i teblig et- 
meye basladigi donemde Arap Yanmadasinin giineyinde de ce- 
sitli Yahudi ve Hiristiyan kabileleri bulunmaktaydi. Dolayisiyla 
islamiyet'in dogusundan itibaren Miisliimanlar, Yahudi ve Hiris- 
tiyanlar ile iletisim icinde oldular. 

islam'in yayilmasi ve giiclenmesi ile birlikte, bolgede yasa- 
yan Kitap Ehli, Miislumanlann idaresi altina girdi. Bu donemde 
de Kitap Ehli ile Musliimanlar arasinda anlayis ve hosgoriiye da- 
yah yapi devam etti. Peygamberimiz (sav) doneminde Hiristiyan 
ve Yahudi kabilelerle cesitli sozlesmeler yapilmis ve bu topluluk- 
lara kendi varliklarim ve haklarim garanti altina alacaklan cesit- 
li emannameler verilmisti. Hiristiyan kabilelerden Cerbahlar ve 
Erzuhlulara verilen emannameler, bunun orneklerindendir. Bu 
belgeler, Miislumanlann idaresine giren veya Islam'in hakimiye- 
tini taniyan Kitap Ehli'nin, hukuki, dini ve sosyal haklarim ga- 
ranti altina alan anlasmalardi. Uygulamada herhangi bir sorunla 
karsilasildiginda, bu belgelere basvurularak sorunlar coziime ka- 
vusturuluyordu. Ornegin, Dimeskli Hiristiyanlann bir sorun 
karsismda, kendilerine verilmis olan emannameyi donemin hali- 
fesi Hz. Omer'e sunarak, coziim talebinde bulunduklan tarih ki- 
taplannda yer alan bir bilgidir. 30 

Bu ornekte oldugu gibi, Hz. Muhammed (sav)'in vefatm- 
dan sonra onun yerine gelen halifeler de, Peygamberimiz 
(sav) gibi Allah'in adaletini uygulama konusunda hassas dav- 
ranmislardir. Fethedilen iilkelerde hem oranin yerli halki, 
hem de yeni gelenler bans ve giiven icerisinde yasamislardir. 



| 



■■M 



mmmm 



s^s 



»s<sas»gasKagstfas<sa6»g5isaE 




^^;M^^ 5 ->^V^^VI 






aago&aacKAEMH 



>l 



i 



Ilk halife Hz. Ebubekir'in Suriye seferine ciki- 
si sirasmda verdigi su talimat, Kuran ahlakinm 
giizel bir ornegini teskil etmektedir: 

Ey insanlar. kalpte nyacaginiz on kural ve- 

riyorum: Ihanet etmeyin ve hak yoldan 

ayrilmayin. Coeiign, kadini ve rash insan- 

lari katletmeyin. Hm m yakip yok et- 

siiieyin. 

Develerden, siiiiilerden ya da yiginlardan her- 

hangi birini katletmeyin. Ken 

Hayatini nine 

silasaeaksiniz, onlari miinzevi hallerine buakin. Cesit cesit 

yiyecekler snnan insanlarla iinz, yiyin, fakat 

Allali'in adini aninayi nmitmayin.^ 

islam'm hizli yayihsi, kisa siirede Hiristiyanlann yogun ola- 
rak yasadiklan ve Bizans Imparatorlugu'nun iki onemli eyaleti 
olan Suriye ile Misir'in ve Sasanilerin egemenligi altinda bulunan 
Irak'm Musliimanlann idaresine gecmesini sagladi. Bu donem, 
Kitap Ehli'nin Musliimanlann adaletine ve merhametine cok da- 
ha yakmdan sahitlik ettikleri bir donem oldu. Islam idaresine gi- 
ren hicbir bolgede, Kitap Ehli'ne dinlerini degistirmeleri, gele- 
neklerini bir yana birakmalan soylenmedi, bu konuda hicbir bas- 
ki uygulanmadi. Mevcut sosyal diizeni degistirecek, Hiristiyan- 
lan ve Yahudileri rahatsiz edecek hicbir haksiz miidahale ve uy- 




n^W^BMi 



f i.y.,s^,vV l Av..ViVi l ' 



tj^^.v^jj^>^j^'v^'WJ!>^>^s>^rv>f'-i 



gulamaya izin verilmedi. Oyle ki, Roma Katolik veya Bizans 

Ortodoks kiliseleri tarafmdan asirlardir baski altina alinmis 

farkli Hiristiyan mezhepleri, Musluman fetihlerini bir kurtulus 

olarak goruyor, Muslumanlarm yonetiminde olmayi tercih edi- 

yorlardi. Batih tarihci Philip K. Hitti'ye gore; 

bin yildir siiren Bati ege- 
buldu. Da- 
hasi, bu yeni fa 

eski yoneticiler tarafmdan isteiienden cok da/ia azdi ve fethe- 
dilen halklar rliik ve da- 

irdiirme imkaiiina kaviistular.32 
Hiristiyanlik tarihi uzmani Samuel H. Moffet'ye gore ise: 
Ilk halifeler zanianinda ve ic s- 

lar boyiuica bile, herhangi bir savasla yasaiimasi olagan du- 
ll en Bizans 
ve Pers topraklari iizerindeki Hiristh 
amele. di severdi. 33 

Islam idaresi altindaki Kitap Ehli'nin sosyal ve dini yasam- 
lari incelendiginde ortaya cikan tablo soyledir: 

Islam topraklarmda tarn anlamiyla bir inane ozgiirliigu ha- 
kim olmustur. Hie kimse dinini terk etmeye zorlanmadigi gibi, 
bu topluluklardan isyan edenlere, tekrar hakimiyet altina ahn- 
diklannda da, ayni hurriyetler taninmistir. Islam idaresi, patrik 
secimleri, din gorevlilerinin atanmasi gibi onemli konularda da- 

.r < 








mmmmm 



mmm 



^v*>*V.*>- -V^.y>a» tf. viv^ 






SLArt BtJUJCt'TTLCAti 



hi -birkac istisna harig- bir miidahalede bulunmamis, iistelik her- 
hangi bir miidahalede bulunmayacagmi ce§itli sozlesmelerle ga- 
ranti etmistir. Bu topluluklar kendi dillerini hem ozel yasamlarm- 
da hem de ibadet alanlarinda diledikleri gibi kullanmaya devam 
etmislerdir. Ornegin Bizans Kilisesi'nden kopan Nasturiler, onla- 
nn kullandigi Yunancayi terk ederek Siiryaniceyi kullanmak iste- 
diklerinde diledikleri secimi yapabilmislerdir. Hiristiyanlara ve 
Yahudilere ait turn okullarda istenildigi gibi din egitimi devam et- 
mistir. Bunun yam sira manastirlar basta olmak iizere -bu okullar 
dini liderlerin ve din adamlannm yetigtirildigi okullardir- ozel di- 
ni egitim veren kurumlar da ozerk yapilarmi korumuslardir. Ay- 
m sekilde, diger dinlere mensup olanlann ibadethaneleri Miislii- 
man idareler tarafmdan ozenle korunmustur. Fetihler sirasinda 
ibadethanelere dokunulmamishr. Havralar ve kiliselerin koruna- 
cagina dair pek cok garantiler, Peygamberimiz (sav) doneminden 
baslamak iizere, Kitap Ehli ile yapilan sozlesmelerde yer alan 
onemli hiikiimler olmustur. Ilk donemlerde yapilan anlasmalar- 
da, Miisliimanlann yolculuklan sirasmda giizergahlan iizerinde 
bulunan manastirlarda kalmalarina miisaade edilmesine dair 
maddeler bulunmaktadir. Bu da, Miisliimanlann Kitap Ehli ile 
iliskilerini karsihkh saygi zemini iizerinde gelistirmeye, onlarla 
diyalog halinde olmaya ozen gosterdiklerine bir isarettir. Ayrica 
yikilan kiliselerin onanlmasina, yeni havralarm ve manastirlarm 
insa edilmesine de her zaman miisaade edilmistir. Ornegin, Me- 
dain disinda bulunan ve Patrik Mar Amme tarafmdan daha once 
yakilmis olan St. Sergius Manastin, Hz. Osman doneminde yeni- 
den insa edilmistir. Misir valisi Ukbe'nin Nasturilerin yaptirdikla- 
ri bir manastira yardimda bulunmasi, Muaviye doneminde Urfa 
Kilisesi'nin tamir ettirilmesi, Iskenderiye'de Marcos Kilisesi'nin 
insa ettirilmesi gibi daha pek cok ornek sayilabilir. Guniimiizde 
Filistin, Suriye, Urdiin, Misir ve Irak topraklannda yer alan kilise 






ve sinagoglann hala varligmi koruyor olmasi, Miisliimanlarm di- 
ger Ilahi dinlere olan saygisinin bir gostergesidir. Bugiin Hiristi- 
yanlar tarafmdan onemli ziyaret alanlarmdan biri olarak kabul 
edilen Tur Dagi'ndaki Sina Manastin ve bu kilisenin hemen ya- 
nindaki cami, Miisliimanlarin hosgoriisiiniin bir diger ornegidir. 

Miisliimanlarin bu hosgoriisii, hie siiphesiz, Kuran ahlakina 
uymalarmdan kaynaklanmaktadir. Kuran'da, "manastirlardan, 
kiliselerden, havralardan ve icinde Allah'in cokca anildigi mescid- 
lerden" bahsedilmekte, bu mescidlerin korunmasma dikkat cekil- 
mektedir. Ayette su sekilde bildirilmektedir: 

... Eger Allah'in, insanlarin kimini kimiyle defetmesi (yenil- 

giye ugratmasi) olmasaydi, manastirlar, kiliseler, havralar ve 

icinde Allah'in isminin <:ok<:a anildigi mescidler, muhakkak 

yikihr giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardim edenlere kesin 

olarak yardim eder... (Hac Suresi, 40) 

Kitap Ehli, geleneklerinin ve inanclannm onemli bir parcasi 
olan bayramlanni da Miisliiman idaresinde istedikleri mabette, 
istedikleri sekilde kutlamis, hatta kimi zaman Miisliiman idare- 
ciler de bu kutlamalarda yer almislardir. III. Nasturi Patrigi'nin 
fetihlerin ardindan arkadasina yazdigi mektup, Miisliiman yone- 
ticilerin Kitap Ehli'ne karsi merhametini ve hosgoriisiinii bir Hi- 
ristiyanin agzindan anlatmasi bakimindan giizel bir ornektir: 

Araplar... bizlei 

■■■:>. kilise re muiias 

terdiler...^ 

Islam idarelerinin, Kitap Ehli'nin dini inanclanna gosterdi- 
gi saygi ve onlara tanidigi ozgiirliiklerin yam sira, bu kisilere 
uygulanan adalet de dikkat cekicidir. Miisliiman liderlerin ada- 
let anlayisi, Kitap Ehli'nin kendi kanunlarmm gecerli oldugu 
mahkemeleri bulunmasma ragmen, pek cok kisinin davasinin 
Islam mahkemelerinde goriilmesini istemesine neden olmustur. 



| 



■■m 



mmm 



£^2 



MdteW*WJA u «&i l *&& 



« 



15 WM &fBLJiljHECAr,R3 



Bir donem Islam mahkemelerine basvuran Hiristiyanlann sayi- 
sindaki artis, Nasturi Patrigi Timasavus'un Hiristiyanlan uyaran 
bir bildirge yayinlamasi ile neticelenmistir. 

Fetihlerle kazanilan topraklarda yasayan Kitap Ehli, esir statu- 
sunde degil, zimmi statiisiinde goruluyor ve boylece hukuki bir sta- 
tu kazanmis oluyorlardi. Zimmilik, cizye adi verilen belirli bir mik- 
tar vergiyi odeyen ve Musluman idaresini taniyan gayrimiislimlere 
taninan bir statu idi. Buna bagli olarak can ve mal giivenceleri sag- 
laniyor, din ve vicdan hiirriyetinden faydalaniyorlar, askerlikten 
muaf tutuluyorlar, aralanndaki anlasmazliklan kendi hukuklarrna 
gore cozme hakkini koruyorlar ve eger gerekli goriiliirse odedikleri 
cizye de kimi zaman iade ediliyordu. Tarihcilerin biiyiik kismi, zrm- 
milerin donemin sartlanna gore son derece hosgoriilii ve adil bir bi- 
gimde yonetildiklerini kabul etmektedir. Unlii tarihci Bernard Lewis 
bu durumu soyle ifade eder: 

... Onlann (zimmilerin) durumu, Bati I 

dusuneuleriu durumuuda Zimmiler, dinleri- 

nin icaplarim se> Her. iuauc- 

lari iciu as/a idani reya siirgiiii cezasuia carpi iriliiuvorlardi. 35 
Peygamber Efendimiz, "her kim zimmiye zulmeder veya 
ta§imaktan aciz oldugu yiikii yiiklerse, o kimsenin hasmiyim" 
diyerek zimmilere gosterilmesi gereken tavn miiminlere tarif et- 
misti. Bu ahlak dogrultusunda Miisliimanlar, kendi idareleri al- 
tindaki gayrimiislimlerin korunmasim onemli yukumliiluklerin- 
den biri olarak gormiislerdir. Bizans ordusu ile yapilan bir savas 
sirasmda, Islam ordulannin gerekli korumayi kendilerine sagla- 
yamayacaklan bir ortam olu§tugunda, Musliimanlann aldikla- 
n cizyeyi halka iade etmeleri Peygamberimiz (sav)'in Miislu- 
manlara ogrettigi giizel ahlakin onemli orneklerinden biridir.36 
Miisliimanlann, zimmi halka gosterdikleri sefkat ve alakanm bir 
diger giizel ornegi de, Hz. Omer'in yash bir zimmiye soyledigi, 
"genchginde senden cizye ahp da, ihtiyarhgmda seni terk etmek ol- 






m 






^Sg3>S!SS3gSf!SXSg3e3S$!SG^KSG>St 




<.yyVvyV..-^V^.vV>^i 






I 







sozleridir.37 Gayri- 
muslimlerden cizye vergi- 
si ahnip da Muslumanlar- 
dan ahnmayisi da bir hak 
sizlik olarak goriilmemelidir. 
Cunkii Miisliimanlara da as- 
kerlik yapma yukumlulugu 
irilirken, gayrimiislimler 
bundan muaf tutulmustur. 

Miisliimanlarla Yahudiler ve] 
Hiristiyanlar asirlar boyunca ay: 
sehirlerde, hatta ayni mahallelerde bi- 
rarada huzur ve guvenlik icinde yasa 
mislardir. Ehl-i Kitap mensuplan, Miis- 
liimanlann yonetiminde olan bolgeler- 
de, diledikleri gibi ticaretle ugrasip mal 
sahibi olmuslar, cesitli meslek gruplan- 
na dahil olabildikleri gibi devlet kade- 
melerinde, hatta Saray'da dahi gorev al- 
mislardir. Fikir ve dusunce ozgiirlugun- 
den en list diizeyde faydalanmis, ilim ve 
kiiltiir hayatmin bir parcasi haline 
mis ve gunumiize kadar gelen eserler 
birakmislardir. Sosyal haklanni kullan- 
malanna engel olabilecek hicbir baski 
ile karsilasmamislardir. Ayni donemler- 
de, Avrupa'da farkli dinlere ve mezhep- 
lere mensup kisilerin toplumdan tama- 
men dislandiklan, hatta olduruldukleri, 
farkli goriisler iceren kitaplann toplu 
olarak yakildigi dusiinuliirse, Islam ida- 



m 



254 ~ZJT. 




*& 



wv^%i'^'v%i'^'v^'^^wv'^^v , Arvw 






f resinin sagladigi ozgiir 
lliik ve rahathgin boyutu 
f daha iyi anlasilacaktir. 

Tiim bu uygulamalar, 
| Allah'in Kuran'da iman 
f edenlere emrettigi ahlakin 
1 bir geregidir. Kuran ahlakim 
f uygulayan Miisliimanlarm 
I idaresindeki topraklarda her za- 
I man giivenlik ve bans hakim ol- 
ustur. Halkm mutlulugunun v 
f refahmin esas almdigi bu yonetimler, 
! kendilerinden sonra gelen pek cok nesi- 
le ornek olacak bir sistem kurmu§lardir. 
Bugiin de Islam diinyasmin temel ihti- 
yaci Kuran ahlakina yonelmek ve Pey- 
gamber Efendimizin yolunu izlemektir. 
Biitiin bu tarihi gercekler onemli 
bir noktaya daha isaret etmektedir: Is- 
lam diinyasmin Kuran ahlakmi esas 
alarak yeniden yapilanmasi, sadece 
Miisliimanlar icin degil hem bu toprak- 
larda yasayan diger dinlere mensup 
topluluklar, hem de Islam diinyasmin 
disindaki medeniyetler, ornegin Bah 
diinyasi icin onemlidir. Kuran ahlakmi 
temel alan giiclii devletlerin varhgi, 
ti diinyasmin Islam cografyasina dair 
endiselerini tamamen ortadan kaldira- 
cak, diinya bansmm temel dayanakla- 
rindan biri olacaktir. 




^ 



III JL^U 1 9*- * 



| ffisgey5*e*5ygasa£*afe 



SLAtt tHKl.JulHL CaGKJ 






: ^J. i ' \ 



Ttfnu, AH&h a f melekleiu 
gl$ptap}arma ve elffJeri/ie/ 

arasmda Jiifbirinj 
digenndeii^ ayirdetmeyiz. \ 
$$fkttk ve itafet ettik, Kabbimji 
\!}fagi§hman lUdileriz). Van* 
\]ftcak Sana'dii" dediler, * 
f (Bakara Surest 285) 





*QGa£3l&ie3e3fiSKSGG^*!5&3SiiSGllG^ \ 



&ra?^e»eK2i3)ei£aafae«v*3«£X*u^ 



■^fifi 



^iiphesiz, Kitap Ehti'nden, Allah's; 
&rze indirilene ve kendilerine 
fidirilene -AUaha derin saygi 
^Terenfer olarak- inananlar vardir 
|Oji/ar Allah m ayetlerine kar^ihk 
Marak az hit degeri,satin almazlar. 
PJ I$te bun-la rin Rableri Katmda 
ea fieri vardir... 
(Al-i hriraii Suresi, 199) 





i & 




w> 



If': 



% 




mf H m 

- "'' ' "- ■ 

Islam BirligVnin 
Ortadogu^ya Sunacagi Qoziim 

Islam Birligi'nin Ortadogu'daki Arap-Israil catigmasina da 

getirecegi cok onemli bir coziim bulunmaktadir. Islam iilkele- 

, rinin ortak bir strateji izlemesi, Israil'e, Ortadogu'da on yil- 

lardir izledigi "beka icin parcalama" stratejisinin veya bir 

Islam iilkesini digerine kargi denge unsuru olarak kul- 

lanmaya cah§ma gibi taktiklerin bir sonuc vermeye- 

cegini gosterecektir. Bu da Israil'i Ortadogu'da 

' gercek bir bans, yapmaya yoneltecektir. Israil 

V bu durumda 1967 Sava§i'nda i§gal ettigi turn 

* bolgelerden cekilmeye ve Arap komgulan ile 

bang icinde ya§amaya ikna olabilir. Bu, Arap- 

lar icin oldugu kadar Israilli Yahudiler icin de 

en dogru coziimdiir. 

Ortadogu'ya ban§ gelmesi icin, hem 
Araplar arasindaki radikal unsurlann tedavi 
edilmesi hem de israil'in saldirgan, i§galci ve 
emperyal politikalarmdan vazgecmesi gerek- 
mektedir. Islam Ulkeleri Birligi her ikisini de 
saglayabilir. Tarihte island yonetimler bo- 
yunca, Ortadogu'da Yahudilerin Musliiman- 
larla birlikte ban§ icinde ya§adiklan unutul- 
mamahdir. Ornegin Osmanh Imparatorlugu 
doneminde, Kudus 'te veya Filistin'in diger 
kentlerinde cok sayida Yahudi ya§ami§ ve 
hicbir dugmanhkla kar§ila§mami§lardir. So- 
run, Israil'in bu kutsal topraklara tek bagrna 
. egemen olmayi hedeflemesiyle basdamigtir 
ve bu hedef Ortadogu'ya halen kan ve olum 
getirmeye devam etmektedir. 



hit's 




$ 




3£5E- : 




i 



Ku§kusuz Hz. Yakup'un soyundan gelen Yahudilerin, atalan ; 
olan Israil peygamberlerinin topraklannda ya§amaya, bu toprak- / : , 
lardaki turn kutsal mabedlerinde diledikleri gibi, ozgiirce ibadet jf' 
etmeye haklari vardir. Ancak bu topraklann tumiinde siyasi ege- » r , r 
menlik kurmaya kalkmak, bunun icin bu topraklarda binlerce / 
yildir ya§ayan insanlara kar§i §iddet kullanmak, onlan yurt- /, • 
lanndan etmek, dahasi bir de bu iggali korumak icin turn ■* 

Ortadogu'yu istikrarsizla§tirmaya cah§mak cok yan 
ligtir. Islam Birligi'nin Israil'e sunacagi coziim; 

1) Israil'in (Dogu Kudus dahil) turn i§gal 
ettigi topraklardan cekilmesi ve Israil ile tiim ' 
Arap iilkeleri arasinda bans, yapilmasi, 

2) Filistin topraklannin, Filistin yoneti- I 
minde kalacak olan kisminda (ornegin Dogu 
Kudiis'te, el-Halil'de ve diger Bati §eria kent- 
lerinde), Yahudilerin ibadet yerlerinin ozenle 
korunmasi ve Yahudilerin (ve elbette Hiristi- 
yanlann da) buraya serbest ula§im hakkimn 
olmasi, 

3) Islam Birligi'nin, Israil vatanda§lanna 
yonelik her tiirlii terorist harekete ve saldin- 
ya engel olmasi, 

4) Islam Birligi'nin gerek Ortadogu'da 
gerekse diinya genelinde anti-semitizme kar- 
§i miicadele etmesi, Yahudi cemaatlerinin hu- 
zur ve giivenligini savunmasi gibi temel esas- 
lara dayanabilir. Boylesine kapsamh bir bang 
plani uygulandiginda, bir yiizyildir huzur 
gormeyen Ortadogu'ya ban§ ve istikrar gele- 
cek, on yillardir silahlara ve savaslara harca- 
nan paralar insanlann mutlulugu, refahi, sag- 
hgi, egitimi icin harcanacaktir. 








. '■- T 1 




T»B^^*^**t 



■^fe^asMaJKSfe-^aKjB 




W 9 







Ortadogii'ya bin 
mesi iein, hem Araplar 
arasinddki iadikal un- •" 
surlann tedavi ediliyesi 
hem de txrail'in .sulrlir- -. 
grin, isgulci re ein/rervrrJ . 

mcsi gerekmekledir. Is- 
lam Clkeleri Birli&i her 




TZ&J320V3KiBtii 




if 

Miisliiman iilkeler arasinda saglanacak siyasi ve eko- 
nomik is birliginin Islam diinyasmda saglayacagi istikrar, 
Bati'nin Miisliimanlarla dengeli bir iliski kurmasma araci 
olacaktir. Islam Birligi'nin olusturulmasiyla, oncelikle 
kendi ic sorunlannda uzlasma saglayan Miisliiman iilke- 
ler, dis diinya ile iliskilerinde de dengeli ve istikrarli bir si- 
yaset izleyeceklerdir. 

Gerek Miisliiman iilkeler arasmdaki sorunlar, gerek- 
se Miisliimanlarla Miisliiman olmayan iilkeler arasmdaki 
gerilimler, Islam Birligi'nin varhgi sayesinde banscil bir 
ortamda, en adil sekilde ortadan kaldinlacaktir. 

Cati§ma Ortaminin Amerikan Toplumu 
Uzerindeki Olumsuz Etkisi 

Islam ve Bati diinyalan arasinda olusturulmak iste- 
nen yapay gerilimin ve koriiklenen "medeniyetler catis- 
masi" senaryosunun hem Islam diinyasina hem de Bati 
toplumlarina biiyiik zarari vardir. Kitleler bu nedenle da- 
imi bir korku ve tedirginlik icine girmektedir. Bu durum 
ozellikle 11 Eyliil saldinlanndan sonra Amerika'da dikkat 
cekici bir hal almistir. Amerikan halkinin onemli bir kismi, 
medyanin bir boliimii tarafindan giindemde tutulan "her 
an yeni bir saldinya ugrayabiliriz" telkini nedeniyle psi- 
kolojik sorunlar yasamaktadir. Dr. William E. Schelenger 
tarafindan ve journal of the American Medical Association 



I 
I 

i 

H 

u 






ng 






i \ 






»7 



Mf 



m 



*&\ 






ae*3«s*3fa£2^£3£ 



(SUM BlBUCt'HfcCAGB 



S 



(Amerikan Tip Birligi Dergisi)'nde yayinlanan arastirmada yer 
alan rakamlar bu acidan dikkat gekicidir. 11 Eyliil saldinlarmm 
Amerikan kamuoyu iizerinde olusturdugu etkiyi tespit edebil- 
mek icin yapilan deneye, Washington D.C. ve New York'tan 2.273 
kisi katilmis ve bu kisiler iizerinde yapilan inceleme sunu ortaya 
koymustur: Travma Sonrasi Stres Diizensizligi (PTSD) olarak ad- 
landinlan psikolojik rahatsizhk, saldinlar oncesinde iilke capin- 
da %4.3 oranmda iken, saldinlardan sonra bu oran yalnizca New 
York'ta %11.2'ye yiikselmistir. Washington D.C. icin de benzer ra- 
kamlar gecerlidir. Ustelik arastirmacilar, televizyonda yer alan 
haberlerin icerigine gore bu oranlarda artis olabildigini tespit et- 
mislerdir.38 Bu rakamlar, gerilimin ve catismanin insan ruhunda 
yaptigi tahribatin yalnizca kiiciik bir ornegidir. Gerilimi tirman- 
dirmanm ve halki daha da endiseye sevketmenin ne kadar tehli- 
keli oldugu acikga goriilmektedir. 

Amerikan yonetiminin, soz konusu endiseleri ortadan kal- 
dirmak ve iilkesini potansiyel saldinlara karsi korumak icin ge- 
rekli tedbirleri almasi elbette onemlidir. Ancak bu yapihrken iz- 
lenen yontem halki daha da gerilime diisurmemeli, kamuoyun- 




i lj vy L* w <wFZJ 264 






da siirekli tehlike varmis gibi bir izlenim olusturulmamahdir. Iz- 
lenen politika sukunet telkin etmeli, yalmzca banscil yollar izlen- 
melidir. 

Amerikan halkimn ve yonetiminin endiselerinin tamamen 
ortadan kaldinlmasmm en onemli yolu ise, Islam Birligi'nin ku- 
rulmasi olacaktir. Islam Birligi, bu korkulan ve tedirginlikleri or- 
tadan kaldiracaktir. Bu birligin olusturulmasiyla, sozde Islam 
adina birtakim hatali hiikumler vererek, terorizmi mesrulastir- 
maya calisan kisi ve orgutlerin cahsmalanna engel olunacaktir. 
Bunlarin ortaya koyduklan -ve tiim dunya Musliimanlanni zan 
altinda birakan- hatali dini yorumlarm gecersiz oldugu ortaya 
konacak, Miisluman kitlelerin bu konuda bir kafa kansikhgina 
siiriiklenmesi engellenecektir. Bu sayede, Miisliimanlar hakkm- 
da hicbir gerceklik payi olmayan telkinlerde bulunan cevrelerin 
propagandalan da dogal olarak gecerliligini yitirecek, bu yonde- 
ki tiim cahsmalar etkisiz hale getirilecektir. Hosgorii ve bans ta- 
raftari olanlarm, diyalogu ve is birligi icin uygun zemin hazirla- 
nacak, bans yanhsi politikalar agirhk kazanacaktir. 

BatVnin Kendi Iqinde Boliinmesi Tehlikesi 

11 Eyliil sonrasmda ABD'nin izledigi siyaset, ozellikle de 
Irak Savasi, Bati diinyasinin kendi icinde de bir tartisma ve bo- 
liinme nedeni olmustur. ABD icinde savas karsitlan ile savas ta- 
raftarlan arasmda son derece ciddi bir kutuplasma yasanmis, ta- 
raflar birbirlerini "vatan hainligi" veya "barbarhk'la suclamistir. 
Savasa giden siirec ve savas boyunca yasananlar BM ve AB gibi 
onemli uluslararasi kurumlar icinde de ciddi fikir aynhklarma 
neden olmus, kimi yorumcular tarafmdan Bati birliginin yikilma- 
ya yiiz tuttugu ileri surulmiistiir. Diinyanm pek cok iilkesinde 



:. 



mmmm 



^SSSSff-Ux^x^ 



f^V^%l^V^^V^^^^^^g^ 



> 







Saras. Hall diinyasi 

icinde ciddi bolihiinelcre 

neden olmus, savas kar- 

sitlari dev yiiriiyiisler 

diiz en I em is lerdir. 



milyonlarca 
insanin katilimiyla 
duzenlenen yuriiyusler ve yapilan goste- 
rilerde bu savasa karsi hakli tepkiler dile getirilmistir. 

Oysa bu siirecin daha en basindan engellenmesi mumkun 
olabilirdi. Guclii bir Islam Birligi'nin olmasi, Amerikan ve Ingiliz 
yonetimleri basta olmak uzere Bati dunyasmin, kitle imha silahla- 
nnin yok edilmesi, terore destek verilmemesi gibi mesru taleple- 
rinin en hizli sekilde yerine getirilmesini saglayacak bir unsur ola- 
cakti. Islam Birligi'nin uygulayacagi yaptinmlarla kisa siirede ne- 
tice almacak, biiyiik can ve mal kaybina neden olan bu savas bel- 
ki de hie yasanmadan, istenilen neticeye ulasilabilecekti. 



ia.V:V>TV.V>^^^^VV.^^^g 






A§iri Savunma Giderleri 

Diinya iilkelerinin biitceleri incelendiginde pek cok iilkede 
en biiyiik paym, savunma giderlerine ve askeri yatinmlara ayril- 
digi goriilecektir. 20. yiizyil boyunca kiiciik ve biiyiik yaklasik 
250 savas yasanmis ve bu savaslarda yaklasik 110 milyon kisi ha- 
yatmi kaybetmistir. 20. yiizyilin hemen basinda baslayan I. Diin- 
ya Savasi'na 20 iilke katilmis, 10 milyona yakin insan olmiis, sa- 
vas sadece cephede degil sivil yerlesim merkezlerinde de biiyiik 
tahribata neden olmustur. Tarihin en biiyiik savasi olan II. Diin- 
ya Savasi'na ise 110 milyon asker katilmis, bunlann 27 milyonu 
cephede olmiis, sivil niifustan ise 25 milyon insan hayatmi kay- 
betmistir. Savas, Atlantik'ten Pasifik Okyanusu'na kadar genis 
bir alanda onlarca iilkeyi tahrip etmistir. Ornegin Almanya'da 1.5 
milyon ev yikilmis, 7.5 milyon insan evsiz kalmistir; Rusya'da ise 
6 milyon ev yikilmis, 1700 kadar sehir ve kasaba ile 70 bin koy 
yakilip yikilmistir.39 Yalniz 1990-2000 yillan arasmda ise, diinya- 
nin 44 farkli bolgesinde 56 silahh catisma ve savas yasanmistir. 

Kisacasi geride biraktigimiz yiizyil cok kanliydi. Ne yazik 
ki, bu kayiplar insanligi bansa yonelten bir unsur olmaktan cok, 
askeri yatinmlann daha da artinlmasma, savunma biitcelerinin 
cok biiyiik boyutlara varmasina neden oldu. 

20. yiizyilin onemli savaslannin maddi maliyetleri de olduk- 
qa yiikliiydii: I. Diinya Savasi 2.850 milyar dolar, II. Diinya Sava- 
si 4.000 milyar dolar, Kore Savasi 340 milyar dolar, Siiveys Sava- 
si 13 milyar dolar, Vietnam Savasi 720 milyar dolar, Israil-Arap 
Savaslan 21 milyar dolar, Afganistan Savasi (1979-89) 116 milyar 
dolar, Iran-Irak Savasi 150 milyar dolara mal oldu. ..40 

Bu yiizyil boyunca silahlanmaya ayrilan biitce de gun gec- 
tikce biiyiidii. 2002 yilinda yayinlanan raporlar, diinya iilkeleri- 
nin askeri biitcesinin yaklasik 1 trilyon dolar oldugunu goster- 



£ 



mm 



mmmm 



~^-5T* 



>w^^&^*!^&i^^3r^ 






% 



UM BlBUCt'NfcCM:] 



mektedir. Buna karsilik, 1.2 milyar insan halen gunluk 1 dolann 
altmda gelire sahiptir. 113 milyon cocugun okula gitme, egitim 
alma imkani yoktur. Her yil diinyada yaklasik 11 milyon cocuk 
kotti kosullar ve fakirlik nedeniyle hayatim kaybetmektedir. Ay- 
m kosullar nedeniyle, 48 cocuktan biri olii dogmaktadir.41 

Amerika Birlesik Devletleri, yaklasik 400 milyar dolarlik as- 
keri biitcesi ile silahlanma listesinin basinda yer almaktadir. (Te- 
rorle miicadele kapsammda bu butcenin 45 milyar dolar daha ar- 
tinlmasi Kongre'den talep edilmistir.) ABD'nin askeri biitcesi, G7 
iilkelerinin toplam askeri giderlerinden daha fazladir.42 ABD'yi 
60 milyar dolar ile Rusya, Rusya'yi da 42 milyar dolar ile (^in ta- 
kip etmektedir.43 Bunlara ek olarak, ABD'nin 40'dan fazla iilke- 
de askeri iissii, BM'in 190 iiyesinden 132'sinde ise az veya cok 
miktarda askeri varligi bulunmaktadir. Tiim bunlarm yam sira 
yabanci iilkelere yapilan askeri yardimlar da Batih iilkelerin, 
ozellikle de ABD'nin biitcesinde onemli bir yer tutmaktadir. 

Diinyanm tek super gucti olan Amerika'nin ekonomisinin 

mklariii 
cgilimiiic re yuksi iedani bir 

gelisine olacaktir. 






mmtmm 



*^t3t&Sm£ 



t&^&WJ*w*r*tte&»lt 



bu kadar biiyiik askeri biitceyi kolayhkla karsiladigi dusiiniilebi- 
lir, ancak rakamlar bunun tarn tersini gostermekte, bu askeri gi- 
derlerin Amerikan ekonomisini oldukca olumsuz bir sekil- 
de etkiledigini gozler oniine sermektedir. 400 milyar do- 
lar gibi biiyiik bir tutari savunma giderlerine ayiran 
Amerika'da, 12 milyonu cocuk olmak iizere, 31 milyon 
insan achk sinirmda yasamaktadir. Amerikan 
JUKaniifusunun %3'niin achk cektigi tespit edilmis- 
I tir. Achkla yiizyiize olan bu insanlarm onem- 
li bir kismi, devletten yardim alamamakta- 
dir. Ihtiyac icinde olan bu insanlara 
1 yapilan yardim oraninda 1994 'den 
itibaren 1/3 oraninda bir 
r azalma olmustur.44 

Bu rakamlar, diinyada 
[tiilkeler ve medeniyetler 
fe arasi barisin egemen kilin- 
I masi ve boylece savunma 
| giderlerinin azaltilmasmm 



W? 1 - 






^.^-w^v.^^^y^-.^ 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



I 



ne derece aciliyetli oldugunu bir kez daha gostermektedir. Islam 
Birligi, Islam diinyasiyla ilgili turn catisma ve gerilimleri ortadan 
kaldirarak kiiresel bir bans ve huzur ortami saglayacak, sadece 
Miisliiman iilkelerde degil diinyanm diger pek cok iilkesinde de 
savunma giderlerinin azaltilmasini saglayacaktir. Boylece silah 
teknolojisine yapilan yatinm, silahlann gelistirilmesine harcanan 
para, rahatlikla egitim, tip, bilim, kultur gibi alanlara kaydinla- 
bilir. Askeri butceden yapilacak kisitlamalar ile aclik, fakirlik, 
ekolojik bozulma, salgin hastaliklar gibi diinyanm gelecegini teh- 
dit eden sorunlarla miicadeleye daha cok kaynak ayirma imkani 
olacaktir. Guvenlik endisesinin biiyiik olciide ortadan kalkma- 
siyla, toplumlann refah seviyesini yiikseltecek, yasam kalitesini 
artiracak uygulamalar hayata gecirilecektir. Kultur ve egitim pro- 
jelerine aynlan biitce daha da artinlabilecek, ruhen saghkh, fizi- 
ken giiclii, sevgi ve merhamet anlayisi gelismis, hosgoriilii nesil- 
ler yetisecektir. 

Bu bans ortami, guniimiizde ozellikle, Islam diinyasi ile ya- 
kmdan ilgili olan iic sorunlu bolgede, yani Kafkasya, Balkanlar 
ve Ortadogu'da ivedilikle gereklidir. Guniimiizde bu bolgelerin 
hepsinde askeri varhgi bulunan Amerika, Arap-Israil sorunu ne- 
deniyle de her yil Israil'e biiyiik bir fon aktarmaktadir. Giiclii Is- 
rail lobisinin ABD'nin ozellikle dis politikasi iizerindeki tek taraf- 
h etkisi, Kongre'den her yil bu iilkeye yapilan yardimlann mikta- 
nnda da rol oynamaktadir. Ekonomist Thomas Stauffer, yaptigi 
arastirmayla, israil'in ABD biitcesinde 1973 yilmdan itibaren top- 
lam 1.6 trilyon dolar gidere neden oldugunu ortaya koymustur. 
Bugiiniin niifus oranina boliindiigiinde bu, kisi basina 5.700 do- 
lar anlamina gelmektedir.45 Elbette, ABD miittefiklerine yardim- 
da bulunabilir. Israil'e oldugu gibi diger iilkelere de cesitli yar- 
dimlarda bulunulmaktadir, ancak Israil'e yapilan yardima goste- 



^^^wv^^v£V^j^ 







Amerikaii lamak ve Isr 
in til; gayesi 
maktadii 

durumdur. Ancak O, is. bu tars masraf- 

larin en az neriyei I ere bu biitcenin 
egitim, sii: 
ayrilniasi iiiiimkiiii olacaktir. Amerikaii basiiiuida yer alan 'Israil'in 

ABD'ye Maliye <e de. Amerika'nin Isra- 

il'e yaptigi mat aliiimaktadir. 



'mm 



2J. 









LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



rilen temel gerekcelerin ortadan kaldinlmasi, Amerikan ekonomi- 
si icin olumlu bir gelisme olacagi gibi, Israil vatandaslarimn gele- 
cegi acismdan da onemlidir. Siyonist ideolojinin en onemli propa- 
gandalanndan biri, Israil devletinin komsulan tarafindan siirekli 
tehdit edildigi ve bu nedenle korunmaya ihtiyac duydugudur. Is- 
rail'in komsu Arap iilkeleri ile savaslar ve catismalar yasadigi, ha- 
len bazi gerginliklerin devam ettigi dogrudur. Ancak bu durum, 
tek tarafli olarak olusmamistir. Siyonizmin etkisiyle, Israil devleti 
saldirgan ve siddeti koriikleyen bir politika izlemistir. 

Mevcut durumun degismesi ve her iki halkin da giivenlik 
bulacagi bir bans ortammin tesis edilmesi ise hie de zor degildir. 
Islam Birligi'nin kurulmasi, bolgeye bansi getirecek onemli bir 
adim olacaktir. Bu birligin olusturulmasiyla, hem Ortadogu'da 
hem de turn Islam cografyasinda yasayan Hiristiyanlarm ve Ya- 
hudilerin haklan en iyi sekilde korunacak, bu korumanin sagla- 
nabilmesi icin Bati diinyasinin ayn stratejiler gelistirmesine, ozel 
biitceler ayirmasina gerek kalmayacaktir. 



Enerji Kaynaklarinin 
Guvence Altina Alinmasi 

20. yiizyilin ilk yansinda komiirden saglanan enerji cok 
onemliydi, ikinci yanya ise petrol enerjisi damgasini vurdu. Ilk 
yarida, sanayide komiirden saglanan buhar giicii kullamhrken, 
II. Diinya Savasi sonrasmda, motor teknolojisi ve petrol kullani- 
mi artmistir. 20. yiizyilin sonuna dogru ise dogal gaz yeni bir giic 
kaynagi olarak ortaya cikti ve diinya ekonomisi iizerinde belirle- 
yici bir rol oynamaya basladi. 

Bugiin bu iki kaynaga, petrole ve dogal gaza sahip iilkelerin, 
iiretim miktarlan, siyasi kosullan, teknik imkanlan diinya ekono- 






misi acisindan kritiktir. 1973 yilinda yasanan petrol soku, petro- 
liin diinya ekonomisi iizerindeki etkisini gosteren bir ornektir. 
Petrol fiyatinin bir anda asm artmasi, ekonomide kargasa ve geri- 
lemeye neden olmus, bu durum tiim diinya iilkelerini etkilemis- 
tir. Benzer soklar, 1973'den sonra da birkac kez yasanmistir. 

Bu nedenlerle Bati'mn Islam diinyasi ile iliskisinde, Miislii- 
man iilkelerin petrol, dogal gaz gibi enerji kaynaklan ya da de- 
gerli elementler ve madenler acisindan oldukca biiyiik rezervle- 
re sahip olmalan onemli bir rol oynamaktadir. Bu iilkelerin jeo- 
stratejik konumlan da bir diger onemli husustur. Bati diinyasi, 
bu kaynaklar iizerinde soz sahibi olabilmek ve bu cografyada et- 
kin bir konuma gelerek giiciinii pekistirmek icin farkli stratejiler 
gelistirmekte, ancak kimi zaman emperyalist zihniyetin kalmtisi- 
ni tasiyan bu stratejiler Miisliiman topraklardaki huzuru ve dii- 
zeni bozmaktadir. Istikrarm bozulmasi, dogal olarak Bati diinya- 
sinin menfaatlerini de olumsuz yonde etkilemektedir. 

Giiniimiizde, ABD giinde yaklasik 20 milyon varil petrol tii- 
ketmektedir. 1950'lerde diinya petrol iiretiminin %52'sini karsila- 
yan ABD, bugiin giinliik tiiketiminin %53'iinii dis iilkelerden ithal 
etmektedir. Arastirmacilar, ABD'nin petrol rezervlerinin 20 yil icin- 
de tiikenecegini ongormektedirler. ABD tarafmdan ithal edilen 
petroliin %24'ii ise Ortadogu kaynaklidir, dolayisiyla Korfez bol- 
gesi ABD'nin gelecegi icin onem tasimaktadir. Aym sekilde, Kaf- 
kasya'da bulunan rezervler de hem ABD hem de diinya ekonomi- 
si icin onemlidir. Avrupa iilkelerinin, bu topraklardan ihrac edilen 
petrol ve dogal gaza bagimlihgi ise daha biiyiiktiir. Bu bolgelerin, 
Bati diinyasimn enerji giivenligi icin tasidigi onem, bolge iilkeleri 
ile Bati arasinda is birligini gerektirmektedir. Bu is birliklerinin ku- 
rulabilmesi ve yiiriitiilebilmesi icin, bolge iilkelerinin kiiltiirel ve 
ekonomik olarak kalkinmasimn mutlaka desteklenmesi gereklidir. 



ft: 




X3&X&3G&*S&£K5G£*S& 



>^^V^^V6VVJftVVVWJ»'fe>'jrfja>^ 



* 



w 




;xwyv.v>^.vx^^..s.. 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 






Zengin kaynaklann bulundugu bolgelerde istikrar ve bansin ha- 
kim olmasi, demokratik sistemin en diizgiin sekilde islemesi bu 
kaynaklardan en iyi sekilde yararlanilmasini saglayacaktir. Bu 
bolgelerde kargasa olmasi, duzenin bozulmasi hem kaynaklann 
cikanlmasini ve uretimini engelleyecek hem de bu kaynaklann 
diger iilkelere ulasimmda pek cok zorlukla karsilasilmasma ne- 
den olacakhr. Giivenlik gerekcesiyle, soz konusu hammadde 
kaynaklarma ulasmanin belli donemlerde ne kadar zorlastigi bi- 
linen bir durumdur. Ya da, cok daha ekonomik ve kisa guzergah- 
lan kullanma imkani varken, yine ayni nedenle daha masrafh ve 
uzun yollardan nakliyenin gerceklestiriliyor olmasi da halledil- 
mesi gereken bir sorundur. Turn bu sorunlar, Islam Birligi'nin 
bolgeye getirecegi giivenlik ile cozume kavusacaktir. 

Islam Birligi, bu kaynaklann en verimli sekilde kullanilma- 
smda ve kaynaklann degerlendirilmesinde Islam iilkelerinin ol- 
dugu kadar diger toplumlann da hicbir zarar gormeyecegi bir 
modelin gelistirilmesine katkida bulunacaktir. Her konuda oldu- 
gu gibi ekonomik olarak da ittifak halinde hareket edecek olan 
Miisluman iilkeler, kaynaklann kullanimi konusunda da ortak 
bir politika belirleyeceklerdir. Adalete dayah bu politikanm, fark- 
h yonetimler tarafmdan ihlal edilmesi miimkiin olmayacaktir. Bu 
da, basta petrol iiretimi ve fiyatlan olmak iizere diinya ekonomik 
dengeleri acisindan son derece onemli olan hususlarda, istikrarh 
ve dengeli bir siyaset izlenmesini saglayacaktir. 



Bati'ya Dil§en Gorevler 

Her iilke dis politikasim belirlerken, oncelikli olarak kendi 
menfaatlerinin zarar gormeyecegi, halkina ve iilkesinin gelecegi- 
ne fayda saglayacagma inandigi bir siyaset izler. Ancak temel ah- 
laki kosul, bir iilkenin kendi menfaatleri icin diger halklan 






menfaatini engellememesi, onlara zarar vermemesidir. ABD'nin 
ve Bati diinyasinm Miisliiman iilkelerle olan iliskisinde de bu 
durum gecerlidir. Ancak kimi zaman bazi Batili iilkeler, Islam 
diinyasini ilgilendiren politikalar gelistirirken yalmzca kendi 
menfaatlerini diisiinmekte, Miisliiman halklarm en temel ihti- 
yaclarmi dahi goz ardi edebilmektedirler. Bu da, bazi Miisliiman 
iilkelerde belli cevrelerde bir Bati karsithgina neden olmakta, iki 
medeniyet arasinda karsihkh bir tedirginlik ve endise basgoster- 
mektedir. Oysa her iki tarafm endiselerini ve korkularmi tama- 
men ortadan kaldirmak miimkiindiir. 

Bunun icin Batili hiikiimetlerin, ozellikle de Amerikan yone- 
timinin, bazi "medeniyetler catismasi" heveslisi giic merkezlerine 
karsi dikkatli olmasi, bunlann telkinlerinin etkisinde kalmamasi 
gerekmektedir. Bu giic merkezlerini soyle siralayabiliriz: 

1) Diinyaya Sosyal Darwinizm Goziiyle Bakan 
Sertlik Yanhlarinin Yanilgilan 

Bu, Bati diinyasi icinde halen zaman zaman etkisini gosteren 
ve Batili toplumlar disindaki halklan "ilkel" olarak degerlendiren 
zihniyettir. Bu bakis acisi, 19. yiizyilda ve 20. yiizyilm basinda 
Bati iilkelerine hakim olan ve sozde bilimsel destegini evrim te- 
orisinden alan, emperyalist zihniyetin kalmtisidir. Bilindigi gibi 
Darwin, bu bilim disi teorisi ile insanlarm maymunlar ile ortak 
atadan geldigini one siirmekteydi. Bu iddiayi ortaya atarken de, 
insan irklari arasinda biiyiik bir esitsizlik oldugunu, bazilarmm 
cok ileri diizeyde evrimlestigini, bazilarmm ise hala "yari may- 
mun" durumunda oldugunu iddia etti. Modern bilim tarafindan 
tamamen ciiriitiilmiis olan bu teori, ortaya atildigi donemde pek 
cok cevre tarafindan kabul gordii. Batili emperyalistler de diger 
milletleri somiirgelestirirken ve hatta kolelestirirken kendilerini 



PJ 



mm 



mmmrn 



g£^^ 



>w^^&^*!^&i^^3r^ 



UM BlBUCt'NfcCM:] 



hakli gostermek icin, Darwin'in bu sozde bilimsel iddialanni kul- 
landilar. Batih "beyaz irkin" ustun oldugunu one siiriip, sozde 
"yasam miicadelesi icindeki" diger irklarin asagi olduklarmi soy- 
leyerek, bu halklan somurmelerini mesrulastirmaya cahstilar. S6- 
miirgecilik faaliyetleri biitiin hiziyla devam ederken, bu halklara 
"medeniyet" goturduklerini one siirdiiler. Bunun ne kadar buyuk 
bir yanilgi oldugu bir sure sonra aciga cikti. Bilimin ilerlemesiy- 
le Darwin'in teorisinin hicbir bilimsel deger tasimadigi ve biiyiik 
bir aldatmacadan ibaret oldugu ortaya cikarken, emperyalistle- 
rin de gittikleri topraklara medeniyetten cok zuliim goturdukle- 
ri goruldu. Ne var ki, emperyalist zihniyetin ve Darwinist man- 
tigm etkileri gunumuze kadar smirli da olsa devam etti. 



Buzi milletleri bir tiir 

gar en Bat ill emperya- 
listler, bu »v*i 
Darwinizm'den destek 
buluyorlardi. 

zin'iii sapkin 

i giire Arusl- 

ralya'imi yerli halki 

Aborjinlerin de dahil 

bazi halklar, 

luniiz gelisimiiii la- 

nianilayamamis insan 

bu yiiz- 

den beyaz irktan 

asagiydilar. 



mmmm^m-^^amgm 




&*:V&V.V&^™^W*MWS*J. 



r ■■ < a-ifc J^Jf r r* ami fit* fr A^J 1 ^ ^ ^T *i i i 



Gunumiizde de Bati diinyasi icinde, bu garpik mantiklann 
etkisi altinda kalan kimi gevreler, Bati'nin diger iilkelerle ili§kile- 
rini belirlerken kendilerinin ve medeniyetlerinin iistiin oldugu id- 
diasi ile yola cikmaktadirlar. Bu, gerilime neden olacak, mevcut 
sorunlan (jozumsuzliige itecek 90k buyiik bir yamlgidir. Hem Ba- 
ti medeniyeti hem de Islam medeniyeti cok koklii medeniyetler- 
dir. Hatta, kitabm basinda vurguladigimiz gibi, Bati medeniyeti 
Islam medeniyetinden derinden etkilenmistir. Kiiltiirler ve mede- 
niyetler arasindaki farkliliklar, birer iistiinluk konusu veya catis- 
ma malzemesi yapilmamah, tarn tersine farkli medeniyetler bir- 
birlerinin tamamlayicisi ve destekleyicisi olarak goriilmelidirler. 

Ore yandan, savaslan ve uluslararasi gerginlikleri "iyi bir si- 
lah pazan" olarak goren, sirf ekonomik kazanclar ugruna insan- 
lari oliime siiriiklemek isteyen bazi "askeri-endiistriyel komp- 
leks" temsilcilerinin telkinlerine karsi da son derece temkinli dav- 
ranilmahdir. 



2) Militan Bir Hiristiyanlik Savunan Cevrelerin Yanilgilan 

Hiristiyanlik bir sevgi ve bans dinidir. Incil'de Hiristiyanlara 
dusmanlarmi bile sevmeleri, tiim insanlara iyilik yapmalari emre- 
dilir. Guniimiizde diinyadaki pek cok Hiristiyan da bu ogiitlere 
uymakta, banscil bir ahlak sergilemektedirler. ABD'deki kiliseler 
ve Hiristiyan kanaat onderlerinin cogu da yine bu cizgidedir. An- 
cak ote yandan Ortacag'daki Hack zihniyetini koruyarak Islam'a 
karsi son derece saldirgan ve haksiz yorumlar yapan bazi Hiristi- 
yan liderler de vardir. Bunlar bir yandan soz konusu hatah yo- 
rumlanyla Miisliimanlan taciz ederken, bir yandan da Eski Ahit'e 
birtakim anlamlar yiikleyerek yakm gelecekte Musliimanlar ile 



mmmm 



^SSSS^U^^km 



**I 



i 
EH 






SLArt BtJUJCt'TTLCAti 



Bati diinyasi arasinda bir savas yasanacagrni, daha da kotiisu, ya- 
sanmasi gerektigini savunmaktadirlar. Israil'in radikalleriyle de 
paralel bir "stratejik vizyon" tasiyan bu Hiristiyanlann yanilgilan- 
nin, sagduyulu Hiristiyanlar tarafindan kendilerine gosterilmesi 
gerekmektedir. Haclilann 1000 yil once yaptiklan hatayi, bugiin 
bazi Hiristiyanlar tekrarlamaya heveslenmemelidirler. 

3) Radikal Siyonistlerin Yanilgilan: 

Islam'a karsi bir tur "Hack Seferi" diizenlenmesini hedefle- 
yenlerin basinda ise, Israilli radikal politikacilar ve onlar gibi du- 
siinen ABD'deki Israil lobisi gelmektedir. Bunlar, Israil'in Ortado- 
gu'daki varhgini korumasi icin, isgal ettigi topraklardan cekile- 
rek Arap-Islam diinyasi ile bansmasi yerine, sert ve tavizsiz po- 
litikasini siirdiirmesi gerektigini dusunmektedirler. 1920'lerde fa- 
sizan Siyonist lider Jabotinsky'nin ortaya attigi "Demirden Du- 
var" (Iron Wall) stratejisi geregince, Israil'i modern bir Sparta'ya* 
donusturmek, ABD'yi de bu savas devletinin en buyiik hamisi 
yapmak niyetindedirler. 

Bu radikal Siyonist goruse karsi da Amerikan yonetimi dik- 
katli olmalidir. Ote yandan, Israil'in gercek Yahudi inancinin ge- 
rektirdigi gibi "bans savunucusu" olmasi gerektigini savunan, 
Araplar ile Yahudiler arasinda bans isteyen dindar veya liberal 
Yahudiler de, soz konusu radikal Siyonist egilime karsi tavir alma- 
li, diinyayi catismaya siiriiklemek isteyenlere engel olmalidrrlar. 

Bunlar, bir "medeniyetler catismasi"ni onlemek icin Bati'nin 
engel olmasi gereken egilimlerdir. Islam diinyasindaki en temel 



* Turn fa§ist si- an ornek alman Sparta devleti, MO 8. yiizyil dolaylarmda 

Lykurgos isiinl' 

la bir sava§ ve §iddet devletiydi. 



1MB 



mmmmm 



-^^is^-^vv^v-^-^ 



^V^Vi%l^'V^!^Va»VA^?S5 



f$un k 




tiim irklardaii Uarm ("gov 



Haham Meir Kaha- 
ne'riin kurdugu. Isra- 
il'de "Kacli", Ameri- 
ka'da ise "Jeirisli De- 
fence League" adi al- 
<"ycl gii.sleren 
radikal brgiitun Filis- 
tin'de Muslumanlara 
yonelik cesitli eylemle- 
ri olmustur. Kaha- 
ne'iiin dii 
arasmda; Yahudilerin 
") bir tfir hayvan statusu 
"etuik temizlige" tabi tu- 
d.i. 1994 yilinda Hz. Ibrahim Cami- 
si'nde sabah namazi kilan Miisliimaiilarin laraiimasi bu fanatik grubun ey- 
lemlerinden biridir. Bu huiiharca saldirida 67 Miisluiiiari liayaluu kaybetmis, 
300'ii de yaralanmislir. 



meselelerden biri ise, bastan beri belirttigimiz gibi, daginikhktir. 
Miisluman ulkeleri temsil eden merkezi bir otoritenin eksikligi, 
Bati diinyasinm Miisliimanlarla kurduklan iliskiyi dogru bir ze- 
mine oturtmasim zorlastirmaktadir. Kimi zaman istisnai uygula- 
malar tiim Muslumanlara mal edildigi, kimi zaman da tiim Is- 
lam diinyasmi ilgilendiren konular miinferit olaylar olarak de- 
gerlendirildigi icin yanhs stratejiler gelistirilmekte, hem Islam 
diinyasinda rahatsizlik uyandiran hem de Bati diinyasmda kan- 
sikhga neden olan durumlar yasanmaktadir. Boyle durumlarda, 
Miisliimanlarm ortak kanaatini ve talebini ifade eden, Miislii- 
manlann haklanni koruyup, Bati diinyasma yol gosteren bir ku- 
rumun olmamasi onemli sikmtilara neden olmaktadir. Bu da Is- 
lam Birligi'nin kurulmasinin onemini bir kez daha bizlere goster- 
mektedir. 



^KK^y^^sr^w^M 



5 



^i#j I 




/^P^i jf2K v# i? 






I 

s 

I 

s 



I 





Bu kitap, 2003 yilinin yaz aylarmda yazildi. Eger bun- 
dan 20, 30, 40 veya 50 yil oncesinde olsaydik, o zaman bir 
"Islam Birligi"nden soz etmek cok daha zor olurdu. (^unkii 
ne diinyanin ne de Islam diinyasinm durumu, boyle bir 
birligin olusmasi icin gerekli sartlan tasimryordu. Aksine, 
boyle bir birligin kurulmasina engel olabilecek pek cok 
sart vardi. Ancak diinya, 1980'lerden itibaren bir dizi degi- 
sim gecirdi ve bunlar bir Islam Birligi'nden soz etmeyi ve 
bunun kurulmasi icin cahsmayi miimkiin kildi. 

Islam Birligi'nin yolunu acan bu biiyiik degisimleri si- 
rasiyla inceleyelim. 

Muslilmanlarin Ozgiirle§mesi 

Yeryiiziindeki son Islam Birligi, biiyiik, sank Osmanli 
Imparatorlugu'ydu. Onun yikilmasmdan itibaren, Islam 
diinyasi irili ufakli devletlere boliindii, bu devletlerin cogu 
uzun sure Batili devletlerin somiirgesi oldular. 1920'lerden 
itibaren tiim Ortadogu, Kuzey Afrika, Hint Yanmadasi ve 
Pasifik Musliimanlan, Ingiltere ve Fransa basta olmak iize- 
re, Avrupah somiirgeci devletlerin egemenligi altina girdi- 
ler. Orta Asya ve Kafkasya'daki Miisliimanlar, cok daha 
kati bir idarenin, Sovyet Rus diktasinin altmdaydilar. Bal- 
kan Musliimanlan, Sirplar ve Hirvatlar gibi gayrimiislim 
halklarm yonetimi altina girdiler, II. Diinya Savasi'ndan 
sonra ise bu yonetimler bir de komiinist bir ideoloji benim- 
seyerek Islam karsiti bir yapiya biiriindiiler. 



I 



IG&4 






msasstnssess3e3eessis& 



«* 


I 

I 


Mf 




P> 


I 


3 


E 
1 


tf* 


I 


t*fc 


■ 


m 


E 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 






Kisacasi 20. yiizyilin onemli bir boliimiinde diinya Muslu- 
manlarmin biiyiik bir boliimii somiirgeydi. 1950'lerde ve 60'larda 
somiirgeciligin bitmesiyle Muslumanlar da ozgiirlesmeye basla- 
dilar. Ingiltere once Hint Yanmadasini ardindan da Ortadogu'yu 
terk etti. Hint Yarimadasinda Pakistan ve sonradan Banglades 
adini alacak Dogu Pakistan kuruldu. Ortadogu'daki Misir, Urdiin, 
Irak gibi Miisliiman devletler bagimsizliklanni kazandilar. Kuzey 
Afrika, uzun ve aci bir siirecten sonra Fransiz emperyalizminden 
kurtuldu. Afrika'daki diger Miisliiman iilkeler de, 1960'li yillarda 
birbiri ardina bagimsizliklanni kazandilar. Dogu'da Malezya ve 
Endonezya ayni yilda, 1965'te bagimsizliklanni ilan ettiler. 

1980'lerin sonunda Komiinist Blok'un ve 1991'de SSCB'nin 
cokmesiyle, bu yonetimlerin idaresi altindaki Muslumanlar da 
ozgiirliik kazandilar. Orta Asya'daki Miisliiman Tiirki devletler 
1.5 yiizyili askm bir siiredir devam eden Rus egemenliginden 
kurtularak bagimsiz birer cumhuriyet oldular. Komiinizmin cok- 
mesi, Balkan Miisliimanlanna da ozgiirliik getirdi. Bosna-Her- 
sek, Sirp egemenligindeki Yugoslavya'dan kurtuldu ve Avru- 
pa'nin ortasmda bir Miisliiman devlet olarak sahneye cikti. Arna- 
vutluk, eli kanh, koyu ateist diktator Enver Hoca'nin kurdugu 
zalim komiinist rejimden kurtuldu. 

Bugiin cesitli iilkelerdeki azinliklar ve Filistin, Kesmir gibi 
isgal altindaki bir kac Miisliiman iilke haric, diinya Miisliimanla- 
n kendi siyasi egemenliklerine sahiptirler. Bu biiyiik siyasi degi- 
sim, 20. yiizyil boyunca miimkiin olmayan bir "Islam Birli- 
gi"nden soz etmeyi, 21. yiizyilda miimkiin kilmaktadir. 



- vw.'^v:^''^%i'^''^v'^'j^^''>'i^» i .v^ n 




ft 



f$\~ \f> U M B IB L ti 1 HE C AG B 3 

1 ft&asxsa 



v 



>/r« siya- 
setinde '/«// l/o- 

Iczya'ya iiimaii fil- 

950' li ve 
■ baguiisizhgi- 
na kavustu. 1990'larda ise komunizmin 
yikilmasiyla. MSxIiimaii I op I miliar daha ozgiir v 
-iistular. 



>■. 







3&XaE£*aBKXt2KX?9&G„ 



iS2£ 



■&&5*i-V , 2gg 



Ji^<&£> 




&3£5 



t fTf * *«> * %■* * * » »* ■■ ^ .^T^" ' .fJ U fc" 1 .y^^^T 



SLAM SrHL3CJ!TEi ^AtiMl 



Din Z)i£i Ideolojilerin Etkisinin Azalmasi 

Islam ulkeleri iistte belirttigimiz gibi 1950'lerden itibaren ba- 
gimsizhklarmi kazanmaya basladilar, ama bagimsizlik her za- 
man "bilinc" anlamina gelmiyordu. Aksine, bagimsizhklarmi ka- 
zanan Islam iilkelerinin bazilarmda, Islam ahlakinin oziindeki 
degerlerle ters diisen ideolojik akimlar giic kazandi. 

1950'lerde ve 60'larda Arap diinyasim derinden etkileyen 

"Arap Sosyalizmi" bunun bir ornegiydi. Islam ahlakinda hicbir 

sekilde yeri olmayan koyu bir Arap milliyetciligine ve yine Is- 

lam'da yeri olmayan radikal Marksist soylem ve metodlara daya- 

nan Arap milliyetciligi, bir anda giic kazandi, ancak hizla gerile- 

di. Arap diinyasina ise sadece zaman kaybi ve gerilim getirdi. 

t Bunun disinda Miisliiman iilkeler farkli kutuplara dagilmis- 

lardir. O donemde diinya ABD ve SSCB'nin basini cektigi iki kut- 

ba ayrilmisti ve Miisliiman iilkeler, ortak hareket etmek bir ya- 

na, bu iki kutba neredeyse esit olarak dagilmis durumdaydi- 

lar. Arap iilkelerinin cogu Sovyetler Birligi'ne yakin du- 

ruyordu. Miisliiman Misir, Miisliiman Pakistan'la sa- 



'ft.-' 







I ^.J-> J- J d fc ^^ rf J rf t fill < It > 1 >1 *l H ^A At ■ J 1 



vas halindeki Hindistan'la ortak hareket ederek "Baglantisizlar" 
hareketine onciiliik etmekte sakinca gormiiyordu. 

Islam diinyasimn, siyasi, stratejik ve kulturel anlamda ger- 
cekten "Islam Diinyasi" olarak teshis edilmesi ve ortaya cikmasi, 
ancak Soguk Savas'in bitiminden sonra miimkiin oldu. Soguk Sa- 
vas varken, "islam dunyasi"ndan soz etmek pek miimkiin degil- 
di. Soguk Savas'in ardindan ise, "islam diinyasi", onemli bir rol 
kazandi. 

Soguk Savas devrinin kalmtilannin islam diinyasindan te- 
mizlenmesi siireci ise hala devam ediyor. Bununla birlikte yasa- 
nan gelismeler, Ortadogu'da daha hosgoriilii ve demokratik bir 
iklimin olusacagini miijdeliyor ve bu da islam ahlakmm anlasil- 
masi, anlatilmasi ve yasanmasi icin kuskusuz cok daha elverisli 
bir ortam hazirliyor. Ore yandan Miisliimanlar arasindaki gele- 
neksel bazi aynmlarm da, Ortadogu'da son yasanan siyasi ge- 
lismelerle, yumusamasi dikkat cekici. ABD'nin Irak isgali si- 
rasinda Irak'taki Siinnilerin ve Siilerin, tarihte ilk kez aym 
camilerde namaz kilmalan ve ortak hutbeler vermele- 
ri gibi... 



[j- > gsgi 5 1 1 gg v 







-<•*▼• 






LAW BlftUGtTfliCACifi 






Uluslararasi ili§kilerde Medeniyet 
Kavraminin Oiiem Kazanmasi 

Soguk Savas'in bitmesi, Miisliimanlan iki ayri siyasi kampa 
ayiran zorunlu bolunmeyi ortadan kaldirdi. Bununla birlikte, si- 
yasi ideolojiler yerine medeniyetlerin on plana cikmasmi sagladi. 
Samuel Huntington'in belirttigi gibi, artik insanlar "kimin tara- 
fmdasmiz" sorusuyla degil, "kimsiniz" sorusuyla tanimlanir hale 
geldi. Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Uzakdogu'dan Kuzey Afri- 
ka'ya kadar, kendilerini daha once "sosyalist", "Yugoslav", "Sov- 
yet", "anti-komunist" veya "uluscu" olarak tanimlayan pek cok 
insanin bu ozellikleri degil, hangi medeniyeti temsil ettikleri 
onemli hale geldi. 

Samuel Huntington'in bu gercegi ifade eden "medeniyetler 
catismasi" tezi, bu yonuyle onemli bir tezdir. Huntington, 21 . yiiz- 
yilda diinyanin ulus-devletler veya siyasi bloklardan cok, mede- 
niyetler tarafindan sekillendirilecegini, baskin kimligin medeni- 
yet kimligi olacagini belirtirken dogru bir teshiste bulunmustur. 
Soz konusu medeniyetin din temelli olacagi teshisi de dogrudur. 
Huntington'in yanilgisi, medeniyetler arasindaki iliskiyi catisma 
temelli olarak gormesidir. Oysa, bu kitapta da inceledigimiz gibi, 
medeniyetler arasindaki iliskinin catisma degil dostluk ve is birli- 
gi temelli olmasi miimkundur; bunun icin Huntington'i ve onun 
gibi diisunenleri yanhs yonlendiren catismaci, Sosyal Darwinist 
diinya goriisunden vazgecilmesi gerekmektedir. 

Diinyanin medeniyetler temelinde tammlanmasinm tek ne- 
deninin Soguk Savas'in bitimi olmadigina da dikkat etmek gere- 
kir. Bir diger onemli neden, turn diinyada ateizmin cokusu ve din 
ahlakimn yukselisidir. Bu, son iki yiizyildir tiim diinyada kiiltiirel 
bir hegemonya kurmus olan materyalist felsefenin yeni bilimsel 
ve toplumsal gelismelerle cokmeye baslamasiyla yakindan ilgili- 



r ■■ < a-ifc J^Jf r r * It t i i > * ^ A^^^* i -h * fr Ti * i i i 



dir. Ozellikle bilimsel gelismeler, materyalizmin dayanaklanni 
yikmakta ve boylece insanlann Allah'm varhgimn kanitlanni da- 
ha acik bi^imde gorebilmelerini saglamaktadrr. Allah'a inancm gi- 
derek giiclendigi, insanlann yeniden din ahlakma yoneldigi bir 
cagda, kuskusuz Islam'a olan iman da yiikselmektedir. 

Islam' in Dil nya Gundemin in 
En Onemli Konusu Haline Gelmesi 

Turn diinyada din ahlakinin yiikselmesi kadar dikkat gekici 
bir olgu daha vardir: Turn dinler i^inde en cok yiikselen din Is- 
lam 'dir. Bugiin Islam diinyanin en hizh biiyiiyen dinidir ve bu 
gercek herkes tarafindan kabul edilmektedir. Dahasi, Islam diin- 
ya giindeminin en onemli konusu durumundadir. 

Bundan 30-40 yil once ise durum cok daha farkliydi. Diinya, 
Soguk Savas'in dar ideolojik kahplan icinde diisiiniiyordu. Da- 
hasi, materyalist diinya goriislerinin etkisiyle din ahlakinin in- 
sanlann ve toplumlann hayatinda belirleyici olmayacagi yanilgi- 
si hakimdi. Oysa 1980'lerin basindan itibaren Islam bir anda diin- 
ya giindeminin zirvesine cikti ve Islam ahlakinin insanlari ve 
toplumlan harekete gecirebilecek biiyiik bir giic, oldugu Batihlar 
tarafindan da fark edildi. 

1990'larda Bati diinyasmin Islam'a olan ilgisi daha da artti. 
Medyada Islam hakkinda yapilan haberlerin sayisindaki artis, 
bunun gostergelerinden biriydi. Islam'a yonelik en biiyiik ilgi ise 
-gercekte Islam ahlakma tamamen aykin olan- 11 Eyliil saldinla- 
nndan sonra basladi. Batihlar, en basta da Amerikahlar, Islam ah- 
lakini yakmdan tanimak, Miisliimanlan anlamak icin biiyiik bir 
gaba icine girdiler. Bugiin Bati medyasinin ve Batih akademik ca- 
hsmalann gok kayda deger bir boliimii Islamiyet'le ilgilidir. Bun- 
lann bir kismi on yargih yorumlar icerseler de, sonucta diinyanm 



| 



mmmm 



^SSSS^^x^Ww, 






t;Yeni fofak C 



BD'den Islam atagi! 

Eyliil, Amerikalilan : ; Jpfpi 

islam'a yoneltti l^Ts.| 




1 



duyduklan liayranligi re ilgiyi 
ilc clmcktedirler. 

dikkatini Islam'a cekmekte ve daha cok insanm Islam ahlakina 
yonelmesine araci olmaktadirlar. (Konuyla ilgili detayli bilgi icin 
bkz. Islam' in Yiikseli§i, Harun Yahya) 

Muslumanlar Arasindaki 
Global Iletisim ve Dayani§manin Artmasi 

Islam Birligi'nin yolunu acan cok onemli bir diger gelisme 
ise, 1980'lerden itibaren giderek yiikselen, 1990'larda -basta inter- 
net olmak uzere- iletisim teknolojisinin gelismesiyle biiyiik bir 
ivme kazanan globalizasyon siirecidir. Bazi Miisliimanlar, Bati 



& 



mmm 



mmmmm 



-^^js^-a^v^v^^ 



r ■■ < a-ifc J^Jf r r* ami fit* fr A^J 1 ^ ^ ^T *i i i 



kultiiriiniin tasiyicisi olarak gordiikleri globalizasyonu olumsuz 
bir bicimde degerlendirmektedir. Oysa gercekte turn diinyanm 
birbiri ile yogurt bir kiiltiirel alisveris icine girmesi ve diinyanm 
turn kiiltiirlerinin ortak bir dille iletisim kurmasmi saglayan glo- 
balizasyon, diinya Miisliimanlannin bilgiye olan ulasimlarim ko- 
laylastirarak birbirleri ile olan temas ve is birliklerini daha once 
goriilmemis bicimde buyiitmiistiir. Boylece, Miisliiman halklarm 
bilinclenmesinde cok biiyiik bir vesile olmustur. 

Sadece interneti ele almak bile, Miislumanlar arasindaki ile- 
tisimin ne kadar gelistigini gostermektedir. Internet teknolojisi, 
hem turn insanlar icin hem de Miislumanlar icin onemli bir nimet 
olmustur. Internet sayesinde yapilan ortak cahsmalarin sayisi 
artmis, bununla birlikte bilgiye ulasma imkanlan da cok genisle- 
mistir. Boylece Islam diinyasi da dahil olmak iizere diinyanm 
dort bir yanmda okuyan, diisiinen, fikirler iireten ve coziimler 
gelistiren nesiller yetismektedir. Malezyah bir sosyal bilimci olan 
ve cahsmalanni Almanya'daki Freie Universitat of Berlin'de siir- 
diiren Farish A. Noor, globallesmenin Islam diinyasindaki etkile- 
rini ele alan bir cahsmasinda su tespitlerde bulunur: 

Gelisen iletisim teknol lyonun ser- 

li ilimleriii dog- 
rndaii bziine nl> rdiirler: tshuni diisiincenin temel 

kitnplfiri re anlatiiii/nri artik uzak kiitiiphanelerdeki az sayi- 
daki kilaj 

Bunun sonuclarindan bin... tslami yonden bilincli re egitimli 
yeni kitlelerin tslami metinlere ve bilgiye iilasim 

ayni zamanda. Miisliiman kadinlarin ve (akademik sifati ol- 
mayan) normal inn Islam hakkmda daha fazla 

ogrenmelerini. fi . levin i re t ornm yapmalarini sag- 

lamaktadu: Bu, global island aglarin kurulmasi sayesinde, 
Miisliiman diin sanmaktadirA6 



mmmm 



^SSSS^Ux^Ww, 



V 






LAW BtfllJCfTfLCAGfl 



Noor'un ifadesiyle artik "zamanin ve mekanin sinir olustur- 
madigi bir Islam diinyasi" vardir.47 

Sadece internet degil, medya da diinya Muslumanlarmi bir- 
lestirmektedir. Herhangi bir Islam iilkesindeki bir konu, bir anda 
tiim Islam iilkelerinde izlenmekte, oralarda da yanki uyandir- 
makta, oralardaki Miisliimanlann da meselesi olmaktadir. Tiim 
bu imkanlar, Miisliiman diinyasmm cok daha aydinlik bir gele- 
cege kavusabilecegini gostermektedir. 



I 



Batililarin Osmanh Arayislari 

Kitabin basindan bu yana vurguladigimiz gibi, kurulmasi 
icin cagrida bulundugumuz Islam Birligi, hem Miislumanlar 
hem de gayrimiislimler icin pek cok yarar saglayacak, adil, de- 
mokratik ve cagdas bir yapilanma olacaktir. Islam Birligi'nin ku- 
rulmasi durumunda, basta Bati olmak iizere diger medeniyetler, 
dostane ve banscil iliskiler kurabilecekleri, istikrarh ve giivenilir 
bir otorite ile muhatap olacaklardir. Sozde Miisliimanlar adina 
ortaya cikan bazi radikal akimlann engellenmesi ve tedavi edil- 
mesi isi, Islam Birligi'nin isi olacak; Bati'mn bu konudaki endise- 
leri tamamen ortadan kalkacaktir. 

Islam Birligi'nin yaklasmakta oldugunu gosteren onemli ala- 
metlerden biri de, bu soziinii ettigimiz "Islam Birligi ihtiyaci"nm, 
Batihlar tarafmdan da fark edilmeye baslanmis olmasidir. Ozel- 
likle eski Osmanh cografyasi iizerinde bir asirdir devam eden 
otorite boslugu teshis edilmekte ve coziimiin de ancak Osmanh 
modelinin bir sekilde yeniden hayata dondiiriilmesiyle miimkun 
olacagi fikri yanki bulmaktadir. 

Bu konuda Bati medyasinda yer alan yorumlardan biri, 9 
Mart 2003 tarihli New York Times gazetesinde yayinlanan David 



r ■■ < a-ifc J^Jf r r * It t i i > * ^ A^^^* i -h * fr Ti * i i i 



Fromkin imzali "A World Still Haunted by Ottoman Ghosts" (Ha- 
la Osmanli Hayaletleri lie Dolu Bir Dunya) baslikh makaledir. 
Makalesine "Bir hayalet ABD'yi rahat birakmiyor, bu Osmanli 
Imparatorlugu'nun hayaleti" diye baslayan Fromkin, sunlari ya- 
ziyordu: 

Hiigiin, Hush yoiielimindeki (/aha ihtirasli isimler, sadece 
Irak' i isgal etmeyi hedeflemiyor, biimi Arap <. 

rmekte bir temel olarak kullaiimak da istiyor. 
Da/ia once Batili iilkeler , ! bir kez daha Os- 

manli lopraklaruu yenideii sekillendirme isine koyulmii 
Bu iilkeler, Birin • , > ■ 

Ortadogu'iiuii haritasini yeniden cizdiler. Irak, olusturulan 
yapay d hirisiydi. 

Birinci Diinya Sarasi'niii arduidaii. tngiltere ve Fransa, Os- 
manli hi, in yenerek Arap topraklariiiui kontrolii- 
nii ele gecirdi. Ve biinunla birlikte oiiemli bir seyi ele gecirdi: Bu 
■•■?;.;■. ■■;■■■■■. '. ■■.,;;/■ '■: 
Avrupalilar re on/arm A met; 

tane ve istikrarli rejimler kurmayi unidii. 1920'lerin baslarin- 
da sinirlari yen pre ve Fransa, bir 

li re siyasi rehberlik saglamaya da calis- 
ti. Ancak si stem lahammiil edemedi. Ak 
kantili ve hiizursuz oldu. 
Geriye bakildn in Biish'iin bazi bo 

i gdriiliiyor. 4 " 
Ingiliz gazeteci Timothy Garton Ash ise The Guardian gaze- 
tesinde yayinlanan 27 Mart 2003 tarihli makalesinde benzer bir 
analiz yapti. Kosova'daki Arnavutlarm ve Kuzey Irak'taki Kurt- 



| 



mmmm 



^SSSS^Ux^Ww, 






SLAM BtMjJCt'TfLCAtifi 



lerin sorunlanni ele alan Ash, "her iki durumda da, hala, bir yiiz- 
yil sonra bile, Osmanh Imparatorlugu'nun mirasi ile karsi karsi- 
yayiz" diyor ve yazisini soyle noktahyordu: 

Yiizleselim: (Irak'taki) bu kanh savas bittiginde. 1918 yilina 
niiizin Balkan- 

lar'dan ft oguyla ve 

tarn da aym b • . . Ye hala bunlara ve- 

rebilecek bir cevabimiz yok. Bazen, Osmanh Imparatorlu- 

gu'nu yeniden kurmamiz «<•; 

Batihlann bile "Osmanh Imparatorlugu'nun yeniden kurul- 
masi gerektigT'ni dusundukleri bir devirde, Miisliimanlarm bu 
ise dort elle sanlmalan gerektigi asikardir. 

Hicri 14. asrm basindan itibaren yasanan gelismeler, Muslii- 
manlann tarihin onemli bir doniim noktasmda olduklarmi goster- 
mektedir. Hepimize dusen gorev, bu sorum- 
luluga layik olmaktrr. 



i m tr r- 



e Gaze^ eSl ' 



,.12.2002 



ThcGuaidfan Osmanli gitti, sorun bajladi 

1 IhLU OdTTUIIK} ' -I'- "*■*' » Jk "' ••* M l $ p m M i *■ Ml ifrt — 

I ■f ^» : n»iii ii _ui jw <^ T^tTt^itoi mi iy lJIZ- - .'-^ji ■■■„„ i-h.di 

I l u i * I 'tn li him .^.nhM^^i Fj> t n i , m, .m m m jwn jl 



" ■ " "; ' ' J , ■ »,., i |h'|^ 






f>H: 0r '" , " , *" c "— •. 



4 -U.2002 






fOs 



ina^ff' 



|&1#3 



bit^I 



SP 



tss 



ft K a ^^-u-==:^r= 



w 



3e££ 



iss£-_ 



u3L^ 




^zzmsMz&Mz 




t 

t 

B 
§ 



1 



i- § 



DUNYAYI BEKLEYEN 
AYDINLIK GELECEK 




Kitap boyunca Islam diinyasinm icinde bulundugu 
konumu, Islam Birligi'nin tesis edilmesine duyulan acil ih- 
tiyaci ve Islam Birligi'nin olusturulmasinin Musliimanlara 
ve diger toplumlara kazandiracagi faydalan inceledik. Bir 
onceki boliimde de uzerinde durdugumuz gibi, yasanan 
gelismeler Islam diinyasmi 90k biiyiik ve onemli degisim- 
lerin bekledigini acikca gostermektedir. Peygamber Efen- 
dimiz (sav)'in bazi hadislerinde yer alan bilgiler ve Kuran 
ayetleri de, oniimiizdeki donemin, Allah'm izniyle, diinya 
Miisliimanlan icin cok aydmlik olacagini miijdelemekte- 
dir. Islam Birligi'nin kurulmasi da, bu miijdeli donemin 
baslangicini hizlandiracak, yalnizca Miisliimanlann degil 
tiim toplumlann bolluk ve refah icinde yasayacaklan yep- 
yeni bir donemin baslangici olacaktir. 

§u anda icinde bulunulan durum, ilk bakista pek cok 
olumsuzluk iceriyor gibi goriinebilir. Oysa olumsuzluk gibi 
goriinen bu gelismelerin her biri aslinda kutlu bir donemin 
habercisidir. Savaslar, yokluklar, kitliklar, diinyanin farkli 
koselerinde Miislumanlann ezilip zuliim gormesi gibi olay- 
lar, biiyiik cogunlugu Peygamberimiz (sav) tarafmdan 1400 
yil oncesinden haber verilen ahir zaman alametleridir. Bu 
alametlerin gerceklesiyor olmasi, yine Peygamber Efendi- 
miz (sav) 'in miijdeledigi Islam ahlakmin diinyaya hakimi- 
yetinin de yakinlastigina isaret etmektedir. (En dogrusunu 



t^S£ 



\ 



m. 

mi 



m 





Allah bilir.) Dolayisiyla icin- ^v 
de bulunulan durum Musliimanlarin ye- 
'se ve iimitsizlige diismelerine degil, tarn tersine ^ 
sevk ve heyecanlannin artmasina araci olmalidir. Ay- 
nca iman edenler, Allah'in rahmetinden asla iimit 
kesmemeleri gerektiginin de bilinciyle hareket etme- 
lidirler. Allah, ayetinde soyle buyurmustur: 

... ve Allah'in rahmetinden umut kesmeyin. 
(Jiinkii kafirler toplulugundan ba§kasi Allah'in 
rahmetinden umut kesmez. (Yusuf Suresi, 87) 
Nitekim buyuk Islam alimi Bediiizzaman Said 
Nursi de, unlii Sam hutbesinde Islam diinyasmm 
icinde bulundugu kosullan gozler onune sermis, 



i^, ! 






at&P£»*OT4Q(Q« 



\}S^S^>S9&^G9S&aKa^&^9S!^ 







*£^S^^ 




we ^^^t-^^m-hI i 


- M^ 


_ _J|l. 


iB^ 


Jr^l 




■ flfl Ir-B^v 






Mi"^^^8 




ancak bu durum nedeni ile 
ye'se du§ulmesinin cok biiyiik bir tehlike 
olacagma dikkat cekerek, islam'in aydinlik gele- 
cegini inananlara mujdelemi§tir: 

Yeis en dehsetli bir hastahktir ki: Alem-i islam'in 
kalbine girmis.... o yeistir ki. yiiksek ahlakunizi 
"is. menfaat-i iimumiyeyi birakip inenfa- 
at-i sahsiyeye nazarimixi hasreltirmis. Hem o ye- 
istir ki, kuvvet-i maneriyemizi kirnus... Yeis mil- 
korkak. asagi ve 
balin kita- 
larinda liakiki re maneri hakim olacak re beseri 
diinyeri re nhreri * 
miyet'tir... 



^^Uflfai 




\lk mJMMi 



m 



^>3m^^H^^s$^^ie^^j^^^s^ 



•vtv:^v^'v^^vvwj^»*'jrf^flj^y> 



i 




>^.< < „ 



*'$Jr Ahir Zaman ^^S? 

/ Miijdesi 

Islam diinyasimn aydinlik gele- 
cegini bize miijdeleyen en onemli kay- 
naklann basinda Peygamber Efendimizin 
hadisleri yer almaktadir. Hadislerde ahir 
zamanm (kiyametten onceki son donemin) 
ozellikleri detayli olarak tarif edilmistir. Bu 
bilgiler incelendiginde, ahir zaman alamet- 
lerinin giinumiizde yasanan bazi olaylarla 
cok biiyiik benzerliklere sahip oldugu go- 
riilmektedir. Insanlann yaratihs amaclann- 
dan uzaklasip toplumlarda biiyiik bir ma- 
nevi cokiisiin yasanmasi, haramlarm helal 
sayilmasi, Allah'in acikca inkar edilmesi, 
diinyanm her yerini kansikhk ve kargasala- 
rm kaplamasi, ahlaki dejenerasyonun art- P 
masi, seller, depremler gibi biiyiik dogal 
afetlerin sikca yasanmasi, kurakhk ve kithk ' 
olmasi, savaslarm, catismalann ve kan dok- 
menin artmasi, bidatlarin ortaya cikmasi, 
gecim sikintisinin yayginlasmasi, biiyiik 
olaylarin ve hayret verici seylerin meydana h 
gelmesi, huzur ve istikrarm neredeyse ta- f 
mamen ortadan kalkmasi hadislerde bildi- J 
rilen baslica ahir zaman alamederidir. Cina- 





T&^iJWVWWS 






T 












fV^ yetlerin, katliamlarm, kavga- 
3 larm siddetlenecegi ahir zamanda, 
' Miisliimanlar iizerindeki baskilar da ar- 
tacaktir. Hadisler, bu donemde Miislii- 
manlara karsi zor kullamlacagini ve Mus- 
lumanlarm zulme ugrayacaklarmi bildir- 
mektedir. Oyle ki, Muslumanlarm buyuk 
cogunlugu bu baski ve zulum ortamindan 
bir kurtulus yolu bulamayacaktir. 

Bu zorluk ve kargasa ortammin ardm- 
dan ise, Allah insanhga kutlu bir kurtanci 
gonderecek, bu kurtanci vesilesiyle insan- 
lari icinde bulunduklan karanliktan aydm- 
liga cikaracaktir. "Mehdi" (dogruya ileten, 
hidayet onderi) iinvanmi tasryan bu rnuba- 
rek sahis once Islam dunyasmi ihya ede- 
cek, daha sonra da turn diinyaya barisin, 
sevginin ve giizel ahlakrn yayilmasina ara- 
ci olacaktir. Hz. Mehdi ile birlikte, Allah'i 
inkar eden ve din ahlakina karsi olan ide- 
olojiler fikren tamamen curutulecek; Islam 
ahlaki ozune, Kuran'da ve Peygamberimiz 
(sav)'in siinnetinde bildirilen gercek haline 
dondurulecek; Islam diinyasi siyasi, eko- 
nomik ve sosyal acidan giiglenecektir. 







■ -'4 



i 



. 






*XG&XS*&f&S* 



&QBXX&&EX 






Kl.tGt Kt I'AGK 




DEHSET YUZYILI 




XZ*S2Sf&&l&&&l&^^ 







-i.-i'i 'ri'iVi'ifi; 



>r _ _ S." ib, 






I cektikleri gibi, bir sahs-i manevi olmasi 

oldukca yiiksek bir ihtimaldir. (En dogru- 

sunu Allah bilir.) Kanaatimizce Hz. Mehdi, 

yiiksek bir ahlaka sahip, fedakar ve kahraman 

Turk Milleti'nin imanli ruhunu tasvir eden bir 

sahs-i manevidir. 

Yine hadislerde bildirildigi iizere, ahir 

zamanda Hz. Isa da yeniden diinyaya done- 

cektir. Isa Peygamberin ikinci kez yeryuzune 

gelecek olmasi, ahir zamanm en biiyiik muj- 

I delerinden biridir. Peygamberimiz Hz. Mu- 

hammed'in, Hz. Isa'nm yeryiiziine tekrar ge- 

lisini miijdeleyen cesitli hadislerinin yam sira, 

bu konu Kuran'da da cok acik olarak bildi- 

ilmistir. Pek cok ayette Hz. Isa'nin gelisi ile 

kesin ifadeler bulunmaktadir. Allah 

Kuran ayetlerinde Hz. Isa'nin olduriil- 

medigini, asilmadigmi, insanlara onun 



1 





~gg8g£f£& 



gggsgagggssasas g 



■*.:*' 



X 

;6sterildigi- ^ 
, onu vefat ettirdigini (yani uy- 
kudaki gibi canini aldigini) ve Kendi\ 
. / Katina yukselttigini bildirmi§tir. (Konuy- \ 
• / la ilgili detayli bilgi igin bkz. Hz. Isa Gelecek, \ 



4 '*■ 


i > ♦ 


+ 


+ 




* 


V 

1 4 


.♦. 



K 
K 
X 

jTbir benzerinin 

JL > Harun Yahya) Bu ger^ek, Nisa Suresi'nde 
I inananlara §6yle bildirilir: 

Ve: "Biz, Allah'in Resulii Meryem oglu 
Mesih Isa'yi ger^ekten oldiirdiik" de- 
meleri nedeniyle de (onlara boyle bir 
ceza verdik.) Oysa onu oldiirmediler ve 
onu asmadilar. Ama onlara (onun) ben- 
zeri gosterildi. Ger^ekten onun hakkin- 
da anlasmazliga diisenler, kesin bir 
siiphe i^indedirler. Onlarin bir zanna 
uymaktan baska buna iliskin hi^bir 
bilgileri yoktur. Onu kesin olarak ol- 
diirmediler. Hayir; Allah onu Kend 
ne yiikseltti. Allah iistiin ve gu^liidiir, 
hiikiim ve hikmet sahibidir. (Nisa 







"3T5 



Islam bialIGI ne cacjji 



Vr ^ i " " 




Kuran'da Hz. isa ile ilgili bildirilen bir diger gercek de, 
Hz. Isa'nin yeryiiziine ikinci kez gelecegidir. Kuran'da bir- 
gok ayette haber verilen bu miijde, Peygamber Efendi- 
miz'in hadislerinde de yer almaktadir. Aynca pek cok Islam 
alimi de Hz. Isa'nin yeryiiziine ikinci kez gelisi ve bu gelisi 
sirasinda nasil bir ortam olacagi hakkmda cesitli eserler ha- 
zirlamislardir. (Hz. Isa'nin yeryiiziine ikinci gelisi ile ilgili 
deliller hakkmda daha detayli bilgi icin bkz v Harun Yahya, 
Hz. Isa Gelecek) 

Hz. Isa yeryiiziine tekrar geldiginde, Allah'in ayetinin 
bir tecellisi olarak, tiim peygamberler gibi insanlar arasm- 
da sayginhgiyla, seckin ve onurlu olusuyla taninacaktir. 
Gorenler onu daha bakar bakmaz taniyacak, kalplerind* 
hicbir siiphe olusmayacaktir. Hz. Isa'yi insanlara tanitan - 
onemli alametlerden biri de, diinyada hicbir akrabasir 
ailesinin, eskiden tanidigi tek bir kisinin olmamasidir. 




f'feS^SSSSSl^SSaSS 



'■■"W 



*^ il ^ '^ ffc f r I rtffc ^rf d J i h n * *^ H n h *^i Al hit *-h, 




ai®«SS*3*SRS*3** 






'■ 



ISLAM UltiUGl Ptt fAGRj 



3 



& 



>: 



^ 



> 



Hz. Isa yeniden yeryiiziine geldi- 

ginde, onun fiziksel ozelliklerini, simasini ya 

da ses tonunu bilen tek bir kisi dahi cikmayacakhr. 

Diinya uzerinde bir kisi bile, "ben onu onceden tani- 

yordum" diyemeyecektir. (^iinkii onu taniyan tiim insan- 

lar bundan yaklasik 2000 yil once yasamis ve olmiislerdir. 

Hz. Isa geldiginde Kuran ile hiikmedecek, bu donemde 

Hiristiyan diinyasi da icine diistiigii hurafelerden siynlacak, 

Hz. Isa onlari Kuran ahlakma gore yasamaya davet edecektir. 

Boylece islam ve Hiristiyan diinyasi tek bir inancta birlesecek, 

diinya "Altincag" olarak adlandinlan, bans, huzur, giivenlik, 

mutluluk ve refahm hakim oldugu yepyeni bir doneme girecek- 

tir. Altmcag, tipki miibarek Peygamber Efendimiz donemindeki 

gibi, bir Asr-i Saadet donemi olacaktir. Yeryiizii daha once zu- 

liimle doluyken, adaletle dolacaktir. Uriinler ve malda bolluk 

yasanacak, insanlar yardima ihtiyag duyan birini bulamaya- 

caklardir. Teknolojide ve bilimde yasanan gelismelerle, insan- 

larm yasam kalitesi yiikselecek, rahathk ve konfor artacaktir. 

insanlar nereye baksalar, bolluk ve giizellik goreceklerdir. 

insanlar bu donemde yasamlanndan o kadar memnun 

olacaklardir ki, hadislerde bildirildigi iizere, yashlar 

gene olmayi dileyeceklerdir. 

Burada kisaca ozetledigimiz ahir zamanda 
yasanacak gelismelerle ilgili olarak, Hz. Mu- 
hammed (sav)'in bildirdigi hadislerin ba- 



zilan asagida yer almaktadir 



/** 






^.^ v m^\ ■vy , ,> l .' 1 ' 



.Xr^v^^r^rgL 






1MB UN tAHtA 



V 



r 



^ 



i 



//s. MehdVnin Cikacagi 
Ortamin Ox-ellikleri: 



Kiyamet yaklastigi zaman ve miiminlerin kalbi; 

Slum, achk, fitneler. s hi. bid'atlerin 

ortaya cikmasi, einri bit leliyi anil miinker (iyi- 

ligi emre >n menetme) imkanlarinin kaybolmasi 

gibi sebe/i -m beiiini erlatlarimdan Meh- 

di He Cenab-i Hak siinnetleri ihya eder. Oiiun adalet ve bere- 

keti He miiminlerin kalbi ferahlar. Acem (Arap olmayan) ve 

la iiffel ve mn/iabbet yerlesir.50 

Diinya herc-ii mere (fitne. dagimkhk) icinde kaldigmda, fitneler 
znhnr elli'j. Jade, bazilari bazisina hiicum et- 

tiginde, bi merliamet etmedii karh dav- 

ranmadiginda Allah, bn sirada onlardan adavetin kokunii ka- 
ziyarak dalalet kalelerini fethedeeek ve evvelce benim ayakta 
tnttngiim gibi. ahir zamaninda dini ayah k. onceden 

znliimle dolu olan diinyayi adaletle doldnracak birini (Meh- 
di) gonderecektir.51 

Magrib'de (batida) karisikhklar. fitneler ve korku ola- 
cak... Fitneler cogalacak. 52 
Hicbir tarafm ondan mahfuz kalmayacagi bir fitne 
znhnr edecek, bn fitne kaldigi yerden hemen 
baska bir ilacak... 53 






V 









BiiiHiiJiiJHJinpMwi 



i 



35fS*SE*3*SI3*SWS 



S8£2£SgSS*3S3£ 






ISLAM UltiUGl Ptt fAGRj 



<r 



I 






ire. millet lev arasmda 
ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasinda 
fitneh in:. .53 

Masum insanlar kail < 

ve katliamlara yerde ve gSktekiler. artik lahanimiil edemez 
bir hale g i/inr edecektir...^ 

Hz. Mehdi Donemiiule Yasaiiacak Hayat: 

Hz. Peygamber (sav) en basta Islam' i nasil ayakla tuttuysa, Hz. 
Mehdi de 

Diismanlik ve kini de kaldiracaktir... Kap su He doldngu gibiyer- 
yiizii barisla dolacaktir. Din birligi de olacak. artik Allah'tan 
baskasina tapilmayacaklu: Sara run buakacak. 57 

Oniin zamaiuiida kurtla koyuii birarada oynayacak, yilanlar 
cocuklara zarar vermeyecektir. 

insan bir avuc tohuni atacak. TOO edecektir. 

Riya, riba, zina. icki kalmayacak. Smarter nzayacak ve 
emanet zayi olmayacaktir. 
KStiiler ize bug- 

zedece ktir. 58 



6> 






J> 






^^xyv^v.^-,.>x>v^^ 






1MB UN tAHtA 



< 



^ 



* 



hisanlara mall ve esyayi dagitirken, 
saymadan bol bol verecektir.59 

Hicbir kimse arasinda bir diismanlik kalmayacak- 

■■■.■■■..■■.'■■ .' . ' ' ....'■: '"" 

muhakkak ka; 

... zaman, yer ve gok elili. biitiiu yabaui liayvanlar, ku§- 
lar. hatta denizdeki bahklar bile oiimi rineeek- 

lerdir. Oiuui devrinde. akan irmaklar bile suyunu fazlalas- 
tiracaktir. Hz. Me/idi hazineleri eikaracak..M 

Benim iimmetim o devirde oyle bir refah bulacak ki, o giine 
dek oiiun benzerini kesinlikle bulmamistir. . .62 

Oiuui adaleti her yeri kaplayacak. Zuliini re fiskla dolu 

olandiii iktir... 

dolu olneak ve It 

yanlarinda hie erkek olmaksizui rahutlikla hacca gi- 

deceklerdir.63 






m 






v 









ta^mgit^m 



i 



*SC*E2S*3SS*3*S3*S 



g*©eae*ffi«essgag 



teWJftVfcfe'JEgB 



S&GXSX&SXS&SGEXSm 



WUM HI! 






■ft 



I 









D 






Burada sadece belirli bir kismina yer ver- 
digimiz hadisler de acikca gostermekte- 
dir ki, Islam dunyasmi cok onemli ve bii- 
yuk gelismeler beklemektedir. Allah, her- 
sey icin oldugu gibi Islam toplumlan icin 
de bir kader cizmistir. "Allah, nurunu ta- 
mamlamayi dilemektedir." (Tevbe Suresi 
32) ayetiyle bildirildigi gibi, Kuran ahla- 
kinin turn diinyaya yayilarak, din-disi fel- 
sefelerin fikren yikilacagi, yeryiiziinden 
fitnenin kaldinlmasiyla tiim insanhga ba- 
ns ve kurtulus gelecegi Rabbimiz'in bize 
bir miijdesidir. Islam ahlakinin diinyaya 
yayilacagi, insanlarm bansa ve guvenlige 
kavusacagi giinler Allah'in izni ile pek ya- 
kmdir. Unutmamak gerekir ki, Allah'in 
samimi iman edenlere vaadi, "onlari da 
kendilerinden oncekiler gibi giic ve ikti- 
dar sahibi kilmaktir." Ayette soyle buyu- 
rulmaktadir: 

Allah, i^inizden iman edenlere ve salih 
amellerde bulunanlara va'detmi§tir: Hi<: 







* s tt**A*>,<>*s*MK 



^&'\^J£'^£^'^'£^4'P>^&W: 



■ r "i< Mnr--n " 



siiphesiz onlardan oncekileri nasil 
'gu<: ve iktidar sahibi' kildiysa, onlari 
da yeryiiziinde 'gixq ve iktidar sahibi' 
kilacak, kendileri icjin se^ip begendigi 
dinlerini kendilerine yerlesik kilip 
saglamlastiracak ve onlari korkulann- 
dan sonra giivenlige ^evirecektir. On- 
lar, yalnizca Bana ibadet ederler ve Ba- 
na hi^bir seyi ortak kosmazlar. Kim 
bundan sonra inkar ederse, iste onlar 
fasiktir. (Nur Suresi, 55) 
Her Miisliiman, ahlakmi giizellestire- 
rek, islam'm ve Miisliimanlarm yararina 
yaptigi hayir islerinin sayisim olabildigince 
artirarak en giizel sekilde bu kutlu donem 
icin hazirlanmalidir. Musliimanlarm, insan- 
lann dalga dalga Allah'in dinine girdiklerini 
gorecekleri zamanin bir an once gelmesi 
icin, yapmalan gereken en onemli hazirhk- 
lardan biri ise, Islam diinyasimn birligini 
saglamak olacaktir. 





?^>^>^^>^., .J&~&.*>*Z*Z* t 









■' 

Islam Diinyasina (Jagri 

Bugiin artik tiim diinyada din karsiti fikir sistemleri cokme- 
ye yuz tutmus, insanlar Allah'a imana ve din ahlakma yonelme- 
ye baslamislardir. Dahasi Islam, diinya giindeminin en onemli 
konusu olmus, insanhgin dikkati Hak dine cevrilmistir. Icinde 
bulundugumuz devrin teknolojik imkanlari ise, Miisliimanlarm 
hem birbirleri ile is birligi yapmalanni kolaylastirmis hem de in- 
sanlara Islam ahlakimn guzelliklerini anlatmak icin her tiirlii kit- 
le iletisim imkanmi saglamistir. 

Ancak bir taraftan da Islam diinyasinin bir kisminda fakirlik 
ve cehalet vardir. Bundan yararlanan birtakim kimseler, sozde Is- 
lam adina Islam disi eylemler yaparak, diinyanin goziinde Miis- 
liimanlan zan altmda birakmaktadirlar. Islam ahlakina karsi olan 
bazi cevreler de, Miisliimanlarm bu durumundan yararlanarak 
onlara karsi her tiirlii zulmii uygulamakta, daha biiyiik zuliimle- 
ri de planlamaktadirlar. 

Qoziim, tiim Miisliimanlan birlestirecek ve onlara dogru yo- 
lu gosterecek bir Islam Birligi'nin kurulmasidir. Islam Birligi'nin 
kurulmasi icin cahsmak, her Miisliimanm gorevidir: 

Tiim Miisliiman hiikiimetler, Islam Birligi'ne 
hazirlanmahdir. Diger Miisliiman iilkelerle 
aralanndaki iliskileri gelistirmeli, bir yan- 
dan da gercek Islam ahlakimn kendi iilkele- 
rinde de daha iyi yerlesmesi icin kiiltiirel faali- 
yetlerde bulunmahdirlar. 

Tiim Miisliiman sivil toplum kuruluslari, 
cesitli organizasyonlar, vakiflar, medya mensup- 
lari, kanaat onderleri; Miisliimanlar arasmdaki 
ayrimlann giderilmesi, birlik ve beraberligin 
saglanmasi icin caba gostermelidirler. 



P kurulr 

J 



.-e>^MJbePBq 






g@Bfe*sa«gag 






■■■Mi 



-«t ^ 






"_ ' 



.-.-,■' 



■ 



Her Miisliiman birey, gittigi camide, okudugu okulda, is ye- 
rinde, ziyaret ettigi internet platformunda, iiyesi oldugu vakifta 
veya kurulusta, diinya Miisliimanlannin birligi icin caba goster- 
meli, diger Miislumanlan bu konuda tesvik etmelidir. 

Diinyaya lsik tutacak, hem Miislumanlara hem gayrimiis- 
limlere giizellik sunacak, yeryiiziine adalet ve ban§ getirecek o 
biiyiik Islam medeniyetinin yeniden yesermesi tiim Miisliiman- 
lann duasidir. Allah'in izni ile, Islam Birligi'nin kurulmasi, tiim 
bu giizelliklere bir vesile olacaktir. 

Bu kutlu gorevde hizmet yiiklenmek isteyen Miisliimanlar; 
Gelin, Miisliimanlarin arasini bulalim. Birbirinin camisinde 
namaz kilmayan, selamlasmayan, birbirinin yazdigi kitabi oku- 
mayan, ufak bir fikir farkhhgi nedeniyle kardesine diisman kesi- 
len Miisliimanlarin arasini bulalim. Bu gibi yapay aynmlar kalk- 
sm. Allah'in evleri olan camiler, su veya bu grubun, su veya bu 
mezhebin degil, tiim Miisliimanlarin mescidi olsun. Her Miislii- 
man birbiriyle selamlassin, birbiri ile sohbet etsin. Birbirine hos- 
gorii gostersin. Cemaatsel veya kisisel uzlasmazhklar son bul- 
sun. Ve tiim Miisliimanlar, elbirligi yaparak, tevazu ve hosgorii 
icinde, Allah'a daha cok yakinlasmak, O'nun dinine 
daha cok hizmet etmek icin cahssinlar. 

Ve Allah'in bizlere verdigi su emri hicbir za- 
man unutmasinlar: 

Allah'in ipine hepiniz simsiki sanhn. Dagihp ayril- 
mayin. Ve Allah'in sizin iizenizdeki nimetini ha- 
tirlayin. Hani siz dii§manlar idiniz. O, kalplerinizin 
L arasini uzlastinp-isindirdi ve siz O'nun nimetiyle 
fj j|r kardesler olarak sabahladimz. Yine siz, tarn ates ^u- 
ic kurunun kiyisindayken, oradan sizi kurtardi. Umu- 
lur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini 
boyle a^iklar. (Al-i Imran Suresi, 103) 





©«^3S3©£S*3*SR? 




Wm